Yoğun bir iş günü sonrası eliniz otomatik olarak çikolataya gidiyor, film açınca cips tabağı önünüzde beliriyor… Peki, bu davranışlar gerçekten açlıktan mı yoksa beynin “ödül arayışından” mı kaynaklanıyor? Diyetisyen Cansel İzgi Tezcan, bu durumu “hedonik açlık” olarak tanımlıyor.
Tezcan’a göre hedonik açlık, yalnızca fizyolojik açlıkla değil; uykusuzluk, stres ve çevresel uyaranlarla tetikleniyor. “Uykusuz kaldığımız günlerde gün içinde atıştırma isteği artıyor ve özellikle çikolata, kremalı kahve, makarna gibi yüksek enerjili yiyeceklere yöneliyoruz” dedi.
Stres altındayken beynin rahatlama ve ödül arayışıyla atıştırmayı tetiklediğini belirten Tezcan, çevresel uyaranların da etkisine dikkat çekti: “Yiyeceklerin göz önünde olması, kokusu veya reklamlarla maruz kalmak, bazen açlıktan bağımsız otomatik bir yiyecek isteği yaratabiliyor.”
Diyetisyen Tezcan, hedonik açlıkla başa çıkmak için uyku düzenine dikkat etmeyi, stres yönetimi tekniklerini kullanmayı ve yiyecekleri göz önünden uzak tutmayı önerdi. Bu sayede beynin ödül arayışı kontrol altına alınabiliyor ve gereksiz atıştırmalardan kaçınmak mümkün oluyor.
Uzmanlar, hedonik açlıkla başa çıkmanın kişisel farkındalıkla başladığını vurguladı. Günlük uyku, stres yönetimi ve yiyeceklerin görünürlüğünü kontrol altında tutmak, yalnızca kilo kontrolüne değil, aynı zamanda daha sağlıklı bir beslenme düzenine de katkı sağlıyor. Diyetisyen Tezcan’a göre, beynin ödül arayışını anlamak ve tetikleyicileri yönetmek, “kontrolsüz atıştırma” döngüsünü kırmanın en etkili yolu.