Sevdiklerim Görmeyen Gözüm Oldular

Vatan İçin Gözümü Kaybettim Bugünde Canımı Veririm

Sevdiklerim Görmeyen Gözüm Oldular
Sevdiklerim Görmeyen Gözüm Oldular
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Emrah Çilenger, 1972 yılı Isparta doğumlu. Hayali olan askerlik mesleğine adım attıktan sonra gazilik onuruyla şereflendirildi. Operasyon için bindiği helikopterde merminin kafasına isabet etmesiyle sol gözünü kaybetti. Çocukluktan asker olma isteğini içinde barındıran, vatan uğruna PKK’lı hainlerle girdiği çatışmada gözünü kaybeden Çilenger, ‘Vatan için dün gözümü kaybettim, bugünde canımı veririm’ dedi.

Olayın yaşandığı gün hem kendisinin, hem de annesinin içerisinde büyük bir heyecan ve tarif edilemeyen bir duygu olduğunu ifade eden Gazi Emrah Çilenger, gazilik şerefine nail olmasının hikayesini Demokrat okuyucuları ile paylaştı.

Sevdiklerim Görmeyen Gözüm Oldular

KÜÇÜKLÜKTEN BERİ ASKER OLMAK İSTERDİM

Eğitim hayatımı Isparta’da tamamladım. Askerliğimin gelmesini beklerken bir lokantada çalışmaya başladım. Askerlik celbinin gelmesiyle acemi birliği için Manisa Kırkağaç 6. Jandarma Komando Alayı’na gittim. Askerliğimi çavuş olarak yaptım. Benim küçüklükten bu yana gelen askerlik hevesim vardı ve orada uzman çavuş sınavlarına girmek için çok çaba gösterdim. Bölük komutanım beni çok severdi ve bana hep “Oraya gidip şehit olursun, askerlik çok zor oğlum” derdi. Ben de ona ısrarla istediğimi söylerdim ama beni sınavlara göndermedi. Bu benim içimde hep bir ukde olarak kaldı. 26 Ağustos 1992’de askerliğimin bitiminden itibaren hemen Ankara’ya gittim ve sınav başvurusu yaptım. 1993 senesinde sınavı kazanıp, 1994 yılında Foça Komando Okulunda kursiyer Uzman Çavuş olarak göreve başladım. Foça’dan Tunceli Özel Harekat Grup Komutanlığı’na atandım. Benimle birlikte olacak timle beraber üç ay çok zorlu bir eğitim gördük ama gördüğümüz eğitim bana başarı olarak geri döndü. Görevimizi tamamladık ve oradan Tunceli’ye hareket ettik. Tunceli’de Bölge Komutanlığı’nda alışma süreciyle birlikte göreve başladım. Timle beraber çok sayıda çatışmalara girdik. Kimi operasyondan boş dönerken, kimi operasyonda uzun süreli çatışmalara girdik. 15 Mayıs 1995’te vurulduğum güne kadar bu süreç böyle devam etti.

ASKERİYEDE ARKADAŞLIK ÇOK BAŞKAYDI

Timin en kıdemlisi olarak görev yaptığım esnada kaldığımız misafirhanede 12-13 arkadaştık. Diğer Tim iki gün önce operasyona gitmişti ve grup komutanımızın bize bu sefer siz bölgede kalacaksınız demesiyle biz bölgede kalmıştık.

Ben çocukluğumdan beri her sabah 05.00-06.00 gibi uyanırdım. Yine bir sabah 06.30 sularında Başçavuşumuz geldi. Gelmesiyle beraber bana bir arkadaşımı kaldırmamı, operasyon bölgesine helikopterle dürbün gideceğini ve orada akşama kadar görev yapılacağını söyledi. Askeriyede arkadaşlık çok farklı düzeydeydi ve hepsi benim için çok değerliydi. Misafirhaneye doğru bir adım attım ve geri döndüm. Arkadaşlarımı kaldırmaya kıyamamıştım ve komutana ben giderim diye söyledim. Orada bulunan iki kişiyle beraber gerekli malzemeleri yanımıza aldık. Tüfeği yanıma alıp, dürbünü helikopter pistine çıkardım ve beklemeye başladım.

İlk gelen helikopter ufak bir arızadan dolayı kalkış yapamadı ve diğer gelecek olan helikopteri beklemek durumunda kalmıştım. Ardından helikopter geldi ve ben helikoptere geçiş yaptım.

Sevdiklerim Görmeyen Gözüm Oldular

İLK ÇATIŞMAYDI AMA BİZ BAYAĞI KELLE ALMIŞTIK

Tunceli’nin bir bölgesine operasyona çıktık. Saat 09-10 sıralarında belli mesafede tim olarak ilerlerken, diğer devre timleri de sol çaprazımızdan ilerliyor. Biz karşı tepeye çıkıp bölgenin hakimiyetini alacaktık. Biz tam düzlüğe geldiğimizde benim şehit olan en yakın dostum vardı. Diğer tim o esnada PKK unsurlarının bulunduğu alana yaklaşmışlar ve aralarında 50 metre kadar kısa bir mesafe varmış. O anda bir patlama oldu. İlk İbrahim diye bir arkadaşım vardı o yaralanmış. Boynunun altından mermi sıyırmış ve o yere düşmüş. O esnada diğer teröristler bizi hedef almış. Yanımda ki arkadaşımla aramızdan bir mermi geçti. Ben olduğum yerde kaldım, arkadaşım benim hemen önüme çöküp, Emrah sen de çök diye bağırdı. O anın etkisiyle ben donup kalmıştım. Mermi atıyorlar, ben yerimde duruyordum. Arkadaşım bir anda beni yere attı ve resmen üzerimizden mermi yağıyordu. Biz merminin nereden geldiğini bile anlayamıyorduk. Olayın durulmasıyla kendime bir güven geldi ve tepeyi almak için, koşarak tepeye çıktık. Onlar ateş ediyor, biz koşuyorduk. Tepeye yerleşmemizle, yaralı arkadaşımızı çıkarmaya çalıştık. PKK unsurları biz arkadaşımızın yanına yaklaştırmamak için çok çaba sarf ettiler. Adamlardan görüntü aldıkça biz de ateş etmeye başlamıştık ama onlar sağlam mevzilenmişti. Biz helikopterleri çağırdık, arkadaşı aldık. Ertesi sabah helikopter zor şartlar altında iniş gerçekleştirip arkadaşımızı hastaneye götürdü. Biz hala çatışmaya devam ediyorduk. Oradan çok sayıda kelle aldık. Biz sadece bir yaralı vermiştik o operasyonda.

İÇİMDEKİ SEVİNÇ O GÜN HAT SAFHADAYDI

Helikopterin hareketlenmesiyle beraber içimde anlamlandıramadığım duygular hat safhadaydı. Hem sevinç gibiydi hem daha farklıydı. Teslimat bölgesine varıldığında diğer timi aldık. Onlar daha bir aylık askerdi ve tecrübeleri yoktu. Ben helikopterdeyken devamlı araziyi incelerdim ve o gün yine inceliyordum. İçimdeki o duyguyu hiçbir şekilde anlamlandıramıyordum. O kadar operasyona gittim, o kadar helikoptere bindim ama bu sefer her şey çok farklıydı. Pertek bölgesine geldiğimizde helikopter alçalmaya başladı. Bölge kayalık olunca yere inememiştik ve tekrardan helikopter yükseldi. Helikopter inişi gerçekleştirmedikçe benim içimdeki o duygu daha da arttı. Aşağıya bakmaya başlamıştım ve iki ayrı koyun sürüsü gördüm çobanlarla beraber. O an işkillendim çünkü köy bayağı ilerideydi ve çobanların orada olması normal değildi. Helikopter tekrar alçalmaya başladı ve bir anda mermi sesleri gelmeye başladı.

MERMİ ÇEKİRDEĞİ GÖRÜLMEZ AMA BEN GÖRDÜM

Helikoptere gelen mermilerle, ateş yiyoruz dememle beraber, kafamı sola çevirdim. Normalde mermi çekirdeği görülmez ama ben o an gördüm. O an merminin kafama gelmesiyle beni birisi itti gibi oldu. Kafama gelen mermiyle beraber sol gözümden vuruldum. Kendimi yere attım ve tekrardan ateş yiyoruz diye bağırdım. O anda zaten herkes toparlandı ve helikopter tekrar yükselmeye başladı.

Yaklaşık 15 metre mesafede PKK unsurları vardı ve o an onlarda paniklemiş. İlk ateşte yanımdaki arkadaşım vuruldu ve şehit olmuş. Ben şehit olduğunu bilmiyordum. Helikopterin içerisindeyken, arkamızdan iki tane roket atmışlar. Eğer o roketlerden birisi isabet etseydi 28 kişi olarak hepimiz şehit olurduk. Pilotların helikopteri o an yükseltmesi bizim canımızı kurtardı.

Sevdiklerim Görmeyen Gözüm Oldular

BEN BURADA ŞEHİT OLURUM DEDİM

Elimi gözümden çektiğim an baktığımda, elim kan içerisindeydi. O an orada artık her şey değişti. Arkadaşın yanında şehit oluyor ve senin o an düşünebildiğin tek şey her şeyin bittiği oluyor. İnsanın o an aklına ister istemez sadece ailesi geliyor. Ben burada şehit olurum, bu artık son nokta dedim kendi kendime. Kafama bir mermi yemiştim ve bunun sonucunu sadece ölüm olarak düşündüm. Beni çok zorlu şartlar altında Elazığ’a götürdüler. Elazığ’da hava alanına inmek zorunda kaldık. Ambulansla beni aldılar, şehit arkadaşımı da benim yanıma koydular. O an ki yaşadığım duygunun tarifi yok. Onunla beraber Elazığ Askeri Hastanesi’ne gittik. Orada ilk müdahalemi gerçekleştirip, Fırat Üniversitesine sevk ettiler. Ameliyatım 8 saat kadar sürmüş. Gece yarısı kendime geldiğimde her yerimde serum bağlıydı.

BENİM O AN İÇİN TEK DERDİM GÖREVE DÖNMEKTİ

Ameliyatım sanırım çok zorlu geçmiş. Ben gözde solağımdır. Sol gözüm kapandığında, sağ gözümde kapanır ve normalde açamam. Sol gözümden nişan alırdım hep. Ayıldığım ilk an yanımda bir asker daha vardı ve ona, bana ne oldu diye sordum. İlk başta hiç bir şey hatırlamıyordum. Bana komutanım iyisiniz dedi. Ne oldu diye ısrarla sormamın ardından bana bir ameliyat geçirdiniz dedi ve o an hatırladım her şeyi. Ufak bir şey oldu herhalde diye düşünüyordum. Kendi kendime hesaplamaya başlamıştım. İki üç gün kadar burada yatarım, ardından tekrar göreve dönerim. Benim o an için tek derdim göreve dönmekti. Süreç ilerlemeye başladı ve gece yarısı oldu. Ailemin olaydan hala haberi yoktu. Abim farklı şehirde askeriyede görevli olduğu için, benim Tunceli’de bulunan askerimden haber almış. Bahsettiğim askerim iş için Tunceli’ye gelmiş ve beni sorduğunda durumumu öğrenmiş.

BENİM GÖZÜMÜ ÇOKTAN ALMIŞLAR

O an için durumumun nasıl olduğundan telefon vs olmadığı için devrelerimin de haberi yoktu. Mermi kafama geldiği için herkes şehit olduğum düşüncesine girmiş. Askerim bir şekilde Gaziantep’te olan abime ulaşmış. Yaşadığım olayı abime anlatmasıyla abim apar topar karayolu ile gece Elazığ’a gelmiş. Annemler o gece yarısı öğrenmişler. Annem o gün benim hissettiğim duygularla aynı duyguları hissetmiş. Gün içerisinde tamamen telaşlı ve ne hissedeceğini bilmeyen bir durumdaymış. Abim ilk akrabalarımızı aramış, o esnada daha hala ailemin haberi yokmuş. Eniştemlerin hastaneden benimle ilgili bilgileri almasının ardından aileme nasıl açıklayacağız düşüncesine girmişler. O gün birçok kez ailemin evinin kapısından dönmüşler ve en son gece yarısı aileme bahsetmişler. Kapıyı çaldıklarında annem direkt anlamış ve başlamış ağlamaya. Apar topar araç ayarlamalarının ardından yola çıkmışlar. Ertesi gün abim yanıma geldiğinde ben de biraz toparlanmıştım. Ben hala iyileştim diye düşünüyordum oysa benim gözümü çoktan almışlar. Komple gözümü boşaltmasalar, iki göz de birbirine bağlantılı olduğu için diğer gözümü de kaybetme durumum varmış. Ailem geldiğinde görüştük ve o ilk geldikleri an çok duygusal anlar yaşadık.

Sevdiklerim Görmeyen Gözüm Oldular

BENİM İÇİN FİLM ORADA BİTMİŞTİ

Ertesi gün oldu ve ben moralim bozuk olduğu için beni Isparta’ya götürün diye ısrar ettim. Orada bulunmak istemiyordum. Ben burada bir süre kalacağım, ardından hava değişimi verecekler ve sonrasında da tekrardan göreve başlayacağım hissiyatıyla devam ediyordum.

İşlemler yapıldı dikişlerimi aldılar. Ben içimdeki soruyu sormak için bekliyordum. Dikişler alındı ama gözüm kapalı olduğundan dolayı, ilk açıldığında gözümün göreceğini sanıyordum.

Doktora ne zaman iyileşir ve göreve başlarım dedim, bana Emrah önce sakin ol dedi. Israrla sormamın ardından bana dönüp, o gözünü almak zorunda kaldık diye açıklama yapınca ben orada filmi kopardım. Hemen hemen Isparta’ya gelene kadar da kimseyle konuşmadım.

MAYIS AYINDA GÖZÜMÜ KAYBETTİM, AĞUSTOS AYINDA YENİ BİR GÖZÜM VARDI

Buradaki gazi arkadaşlarımızın hepsi bu vatan için canını verir. Ben askerliği oldum olası hep sevdim, hala daha seviyorum. Isparta’ya geldik ve 20 gün kadar burada kaldım. Burada kaldığım süreçte hastaneye gidip geliyordum ve ilaçlarımı kullanıyordum. İstirahatimin bitiminde Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) gittim. Orada göz bölümünde tedavim devam etti. Süreç devam ederken biraz toparlanmaya başladım. Gözüm bantlı bir şekilde dolaşıyordum ve zorlanmaya başlamıştım. Çünkü bir cismi tutarken, ya da yolda yürürken hizayı sağlayamıyordum. En son protez yapmaya karar verdiler. Oradaki Albay’ım beni sağ olsun motive etmişti ve yaşayacağım süreçleri anlatmıştı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) görev yapamaz diye raporumu hazırladılar. Orada Gazilik şerefine ulaşıp, Gazilik unvanını almıştım. İyileşme süreci devam ederken, Isparta’ya geldim. Protez için randevu aldım ve beş gün gibi bir sürede göz protezim yapıldı. Mayıs ayında gözümü kaybettim, ağustos ayında yeni bir gözüm vardı. Görmese de yeni bir göze ulaşmıştım.

KÜÇÜKKEN ŞEHİT CENAZELERİNE KATILIRDIM

1996 yılının başında da emekli oldum. Sonraki süreçte hep Isparta’daydım ve Isparta’ya alışmaya çalışıyordum. O esnada burada benden başka gazi olduğunu düşünmüyordum. Şehitleri biliyordum, çünkü çocukluğumda hep şehit cenazelerine gidiyordum. Burada Mimar Sinan Caddesinde şehit cenazeleri olurdu. Şehit cenazelerinden çok etkilenirdim. O kadar kalabalık oluyordu ki o cenazeler, herkes etkileniyordu. Şehidimizi el üstünde götürüp defnederlerdi ve ben de hep giderdim.

HEM ARKADAŞLARIMI GÖREYİM, HEM ONLARLA VEDALAŞAYIM

Tedavi süreçlerimin bitmesiyle, Kasım ayı gibi Gaziantep’e abimin yanına gittim. Oradan da Tunceli’ye hem arkadaşlarımı göreyim, hem de onlarla vedalaşayım diye gittim. Sağ olsunlar güzel bir karşılama yaptılar ve ben de herkesle helalleştim. İki gün orada kaldım ve ben üçüncü gün oradan ayrılırken onlar da göreve çıktılar. Ben Isparta’ya döndüm ve 1996 yılının sonunda eşim Belgin’le evlendik. 4 evladım var, üç kız bir erkek. Onlar bana umut oluyor, destek oluyorlar. En büyük desteğim ailem” dedi. (Sümeyye Savcı)

18 Ara 2023 - 09:20 Isparta/ Isparta- Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat32 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat32 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat32 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat32 değil haberi geçen ajanstır.