Hiperhidroz olarak bilinen ve halk arasında avuç içi terlemesi şeklinde ifade edilen rahatsızlık, günlük yaşamı zorlaştırırken bireylerin sosyal hayatını da olumsuz etkiliyor. Tokalaşma, yazı yazma ve eşya taşıma gibi basit aktiviteleri bile güçleştiren bu durumun doğru tedaviyle kalıcı olarak çözülebileceği belirtiliyor.
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İsa Döngel, avuç içi terlemesi yaşayan bireylerin mutlaka göğüs cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini söyledi. Plastik cerrahi ve dermatoloji polikliniklerinde uygulanan yöntemlerin geçici olduğuna dikkat çeken Döngel, bu tedavilerin belirli aralıklarla tekrarlanmak zorunda kaldığını ifade etti.
Hiperhidrozun; el içi, koltuk altı ve ayaklarda aşırı terleme ile karakterize olduğunu belirten Döngel, bu durumun normal terlemeye göre 40 ila 100 kat daha fazla gerçekleşebildiğini vurguladı. Özellikle genç erişkinlerde görülen rahatsızlığın bireyleri sosyal hayattan uzaklaştırabildiğini ve psikolojik sorunlara yol açabildiğini dile getirdi.
Rahatsızlığın tedavi edilebilir olduğunun altını çizen Döngel, göğüs cerrahisi alanında uygulanan Endoskopik Torakal Sempatektomi (ETS) yöntemi hakkında bilgi verdi. Bu yöntemde koltuk altından yaklaşık 1 santimetrelik kesi ile girilerek terlemeye neden olan sempatik sinir zincirine müdahale edildiğini belirten Döngel, işlem sonrasında avuç içindeki terlemenin anında sona erdiğini ifade etti. Yapılan tedaviden hastaların büyük çoğunluğunun memnun kaldığı bildirildi.
Döngel, botoks gibi uygulamaların ise geçici çözüm sunduğunu ve 6 ay ile 1 yıl arasında tekrar edilmesi gerektiğini belirterek, ETS ameliyatının kalıcı sonuç sağladığını söyledi.
Cerrahi müdahale öncesinde hastaların detaylı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Döngel, tiroid hastalıkları, diyabet veya farklı sağlık sorunlarına bağlı terlemelerde bu yöntemin uygulanmadığını ifade etti. Herhangi bir altta yatan hastalık bulunmayan primer hiperhidroz vakalarında ise cerrahinin tercih edildiğini aktardı. Ameliyatın yaklaşık 45 dakika ile 1 saat arasında sürdüğünü ve genellikle her iki tarafın aynı anda tedavi edildiğini belirten Döngel, işlemin ardından hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi.