Kanserden Korkmayın, Geç Kalmaktan Korkun
Kanserden Korkmayın, Geç Kalmaktan Korkun
İçeriği Görüntüle

Yeni doğan bir bebeğin aileye kattığı mutluluk tartışılmaz. Ancak bu heyecanlı süreç, beden için özellikle de bel bölgesi açısından ciddi bir uyum dönemini de beraberinde getiriyor. Fizyoterapist Hüseyin Özcan, bebekli yaşamın günlük hareket alışkanlıklarını kökten değiştirdiğine dikkat çekerek, bel ağrılarının bu dönemde sandığımızdan çok daha yaygın görüldüğünü söylüyor.
Özcan’a göre sorun çoğu zaman tek bir yanlış hareketten kaynaklanmıyor. Asıl risk, gün boyunca tekrar eden küçük zorlanmaların zamanla birikmesi. “Bebeği kucağa almak, beşiğe uzanmak, puseti kaldırmak, uyutmak için ayakta sallamak… Bunların her biri tek başına masum gibi görünse de gün içinde defalarca tekrarlandığında bel için ciddi bir yük oluşturabiliyor” diyen Özcan, bu durumun yalnızca anneleri değil, bakım sürecine aktif katılan babaları da etkilediğini vurguluyor.
BEL AĞRISI SADECE BELİN SORUNU DEĞİL
Bebekli dönemde uyku düzeninin bozulması, uzun süre ayakta kalmak ve farkında olmadan aynı tarafta yük taşımak; bedenin doğal dengesini olumsuz etkileyebiliyor. Fizyoterapist Hüseyin Özcan, zamanla omuzların öne düşebildiğini, sırtın daha kolay yuvarlanır hâle geldiğini ve bazı kas gruplarının sürekli çalışırken bazılarının devre dışı kalabildiğini belirtiyor. Bu dengesizlik de kaçınılmaz olarak ağrıya zemin hazırlıyor.
Bu nedenle bel ağrısının yalnızca bel bölgesine odaklanılarak değerlendirilmesinin eksik kalacağını ifade eden Özcan, “Pelvis, bel, sırt, boyun ve hatta kollar bir bütün olarak ele alınmalı. Vücut tek parça hâlinde çalışır; bir yerdeki yük artışı başka bir bölgeyi de etkiler” diyor.
ÖNCE RAHATLAMA, SONRA DAYANIKLILIK
Uygulamada en sık tercih edilen yaklaşımın iki aşamalı olduğunu aktaran Özcan, ilk hedefin ağrıyı kontrol altına almak olduğunu söylüyor. Çünkü ağrı varken hareket etmek ve egzersize başlamak çoğu kişi için oldukça zor. Bu aşamada, kişiye özel değerlendirme sonrasında uygulanabilen manuel terapi, yumuşak doku çalışmaları ve eklem hareketliliğini artırmaya yönelik yöntemler, günlük yaşamı daha konforlu hâle getirebiliyor.
Ancak Özcan, bu uygulamaların tek başına yeterli olmadığının da altını çiziyor. “Rahatlama önemlidir ama kalıcı çözüm değildir. Bebek büyüdükçe taşınan yük artar. Bu yüzden bedenin de bu artan yüke uyum sağlayacak şekilde güçlenmesi gerekir” diyerek egzersizin vazgeçilmez rolüne dikkat çekiyor.
MÜKEMMEL PROGRAM DEĞİL, SÜRDÜRÜLEBİLİR PLAN ÖNEMLİ
Bel sağlığını korumada en kritik noktalardan birinin süreklilik olduğunu belirten Özcan, uzun ve karmaşık egzersiz listeleri yerine kısa ama düzenli uygulanabilen programların daha etkili olduğunu söylüyor. Ev yaşamına uyarlanmış, kademeli olarak ilerleyen ve kişinin günlük temposuna uygun egzersizlerin; gövde stabilitesini artırarak belin yükü daha dengeli taşımasına yardımcı olabileceğini ifade ediyor.
Günlük bakım sırasında alınacak küçük önlemler de bel üzerindeki baskıyı azaltabiliyor. Bebeği gövdeye yakın taşımak, sürekli aynı kolu kullanmamak, kaldırırken belden dönmek yerine ayaklarla yön değiştirmek gibi basit alışkanlıklar fark yaratabiliyor. Ancak Özcan’a göre her an yüzde yüz dikkatli olmak mümkün değil. İşte tam da bu noktada, egzersizle kazanılan kas ve eklem dayanıklılığı devreye giriyor.
BEL AĞRISI BU DÖNEMİN KADERİ DEĞİL
Fizyoterapist Hüseyin Özcan, bebekli dönemde yaşanan bel ağrılarının kaçınılmaz olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle özetliyor:
“Doğru değerlendirme, gerektiğinde ağrı yönetimi ve mutlaka egzersizle desteklenen bütüncül bir yaklaşımla çoğu kişide günlük yaşam konforu belirgin şekilde artırılabiliyor. Önemli olan ağrıyı görmezden gelmemek ve bedeni bu yeni hayata hazırlamak.

Muhabir: HABER MERKEZİ