Kentsel Dönüşüm Kanununa CHP’den Tepki

Cumhuriyet Halk Partisi İl Teşkilatı Kentsel dönüşüme yönelik düzenlemeri içeren kanun teklifi ile alakalı bir basın toplantısı düzenledi.

Toplantıya İl teşkilatı, partililer ve basın mensupları katıldı.Düzenlenen basın toplantısında görüşlerini bildiren Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Vedat Şenol şu ifadelere yer verdi;

Kentsel dönüşüme yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşmış durumdadır. Yasalaşan bu metinde mülkiyet hakkı ve anayasa tarafından korunan diğer haklar bakımından ciddi sıkıntılar yer almaktadır. Öncelikle taşınmazın tespiti, taşınmaz tescil ve devri yeni düzenlemeye göre şu şekilde gerçekleşecektir.

MADDE 3 : Riskli yapıların tespiti, Başkanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Başkanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Başkanlığa veya İdareye bildirilir. Başkanlık/İdare riskli yapıların tespitini resen yapabileceği gibi süre vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden de isteyebilir. Verilen süre içinde maliklerce tespit yaptırılmadığı takdirde, tespitler Başkanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Başkanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir. Riskli yapı tespiti yapılmasının engellenmesi durumunda; Başkanlıkça/İdarece talep edilmesi halinde, mülki idare amiri tarafından verilecek yazılı izine istinaden yeterli kolluk kuvveti marifetiyle kapalı kapıları/alanları açmak veya açtırmak suretiyle resen tespit yapılır/yaptırılır. Riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince on beş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Başkanlığın talebi üzerine, üniversitelerce ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkta/Başkanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.

Yukarıdaki kanun metnine bakıldığında da görüleceği üzere, masrafları kendilerine ait olmak üzere yapıların tespiti yapı sahiplerine veya kanuni temsilcilikleri tarafından yaptırılabilecektir. Ancak BAŞKANLIK VE İDARE bu tespiti RESEN de yapabilecek veya ilgili kişilere süre vererek yapılmasını da isteyebilecektir.

Eğer yapı maliki veya kanuni temsilcisi tespiti yaptırmaz ise, tespitler başkanlıkça veya idarece yaptırılacaktır.

Riskli yapıların tespitinin engellenmesi durumunda , Başkanlık veya İdarece talep ile mülki idare amiri tarafından verilecek yazılı izinle ilgili kolluk marifetiyle kapalı kapıları/alanları açmak ve açtırmak suretiyle resen tespit yapılır/yaptırılır.

Bu durum açıkça Anayasal Hak olan konut dokunulmazlığı hakkına açıkça aykırılık teşkil edecektir. Şöyle ki;

Riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcileri tarafından 15 gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Başkanlığın talebi üzerine, üniversitelerce ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkta/Başkanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.

Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça kimsenin konutuna girilemeyeceği, konutunda arama yapılamayacağı, buradaki eşyaya el konulamayacağı belirtilmiştir.

Buna rağmen Anayasaya aykırı bir şekilde çıkarılan iş bu kanun hükmünün iptali gerekmekte olup, hakim kararında olan yetkinin adeta gasp edilerek mülki idare amirine tanınması hukuka, kanuna, kanunların özüne aykırıdır.

Bununla da kalmayarak getirilen düzenleme şu şekilde devam etmektedir :

Riskli yapı tespitine itiraz yoluna bakıldığında itirazı değerlendirecek olan merciin de 4 üniversite öğretim üyesi ve Bakanlık/Başkanlıkça görevlendirilen 3 kişiden oluşan teknik heyet tarafından incelenip karara bağlanacağı belirtilmiştir.

Belirtilen teknik heyet mahkeme yerine yapılan itirazları değerlendirecek, heyetin verdiği karar sonucunda işlem gerçekleşecektir. Bu itiraz yasa yolunun da etkin bir hukuki inceleme yapıp yapmayacağı da açıkça düşündürücü olup, hukuka aykırı işlemleri sonucunda birçok yapı malikinin mülkiyet hakkının da ihlal edileceği gerçeğini değiştirmeyecektir.

Getirilen değişiklikler bununla da kalmamakta olup şu şekilde devam etmektedir :

Görülecektir ki, tespitin yapılmasından sonra tapunuza bir şerh düşülecek ve yapınız riskli yapı olarak resmi kayıtlara geçecektir. Mülkiyet hakkınız üzerinde sizin tasarruf yetkiniz ve ayni hak sahipliğinize Başkanlık ve İdare tarafından müdahalede bulunulabilecek ve yapınızdaki özgür hür iradeniz, tasarruf yetkiniz bir anlamda kısıtlanmış olacaktır.

Riskli yapılar, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde Başkanlık veya İdare tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir ve ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ yerine kaim olmak üzere, tespite ilişkin bilgileri ihtiva eden tutanak yapıya asılır, maliklere e-Devlet Kapısı üzerinden bildirilir ve ilgili muhtarlıkta on beş gün süre ile ilan edilir. Riskli yapı tespit işlemi, muhtarlıkta yapılan ilanın son günü ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ edilmiş sayılır. Riskli yapılar, ayrıca Başkanlığın internet sayfasında on beş gün süre ile ilan edilir.

Değişiklik özel mülk alanları ile de kalmamakta riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında olup Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar hakkında da şu düzenleme getirilmiştir:

Kamu idarelerine tahsis olan ve olmayan Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Cumhurbaşkanı kararı ile ve ilgili kamu idaresinin görüşü alınarak BEDELSİZ OLARAK devredilebilecektir. Bu durum göstermektedir ki, Hazineye ait olan taşınmazlar hiçbir bedel ödenmeden ilgili Başkanlıkça veya TOKİ tarafından istediği şekilde kullanılabilecek olup burada da şeffaflık ilkesinin zedeleneceği açıkça ortadadır. Bu durum da Hazineye ait olan taşınmazlardaki mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelmekle birlikte bunların bedelsiz olarak devri de Anayasa tarafından korunan hakların ihlali anlamına gelmektedir. Bununla da kalmayarak tescil dışı alanlar da şu şekilde bedelsiz devredilebilecektir:

Başkanlığın talebi üzerine; 28/12/1960 tarihli ve 189 sayılı Millî Savunma Bakanlığı İskân İhtiyaçları İçin Sarfiyat İcrası ve Bu Bakanlıkça Kullanılan Gayrimenkullerden Lüzumu Kalmıyanların Satılmasına Salâhiyet Verilmesi Hakkında Kanun ve 18/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan yerler de dâhil olmak üzere, riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında olup Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan;

a) Kamu idarelerine tahsisli olanlar Cumhurbaşkanı kararıyla,

b) Kamu idarelerine tahsisli olmayanlar, ilgili kamu idaresinin görüşü alınarak,

Başkanlığa devredilir veya Başkanlığın talebi üzerine TOKİ’ye ve İdareye bedelsiz olarak devredilebilir.

- Bu Kanuna göre uygulamada bulunulan alanlarda yer alan veya Başkanlıkça bu Kanun kapsamında kullanılmak üzere belirlenen tescil dışı alanlar, tapuda Hazine adına tescil edildikten sonra Başkanlığa devredilir veya Başkanlığın talebi üzerine TOKİ’ye ve İdareye bedelsiz olarak devredilebilir.

Hukuka aykırılıklar bunlarla da kalmamakta, taşınmazınızın rezerv yapı alanı olarak belirlenmesi için talepte bulunmanız durumunda, taşınmazınızın yapılaşmaya esas arsa metrekaresinin yüzde otuzunun mülkiyetinin devrine muvafakat edilmesi veya aynı miktarın değerinin dönüşüm projeleri özel hesabına gelir olarak kaydedilmek üzere Başkanlığa verilmesi gerekir. Rezerv yapı alanına girebilmeniz için kendi mülkiyetinizde bulunan taşınmazınızın esas arsa m2'sinin %30'una veda etmeniz gerekmektedir. Hukuken bu durum kabul edilemez olup, bu durum mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelmekte, mülkiyet hakkının ayni hak olması sadece mülk sahibinin tasarruf ve yetkisinde olmasına rağmen kanunen tasarruf yetkinizin bir kısmını devlete vermeniz ancak bu durumda rezerv yapı alanına girebileceğiniz belirtilmiştir.

Kanunda yer alan şu düzenleme ile de denetimin gerçekleşeceği, denetleyen kurumların idari para cezası ile karşılaşabileceği madde metnine bağlanmıştır. Şöyle ki ; Başkanlık, riskli yapı tespiti için lisanslandırılan kurum ve kuruluşların faaliyetlerini denetleyebilir. Mevzuatta öngörülen esaslara uygun olarak görevini yerine getirmeyen lisanslı kurum veya kuruluşlara, işlenen fiil ve hâllerin durumuna göre idari yaptırımlar uygulanır.

Kanun 4. madde ile de eğer riskli ve rezerv yapı ilan edilen yerlerde herhangi bir yapı yapan mülk sahibi var mülk sahibinin bu yapısını veya her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini Başkanlık veya uygulamayı yürütmesi hâlinde TOKİ veya İdare iki yıl süre ile geçici olarak durdurabilecek, Uygulamanın gerektirmesi hâlinde imar ve yapılaşma işlemlerinin geçici olarak durdurulması bir yıl daha uzatılabilecektir.

Bu hükümle de anılan kanun maddelerinin uygulanması ve mülkiyet hak ihlallerinin hızla artacağı aşikardır.

Görüleceği üzere mülkiyet hakkına bir engelleme de 4. madde 1. fıkrası ile

olmaktadır. Sizin alanının eğer riskli yapı alanı veya rezerv yapı alanı olarak

belirlenir ise şimdiye kadar da yapmış olduğunuz herhangi bir imar işlemi var

ise bu işlem iş bu kanun maddesine dayanarak durdurulabilecektir. Hem de 2

yıl süre ile ve 1 yıl da uzatılabilecektir.

Bu durum kabul edilemez olmakla birlikte iş bu kanun hükümleri Kentsel Dönüşüm adı altında birçok vatandaşın mağduriyetine sebep olacak, mülkiyet hakkını sınırlandıracak, mülkiyet hakkını kullanmasını engelleyecek, tasarruf yetkisine ket vuracak, Anayasayı da açık açık ihlal edecektir.

Düzenleme bununla da kalmamakta, eğer sen ilgili yerden çıkmaz ve bizim istediğimiz uygulamayı kabul etmez, dediğimizi yapmaz isen biz de seni çıkmak zorunda bırakırız olarak anlaşılabilecek 4. madde son fıkrası da şu şekildedir:

- Uygulama sırasında Başkanlık, TOKİ veya İdare tarafından talep edilmesi hâlinde, hak sahiplerinin de görüşü alınarak, bu Kanun kapsamında bulunan alanlardaki yapılar ile riskli yapılara elektrik, su ve doğal gaz verilmez ve verilen hizmetler kurum ve kuruluşlar tarafından durdurulur.

Kanun metninin 5. maddesi gereğince , Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, malik sahiplerince anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Anlaşma yoluna gidilmesi durumunda yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı ve yapım için yardım yapılabilir. Yapım için yapılacak yardımın usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir.

- Madde metninde yardımın yapılabileceği yazılmıştır. Burada yapılır denilmemiş, yardım yapılabilir denilerek ucu açık bırakılmış, yardım yapılmama ihtimali de gündeme gelebilecektir.

Riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine doksan günden fazla

olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı

takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı bildirilir. Verilen bu süre içinde de

maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve

eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım

ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere,

mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır.

Belirtilen usule göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların

yıktırılması, Başkanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir ve bu yapılar, İdarece

yıkılır/yıktırılır.

Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Başkanlık, yukarıdaki fıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. Kanun kapsamındaki yapıların tahliyesinin engellenmesi durumunda; Başkanlıkça/ İdarece talep edilmesi hâlinde, mülki idare amiri tarafından verilecek yazılı izne istinaden yeterli kolluk kuvveti marifetiyle kapalı kapıları/alanları açmak veya açtırmak suretiyle tahliye yapılır/yaptırılır.

Başkanlık veya İdare tarafından yapılan veya yaptırılan riskli yapı tespit, tahliye ve yıktırma masrafları, hisseleri oranında maliklerden 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.

- Yukarıda yazılı olan kanun metninde yine görülmektedir ki, Anayasal hak olan konut dokunulmazlığı hakkı ihlal edilecek HAKİM KARARI İLE alınması gereken karar hakim kararı olmaksızın kullanılabilecek olup, bununla da kalmayarak kolluk tarafından ZORLA TAHLİYE edilebilecektir. Bu durumda kolluk görevlileri TCK ‘da düzenlenen konut dokunulmazlığını ihlal suçu işleyecek midir ?. TCK 116/1'de “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi” mağdurun şikayeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. denilmektedir. Bu durumda suçun oluşabileceği ve konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez kuralı gereği kolluk görevlilerinin emri yerine getirip getirmeme konusunda uygulama sıkıntı yaşanabileceği de aşikardır. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olacaktır.

Yukarıda yer alan kanun metnine bakıldığında, yapılan veya yaptırılan riskli yapı tespit, tahliye ve yıktırma masrafları, hisseleri oranında maliklerden 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilecektir. Bu ekonomik yük de yapı maliklerine ve hissedarlar olan kişilere yıkılacaktır. Yapı malikleri hem maddi anlamda mağdur edilmiş olacak olup, hem de manevi olarak yapılarından, taşınmazlarından olacak olup, tüm yaşanmışlıklarına, anılarına, güzel

hatıralarına da devlet eliyle müdahale edilmiş olunacaktır. Mülkiyet hakkına kısıtlama şu şekilde devam etmektedir :

Bu düzenleme ile görülmektedir ki maliklerin kendi taşınmazlarındaki tasarruf yetkisi, ayni hakları kısıtlanmaktadır.

TMK hükmü gereğince de görülmektedir ki, kişiler ayni hak olan mülkiyet hakkını dilediğince özgürce kullanma hakkına sahiptirler. Bu hakkın sınırlanması ancak kanunla yapılabilmekte ancak bu sınırlama da Anayasa’nın özüne ve sözüne aykırı olmamalıdır.

- Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Başkanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaz.

1.Mülkiyet Hakkı

Kişiye eşya üzerinde en geniş yetkiler sağlayan ayni haktır. TMK m. 683/1’ e göre, ‘ Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.’

Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlere getirilecek sınırlamalar Anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olamaz.

Dolayısıyla mülkiyet hakkına kamu yararı ve toplum yararı sebebiyle kanunla getirilecek sınırlamalar da Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olmak zorundadır.

Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararlarında Anayasa’nın sözü ve ruhu ile ilgili herhangi bir açıklama veya tanım yer almamaktadır. Buna karşın Anayasa Mahkemesi Anayasanın ruhu kavramını değerlendirmelerinde ölçüt olarak , malın kamu yararına uygun biçimde kullanılmaması durumunda eski mal sahibine geri verilmesi gerektiğinin ve bunun Anayasanın özünden kaynaklandığına hükmetmiştir.

1982 Anayasası’nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlere yapılacak sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz. Sınırlama, Mülkiyet Hakkının Özüne Dokunmamalıdır.

Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkının özünün zedelendiği durumlar şu şekilde sayılmıştır:

Temel hak ve hürriyetlere getirilecek sınırlamalar Anayasa’nın 13. maddesine göre Laik Cumhuriyetin gereklerine uygun olmalıdır.

Sınırlama, Ölçülülük İlkesine Uygun Olarak Yapılmalıdır.

- Açıkça yasaklayıcı

- Örtülü bir şekilde yapılamaz hale koyucu

- Ciddi surette güçleştirici - Amacına ulaşmasını önleyici

- Etkisini ortadan kaldırıcı

- Mülkün gelirinden faydalanmayı engelleyici

- Karşılığında gerçek değerinin verilmemesi hakkın özüne dokunulduğunu göstermektedir.

- Mülkiyet hakkı ancak bu ölçütler göz önüne alınarak kanunla ve Anayasa’ya aykırı olmayarak kısıtlanabilecektir. Ancak Anayasanın ÖZÜNE VE SÖZÜNE AYKIRI OLAMAYACAKTIR.

Çıkarılan yasa tüm sınırlamaları yapmakla kalmayarak, kanımızca hak ihlallerine devam ederek hukuka aykırı madde metinleri şu şekilde devam etmektedir:

Yukarıdaki düzenlemelerden de görüleceği üzere salt çoğunluk sizin taşınmazının hakkında karar aldırabilecek olup kendi taşınmazınız hakkında söz sahibi bile olamama tehlikesi bulunmaktadır. Bu durum açıkça Anayasanın özüne, sözüne, Laik Cumhuriyete aykırıdır.

- Uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Başkanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar verilir.

- Yapılacak yeni uygulamaların gerektirdiği; tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk, tescil ve benzeri işlemler, yıkım ve yapıma ilişkin her türlü izin ve ruhsat iş ve işlemleri ile diğer idareler/kurum ve kuruluşlar nezdinde, maliklerin tamamının ve ilgililerinin muvafakatiyle yürütülmesi gereken tüm iş ve işlemler hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile aldıkları karara istinaden yapılır. İdareye paydaşların salt çoğunluğu ile alınan karara ilişkin olarak, anlaşan maliklerce imzalı karar tutanağı veya anlaşan maliklere ait vekâletname/sözleşme örnekleri sunulabilir.Anayasa’ya aykırı olarak getirilen çok önemli olan diğer bir kanun maddesi de uygulamaların resen yapılması hakkında 6/A maddesidir. Bu maddeye göre :

Tapuda yapılacak satış, devir, ipotek tesisi işlemleri ile tapu kaydındaki hakların ve şerhlerin terkini işlemleri de dâhil olmak üzere bütün tapu ve kadastro işlemleri, yıkım ve yapıma ilişkin her türlü izin ve ruhsat iş ve işlemleri, diğer idareler nezdinde yürütülecek iş ve işlemler, maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaksızın Başkanlığın talebine istinaden yapılır. ‘ dedi. (Neslihan Erbil)

14 Kas 2023 - 13:28 Isparta/ Isparta- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat32 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat32 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat32 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat32 değil haberi geçen ajanstır.