Terzi ve Yorgan Ustası Fehmi Demirsöken, mesleklerinin yok olmaya yüz tutmuş meslek grupları içerisinde yer aldığını ifade ederek, piyasada yaşanan sorunlara değindi.
Bir dönem çeyizlerin vazgeçilmezi olan hakiki yorganlar, yerini makine üretime bıraktı.
Şehrin ve bölgenin tanınmış ustalarından Fehmi Demirsöken, “Terzilik ve yorgancılık artık yok olmaya yüz tutmuş meslekler arasında. Devletimiz bu gibi geleneksel meslek gruplarına bir destek sağlasa, biz de biraz olsun ayağa kalksak, gerçekten çok iyi olur. Bizim mesleklerde, özellikle terzilikte şöyle bir sıkıntı var: Fiyatlar birbirini tutmuyor. Bir terzi az bir fiyat verirken diğeri çok istiyor. Bu da piyasada dengesizlik yaratıyor. Eğer bu konuda bir standart oluşursa, hepimiz için daha iyi olur. Eskiden insanlar takım elbise diktirirlerdi, şimdi öyle bir şey kalmadı. Artık sadece tamirat işleri yapılıyor: Paça yapma, daraltma, genişletme gibi işler. Elimizden geleni yapıyoruz ama bu işler tek başına geçim sağlamıyor. Eğer bu işlere bir destek verilse, meslek daha aktif hale gelir.”
“Yorgancılara gelince, onların durumu da aynı. Çoğunun doğru düzgün bir dükkânı yok, müşteri kaybetmemek için bedavaya iş yapar hale geldiler. Bugün bir yemek 300 TL, bir su 20 -25 TL. Böyle bir ekonomide kaliteli el işçiliği de karşılığını almalı. Ben çevreme bakıyorum; bazı terziler piyasayı kırmak adına neredeyse bedavaya iş yapıyor. Bu da hem emeğe hem mesleğe zarar veriyor. Müşteri, sevdiği yere gider; kaliteyi kim veriyorsa onu tercih eder. Ama bu şekilde devam ederse mesleğimizin geleceği karanlık. Bu nedenle, biz hem kendi içimizde bir denge kurmalı hem de yetkililerden bu geleneksel mesleklere sahip çıkmalarını rica ediyoruz. Hep birlikte, bu meslekleri yeniden canlandırmak mümkün olabilir.”
Hayat pahalılığına vurgu yapan Demirsöken, “Biz de para kazanmak istiyoruz ama mevcut şartlarda ayakta kalmak çok zor. Terziler ve yorgancılar olarak birbirimize bakıyoruz, herkesin durumu ortada. Gidişata göre daha düzgün, daha sistemli bir iş yapmaya çalışıyoruz. Ama şartlar ağır. Bugünlerde terzi dükkânları açmak da açık tutmak da zor. Öğleden sonra gel diyoruz müşteriye, çünkü dükkânı sabah açmanın maliyeti bile düşündürüyor. Eskiden 300–500 TL’ye kiralanan dükkânlar vardı, şimdi kiralar 20–25 bin TL’den başlıyor. Biz bu kiraları nasıl ödeyelim? Zaten para kazanmıyoruz ki…”
“Bir yorgan dikiyoruz, 25–30 sene kullanılıyor. Elbise diktiriliyor, 10 sene giyiliyor. Ama karşısında 50 TL’ye kot, 100 TL’ye tişört satılıyor. Bizim küçük hesaplı, emek isteyen işlerimiz bu piyasanın içinde nasıl ayakta kalsın? Onun için devletimize sesleniyoruz: Lütfen bize faizsiz kredi verin. Hibe istemiyoruz, sadece faizsiz olsun. Biz de kazandıkça öderiz. Bu meslekleri yeniden ayağa kaldırmak için böyle bir destek şart. Bugün terzilik, yorgancılık, kalaycılık, tamircilik, kuaförlük gibi meslekler tükeniyor. Kimse çocuğunu bu işlere vermek istemiyor.” “Müşteri geliyor, "kaç para vereceğim" diye soruyor. Kardeşim, bu çocuk işi değil. Biz işimizi düzgün yapmak istiyoruz ama karşılığını alamıyoruz. Pamuk indirmeye çocuk göndermem, emek var burada. Bu mesleklerin saygınlığını korumak istiyoruz. Lütfen sesimizi duyun. Geleneksel zanaatlar yaşasın. Ayakta kalabilelim” diyerek sözlerini noktaladı.




