Gözü Yaşlı Şehit Babası Konuştu: Benim Oğlum Hiçbir İşini Yarım Bırakmaz!

Demokrat Gazetesi olarak, Şehitlerimizin ve Gazilerimizin Kahramanlık Hikayelerini sizlerle buluşturmaya devam ediyoruz.

Gözü Yaşlı Şehit Babası Konuştu:  Benim Oğlum Hiçbir İşini Yarım Bırakmaz!
Gözü Yaşlı Şehit Babası Konuştu:  Benim Oğlum Hiçbir İşini Yarım Bırakmaz!
+2
Haber albümü için resme tıklayın

10 Nisan 2004 günü evladı Abdülkadir Yaka’nın şehadet şerbeti içtiğinin haberini alan, Yalvaç’ın Tokmakcık Köyü nüfusuna kayıtlı YAKA ailesi, vakur bir şekilde o günü anlattı. Şehit oğlunun ‘Hayatta Hiç Pes Ettiğini Görmediğini’ ifade eden Baba, Mehmet Yaka: ‘Oğlum, bir işe başladığımızda o işi bitirmeden başından kalkmazdı’ dedi.

Jandarma Komando Er olarak Vatani görevini Şırnak’ta yerine getirirken, Küpeli Dağı Bölgesinde düzenlenen operasyona mayın dedektörcüsü olarak katılan Abdülkadir Yaka, bastığı mayın patlaması sonucu şehit oldu. Yalvaç Tokmacık nüfusuna kayıtlı olan şehit babası Mehmet Yaka, kahraman oğlunu anlattı.

1983 DOĞUMLU KAHRAMAN

10 Nisan 2004 günü ailesi oğlunun şehadet şerbeti içtiğinin haberi aldığında hayatları boyunca geçmeyecek bir acıya ortak oldular. 1983 doğumlu olan Abdülkadir Yaka ailesinin ilk çocuğu ve ilk çocuk olmasıyla ailesinin göz bebeği konumundaydı. Eğitim sürecinde ilkokulunu Yalvaç’ın Tokmacık köyünde tamamladı. Ortaokulunu ise Isparta Yedişehitler okulunda tamamladı. Mehmet amcamız oğlunun hikayesinden bahsederken göz yaşlarını tutmakta güçlük çekti ve ilk şu sözlere yer verdi;

İşte onurlu ve gururlu Baba Mehmet Yaka’nın ağzından, kahramanlar kahramanı şehidimizin o destansı hayat öyküsü: “Oğlum ailemizde en çok kız kardeşine düşkündü. Şerife derdi başka bir şey demezdi. Onun üzülmesine izin vermezdi. Okuldan geldiğinde işten geldiğinde hemen Şerife’yi sorardı. Şimdi biz ailecek onun anılarıyla yaşıyoruz.

HAYATTA HİÇ PES ETTİĞİNİ GÖRMEDİM

Aslan oğlum acemi birliğini İzmir Yeni Foça Jandarma Komando olarak tamamladıktan sonra Şırnak Küpeli Dağı bölgesinde düzenlenen operasyona mayın dedektörcüsü olarak görev almış.

Operasyon sırasında üst bölgesinde pusuya giderken mayına basmış göz bebeğimiz. Tezkeresine 3 ay kala şehit düştüğünün haberini aldık. Abdülkadir çok sevecen, uslu ve çalışkan bir çocuktu. Büyüğüne küçüğüne hep saygılıydı. Hayatta hiç pes ettiğini görmedim. Bir işe başladığımızda o işi bitirmeden başından kalkmazdı benim oğlum. Okul zamanlarında devamlı gittiği bir arkadaşı vardı. Arkadaşı kalıpçılık yapıyordu. Eve gel dedik, eve gelmek yerine onun yanında durup çalışmayı tercih ederdi. Biz Liseye gitmesini beklerken o çoktan kararını vermiş ve orada çalışmak istemişti. Biz de onun bu kararına saygı duymuştuk. Çalıştığı dönem askerliği çıktı.

KALIPLAR DURUYORDU AMA OĞLUMUN KENDİ EVİNE DÖNÜŞÜ OLMADI

Askere gitmeden yanıma gelip baba bana da bir kalıp alalım gitmeden dedi. Ben bu işi seviyorum, askerden döndükten sonra da bu işte devam edeceğim dedi. Ben de geldiğinde alırız oğlum demiştim. Bir arkadaşının 120-130 metrekare bir binayı çakacak şekilde bir kalıbı vardı, o da o dönem kalıbını satılığa çıkarmıştı. Baba bunu alalım dedi çok ısrarcı davrandı, çünkü o işi gerçekten istiyordu. Ben de tamam alalım oğlum dedim ona kıyamadım. Gitmesine üç dört ay kala kalıbı alıp evin önüne getirdim, beraber üzerini örttük. Sonrasında askere uğurladık oğlumuzu. Kalıplar öylece duruyordu. O askere gittikten sonra hiç birimiz dokunmadık o kalıplar. Nasıl olsa oğlumuz gelecek ve çalışacak o kalıplarla diyorduk. Oğlum şehit düştükten sonra bir sene kadar daha kalıplar aynı yerinde duruyordu. İçim onlara dokunmaya el vermedi. 2004’ün Ağustos ayında şu anda oturduğumuz evimi aldım. Ev karkas halindeydi. Ustalar bana o kalıp ne olacak Mehmet diye sordular. Telef olmasın onu alıp gelip çatıya çakalım biz dediler. O malzemeleri oraya kullanmış olduk. Geriye kalan malzemeler hala duruyor evimizin alt katında. O kalıplar duruyordu, sonra biz o kalıpları kullandık ama benim oğlumun hayalleri gerçekleşmedi. O kalıplar yerinde duruyordu ama benim oğlumun kendi evine dönüşü olmadı.

O GİTTİ BEN BİR DAHA ARABAYA BİNEMEDİM

Oğlum bir araba istemişti ve bende ona araba almıştım. O askerdeyken arabayı kullandım. Gelmesine bir süre kala o arabayı satmamı istedi. Ben gelince daha iyisini alalım dedi. Tamam oğlum sen gel bakalım alalım dedim. Oğlum gelince yeni araba alacağız diye o arabayı sattım. Meğer oğlum gelemeyecekmiş. Onun şehit haberini almadan bir ay önce satılmıştı arabamız. Oğlum gelemedi. O gitti ben bir daha arabaya binmedim.

İÇİME ÇOKTAN BİR ACI ÇÖKMÜŞTÜ

İlk haberi Cumartesi günü almıştım. O gün yetiştirme yurdunda nöbetçiydim. Nöbete geldim, çocukların sayımını yapmamızın ardından onları yatırdık. İşlerimiz bittikten sonra yanımdaki nöbetçi arkadaşıma ne yiyeceğiz diye sordum. Her gün beraber kahvaltı tarzı bir şeyler hazırlardık. Aşağıdaki mutfaktan ne ayırdılarsa sen al gel yiyelim dedi bana. Aşağıya gitmek için ineceğimde bir anda telefonum çaldı. Biz yeğenlerimle beraber altlı üstlü oturuyorduk. Yeğenim telaşlı ve kötü bir ses tonuyla amca eve gel dedi sadece. Ne oldu dedim ama o an içime bir acı çoktan düşmüştü. Tekrar ne oldu diye sordum. Jandarma geldi, Kadir şehit olmuş amca dedi. Telefonum düştü elimden. Ne yapacağımı bilemedim o an.

BEN NASIL GÜÇLÜ OLACAĞIMI BİLMİYORDUM

Yanımdaki nöbetçi arkadaşım Mehmet ne oldu diye sordu. Haberin şokuyla o an hocam beni eve götürebilir misin diyebildim sadece. İki oğlum ve kızım evdeydi o esnada. Kayınvalidem hasta olduğu için eşim de hastanede onun başında duruyordu. Eve bir vardım kapının önünde ambulans, jandarma arabası çoktan gelmişti. O zamanlar Metin Binbaşı vardı. Durum bu şekilde diye anlattı bana. O anlattı, söyledi bana ama ben söylenenler karşısında tek bir kelime edemedim. Köyümüze haber çoktan gitmişti. Onlarda eşimi Yalvaç’tan alıp evimize getirdiler. Şehir dışından bütün akrabalarımız ziyarete geldi. Abdülkadir biraz rahatsızlanmış onu getirecekler dediler eşime. Kimse ona ne diyeceğini bilmiyordu. Sonra o da öğrendi ve o gün bizim hayatımız bambaşka bir seviyeye geldi. Oğlumuz artık yoktu. Ailemi güçlü tutmak benim görevimdi ama ben nasıl güçlü kalacağım onu bilmiyordum. O gündür bugündür hayatımız bir şekilde devam ediyor. Rabbim vatanımızı ve milletimizi her türlü fenalıktan korusun” dedi.

Haber: (Sümeyye Savcı)

05 Ara 2023 - 09:32 Isparta/ Isparta- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat32 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat32 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat32 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat32 değil haberi geçen ajanstır.