Isparta

AFET YÖNETİMİNDE EN BÜYÜK SORUN ÖLÇEKLENDİRME VE GÜNCELLEME EKSİKLİĞİ

AFET YÖNETİMİNDE EN BÜYÜK SORUN ÖLÇEKLENDİRME VE GÜNCELLEME EKSİKLİĞİ

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Şahin, bilim insanları ile afet yönetimi kurumları arasındaki koordinasyonun istenilen düzeyde olmadığını belirterek, Türkiye'de afet risk yönetiminde en önemli eksikliklerden birinin hazırlanan planların güncellenmemesi ve sonuçlarının yeterince analiz edilmemesi olduğunu söyledi.

Bilim insanlarının özellikle İl Risk Azaltma Planı (İRAP) hazırlık sürecinde daha fazla yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Şahin, buna rağmen akademik bilgi ile uygulama arasındaki koordinasyonun tam anlamıyla sağlanamadığını dile getirdi. Şahin, hazırlanan raporların yalnızca bir belge olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Bir çalışma yapılıyor, elimizde veriler oluşuyor ancak bunların hangi sonuçları doğurduğu, güçlü ve zayıf yönleri, oluşturduğu fırsatlar ve tehditler yeterince analiz edilmiyor. Asıl ihtiyaç duyulan, bu analizlerin politika üretimine dönüştürülmesidir." dedi.

"RİSK YÖNETİMİ SÜREKLİ GÜNCELLENMELİ"

Risk yönetiminin öngörüye dayalı bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, afet planlarının belirli aralıklarla ve yaşanan büyük afetlerin ardından mutlaka güncellenmesi gerektiğini söyledi.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nu örnek gösteren Şahin, çok tehlikeli iş yerlerinde risk değerlendirmelerinin en geç iki yılda bir yenilenmesinin zorunlu olduğunu hatırlatarak, "İş kazaları veya ramak kala olaylardan sonra risk değerlendirmeleri güncelleniyor. Aynı yaklaşımın afet yönetiminde de uygulanması gerekir. Ancak Kahramanmaraş depremlerinden sonra İRAP'ın ya da TAMP'ın kapsamlı biçimde güncellendiğini söylemek mümkün değil." ifadelerini kullandı.

"HER BÖLGENİN RİSKİ FARKLI"

Hatay'da yaşanan yıkımları örnek gösteren Prof. Dr. Şahin, aynı cadde üzerinde bulunan binaların bile farklı davranışlar sergileyebildiğine dikkat çekti.

Bir binanın tamamen yıkılırken yanındaki yapının ayakta kalabildiğini belirten Şahin, bunun en önemli nedenlerinden birinin zemin özelliklerindeki kısa mesafelerde bile görülebilen farklılıklar olduğunu söyledi. Bu nedenle risk analizlerinin şehir geneli yerine mahalle, hatta parsel ölçeğinde yapılması gerektiğini vurgulayan Şahin, "Afet risklerini genelleştirerek değerlendirmek yerine kök neden analizleriyle yerleşim birimi ölçeğinde incelemek zorundayız." dedi.

"DEPREMLERDE TEK NEDEN ZEMİN DEĞİL"

Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasarın yalnızca zemin koşullarından kaynaklanmadığını belirten Prof. Dr. Şahin, rezonans ve sıvılaşmanın yanı sıra işçilik hataları, donatı eksiklikleri, tasarım yanlışları, yapısal düzensizlikler ve denetim yetersizliklerinin de yıkımlarda etkili olduğunu ifade etti.

Özellikle yumuşak kat uygulamalarının, kısa kolon oluşumuna neden olarak binaların deprem performansını olumsuz etkilediğini söyleyen Şahin, perde betonlar arasındaki kısa kiriş uygulamaları ile çakma kiriş gibi yapısal düzensizliklerin de önemli tasarım hataları arasında yer aldığını kaydetti.

"YAPI DENETİMİNDE UYGULAMA EKSİKLERİ VAR"

Yapı denetim süreçlerinde ciddi eksiklikler bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Şahin, Isparta'nın Çünür bölgesindeki kazıklı temel uygulamalarını örnek gösterdi.

Kazık betonunun dökümü sırasında uygun yöntemlerin kullanılmamasının zemin malzemesinin betona karışmasına neden olabildiğini belirten Şahin, kuyu hacmi ile dökülen beton miktarının mutlaka karşılaştırılması gerektiğini söyledi. Şahin, "Uygulamalarda yeterli ölçeklendirme yapılmıyor. Beton miktarı ile kazık hacminin örtüşüp örtüşmediği kontrol edilmeli. Bu tür uygulama hataları yapı güvenliğini doğrudan etkiliyor." diye konuştu.

"TAMP'IN EN BÜYÜK EKSİKLİĞİ ÖN DEĞERLENDİRME"

Türkiye Afet Müdahale Planı'nın (TAMP) özellikle ön değerlendirme aşamasında önemli eksiklikler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Şahin, afetin hemen ardından hızlı risk değerlendirmesi yapılmasının etkin müdahale açısından hayati önem taşıdığını belirtti.

İlk değerlendirmenin ardından hızlı müdahale planlarının devreye alınması gerektiğini söyleyen Şahin, risk yönetimi ile kriz yönetiminin birbirini tamamlayan döngüsel bir sistem olarak işletilmesi gerektiğini vurguladı.

"İLK 72 SAAT HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR"

Afetlerde ilk 72 saatin kritik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şakir Şahin, arama kurtarma faaliyetlerinden lojistik organizasyona, temel ihtiyaçların karşılanmasından yaşamın yeniden sürdürülebilir hale getirilmesine kadar birçok sürecin bu zaman diliminde şekillendiğini belirtti.

Şahin, "İlk 72 saatte yapılacak hızlı risk değerlendirmesi, enkaza müdahale, vatandaşlarımızın hayatta kalma şansının artırılması ve yardım organizasyonlarının etkin şekilde yürütülmesi açısından belirleyici rol oynuyor. Ön değerlendirme mekanizması yeterince güçlü olmadığı için TAMP'ın hızlı ve etkin müdahale kapasitesi de istenilen seviyeye ulaşamıyor." dedi.

Afet yönetiminde başarının ancak sürekli güncellenen risk analizleri, bilimsel veriye dayalı planlama, güçlü denetim mekanizmaları ve kurumlar arası etkin koordinasyonla mümkün olacağını vurgulayan Prof. Dr. Şakir Şahin, hazırlanan planların yaşayan belgeler haline getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.