Stres Kalbi Tetikliyor

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ercan Varol kalp hastalıkları ile ruhsal stres arasında büyük bir ilişki olduğunu belirtti.

SDÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Varol son yıllarda, günümüzde çeşitli sebeplere bağlı stres ve kaygı bozukluklarının arttığına dikkat çekerek, “Kişinin yapısına göre stres sıklıkla baş ağrısı, sırt ağrısı, göğüs ağrısı, mide yakınmaları, gaz şikayetleri, dışkılama düzensizliği, adet düzensizliği, halsizlik, uyku düzensizliği, kan şekerinde yükselme, tansiyon yüksekliği ve kalp hızında artış şeklinde kendini gösterebilir” dedi. Aynı ilişkinin kalp hastalıkları semptom ve bulgularıyla, ruhsal hastalık semptom ve bulguları arasında da olduğunu ve bunun çoğu zaman gözden kaçtığını açıkladı.

Dr. Varol son yıllarda pandemi, ekonomik şartlar gibi nedenlerle kalp hastalığı şikayetleriyle kardiyolojiye başvuran ama kardiyak muayenesi ve tetkikleri normal çıkan çok sayıda anksiyete (kaygı) bozukluğu, depresyon, panik atak ve diğer psikosomatik bozukluklara rastlandığını ama bu hastaların çoğunun kendi hastalıklarıyla ilgili branştan tedavi almadığını söyledi. Bu yüzden hastaların doktor doktor, hastane hastane gezdiğini ama hiçbir zaman iyileşemediğini belirtti. Dr. Varol açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Bedensel yanıta sebep olan gerçek ya da hayal edilmiş herhangi bir tehdit insanda strese yol açar. Stres ciltte, kalp-damar sisteminde, sindirim sisteminde, kaslarda, saçta, bağışıklık sisteminde ve daha pek çok organ sisteminde olumsuz etkiler oluşturur. Günümüzde ekonomik şartlar, gelecek kaygısı, kovid-19 pandemisi, insanların yalnızlaşması ve savaş, insanlarda stres ve kaygıyı ileri düzeyde tetiklemiş bulunmaktadır. Kişinin yapısına göre stres sıklıkla baş ağrısı, sırt ağrısı, göğüs ağrısı, mide yakınmaları, gaz şikayetleri, dışkılama düzensizliği, adet düzensizliği, halsizlik, uyku düzensizliği, kan şekerinde yükselme, tansiyon yüksekliği ve kalp hızında artış şeklinde kendini gösterebilir.

Kalp-damar sisteminde ise stres, artmış stres hormonu yani adrenalin düzeyi ile kan basıncı, kalp atım hızı ve kalp kaslarında kasılmanın hızı ve şiddetini artırır. Ayrıca kalbi besleyen koroner damarlarında büzülme ve kan pıhtılaşmasına eğilimi artırarak kalp krizi riskini tetikleyebilir. Bunlar anksiyete (kaygı) bozukluğu panik atak hastalığı olmayan ama ciddi düzeyde stresi olan kişilerde de gözükebilir.” Dr. Varol burada psikiyatrik olarak normal kişilerdeki artmış stres ile kaygı bozukluğu panik atak gibi hastalıkların ciddi manada birbirine karışabildiğine dikkat çekerek şöyle devam etti “Anksiyete (kaygı) bozukluğu ve panik atak başlı başına ayrı hastalıklar olup bunların ciddiyetle ilgili branş hekimlerince tedavi edilmesi gerekir. Özellikle 35-40 yaş altı pek çok kişi yukarıda belirttiğim günümüz şartlarındaki stres faktörleri nedeniyle göğüs ağrısı, göğüste baskı, çarpıntı, nefes darlığı, kollarda ellerde uyuşma, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi şikayetleri ile kardiyoloji, dahiliye, nöroloji ve göğüs hastalıkları polikliniklerine başvurmaktadır.

Son 2-3 yılda bu hastaların sayısında çok önemli bir artış olmuştur ve bu artış giderek artmaya devam etmektedir. Bu hastalarda önce temel non-inaziv yani girişimsel olmayan tetkikler yapılıp organik bir neden olup olmadığı araştırıldıktan sonra belirli bir neden bulunamazsa psikiyatrik nedenler düşünülmeli ve ilgili branşa yönlendirilmelidir. Bu yapılmazsa ve hatta hastalara gereksiz ileri tetkikler yapılırsa ve gereksiz ilaçlar verilirse hasta hiç iyileşemediği gibi şikayetleri daha da çok artacaktır. Kaygı bozukluğu ve panik atağın en az 100’e yakın semptomu vardır ve pek çok hastalığı taklit edebilir. Anksiyete nöbeti veya panik atak geçiren kişi kalp krizini taklit eden göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ellerde kollarda uyuşma, baş dönmesi gibi şikayetler ile kalp krizi geçiriyorum ölüyorum diyerek acile veya kardiyoloji polikliniğine başvurabilir.

Normal bir insanın strese verdiği tepki ile anksiyete ve panik hastalığını ayırt etmek gerekir. Çünkü anksiyete, depresyon, panik atak ciddi ve uzun süreli tedavi ve takip gerektiren tedavi edilmez ise kronikleşebilen bir durumdur. Bunun dışında hastada yeni tespit edilen kalp hastalıkları özelikle ilk dönemlerde bazı kişilerde anksiyete bozukluğuna sebep olabilmektedir. Bu durumda hem kalp hastalığını hem de anksiyete bozukluğunu birlikte tedavi etmek gerekir.” Hastayı beden ve ruh olarak bir bütün olarak görmek ve hep böyle değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Varol insanın sevdiği kişilerle dostlarıyla vakit geçirmesinin, hobilerle (müzik, sanat, spor, bahçe, evcil hayvan…vb) uğraşmasının, inancına göre dini ritüellere zaman ayırmasının, özellikle açık havada yürüyüş yapmasının, hayata olumlu bakmaya çalışmasının, seyahat etmesinin, hoşlandığı müzikleri dinlemesinin ve hayatta çok hırslı olmamasının stresi önemli oranda azaltan faktörler olduğunu ve bunun da kalp damar hastalıkları dahil pek çok hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde azalttığını ve bunun da insan ömrünü uzattığını sözlerine ekledi. (Haber Merkezi)

07 Mar 2022 - 12:22 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat32 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat32 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat32 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat32 değil haberi geçen ajanstır.