Günümüzde masa başı çalışma düzeni ve hareketsiz yaşam alışkanlıkları nedeniyle bel ağrısı en sık görülen kas-iskelet sistemi sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar ise tedavide yalnızca fiziksel bulgulara odaklanmanın yeterli olmadığını, kişinin ağrıya yüklediği anlamın ve hareket etme konusundaki kaygılarının da iyileşme sürecini doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Fizyoterapist Hüseyin Özcan, bel ağrısı yaşayan birçok kişinin aslında ağrıdan çok yeniden ağrı yaşama ihtimalinden çekindiğini söyledi. Klinik pratiğinde sık sık hastalarının yürümek ya da günlük aktivitelerine dönmek istediklerini ancak "Ya belim tekrar tutulursa?" endişesi taşıdıklarını dile getirdiğini ifade eden Özcan, bu korkunun zamanla kişileri daha hareketsiz hale getirdiğini kaydetti.
Ağrı sadece fiziksel bir durum değil
Bel ağrısının her zaman kas ya da omurga kaynaklı olmadığını vurgulayan Özcan, geçmişte yaşanan ağrı deneyimlerinin ve olumsuz düşüncelerin de ağrı algısını güçlendirebildiğini belirtti. İyi bir fizyoterapi değerlendirmesinin yalnızca kas kuvvetini veya postürü incelemekten ibaret olmadığını ifade eden Özcan, kişinin yaşam öyküsü, kaygıları ve hareket alışkanlıklarının da tedavi planının önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Bilimsel araştırmaların, hareket etmekten kaçınan bireylerde ağrının daha uzun sürdüğünü ve iyileşme sürecinin gecikebildiğini gösterdiğine dikkat çeken Özcan, bedenin güven duygusuyla birlikte yeniden hareket etmeyi öğrendiğini ifade etti.
Uzun süre dinlenmek yerine aktif kalın
Bel ağrısında geçmişte önerilen uzun süreli yatak istirahati anlayışının artık geçerliliğini yitirdiğini söyleyen Özcan, güncel bilimsel verilerin kontrollü hareketin çok daha etkili olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Güvenli şekilde yürüyüş yapmanın ve hafif egzersizlerle günlük hareketliliği artırmanın tedavinin temel unsurları arasında yer aldığını kaydeden Özcan, uzun süre hareketsiz kalmanın kas gücünü azalttığını ve toparlanma sürecini olumsuz etkileyebildiğini dile getirdi.
Düzenli yürüyüş tekrarlayan ağrıyı azaltabiliyor
Yürüyüşün yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da iyileştirici etkisi bulunduğunu ifade eden Özcan, her adımın kişinin bedenine yeniden güvenmesini desteklediğini söyledi.
2024 yılında yayımlanan WalkBack araştırmasına değinen Özcan, düzenli yürüyüş programı ile hasta eğitiminin birlikte uygulanmasının bel ağrısının yeniden görülme riskini yaklaşık yüzde 28 oranında düşürdüğünü aktardı.
Tedavi kişiye özel planlanmalı
Her bireyin ağrı deneyiminin farklı olduğunun altını çizen Özcan, başarılı bir fizyoterapi programının standart egzersizlerden ibaret olmadığını belirtti. Tedavinin, kişinin beklentileri, yaşam tarzı ve psikolojik durumu dikkate alınarak planlanması gerektiğini ifade eden Özcan, egzersiz, hasta eğitimi ve gerektiğinde psikolojik desteğin birlikte uygulanmasının daha kalıcı sonuçlar sağladığını söyledi.
Bel ağrısıyla mücadelede doğru bilgiye ulaşmanın önemine dikkat çeken Özcan, hareketten korkmak yerine bilinçli ve kontrollü şekilde aktif kalmanın iyileşmenin en önemli basamaklarından biri olduğunu vurguladı.





