Isparta

Günümüzde İslam Âlemi ve Ramazan

Günümüzde İslam Âlemi ve Ramazan

Günümüzde İslam Âlemi ve Ramazan

Ramazan ayı, İslam dinimizde yalnızca takvimsel bir zaman dilimi değil; vahyin hatırasını taşıyan, bireysel arınma ile toplumsal dayanışmayı aynı potada eriten müstesna bir mevsimdir. Küreselleşen dünyada yaklaşık iki milyara yaklaşan Müslüman nüfus, farklı siyasal, ekonomik ve kültürel şartlar altında bu ayı idrak etmekteyiz.

I. Ramazan’ın Kur’ânî Temelleri

Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’de ismi açıkça zikredilen tek aydır:

“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğruyu yanlıştan ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an o ayda indirilmiştir…”(Bakara, 2/185)

Bu ayet, Ramazan’ı yalnızca oruçla değil, vahiy ile irtibatlandırır. Oruç ibadeti ise aynı sûrede şu şekilde emredilir:

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.” (Bakara, 2/183)

Burada orucun gayesi “takvâ” kavramıyla ifade edilmiştir. Takvâ, klasik İslam düşüncesinde Allah bilinciyle yaşamak, ahlâkî sorumluluk taşımak ve bireysel iradeyi disipline etmek anlamına gelir. Dolayısıyla Ramazan, sadece biyolojik açlık değil; ruhun eğitimi ve toplumsal adalet bilincinin güçlenmesidir.

Kur’an’da ayrıca orucun bireysel sabırla ilişkisi de dolaylı biçimde vurgulanır:

“Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)

Bu ayet, Ramazan’ın sabır ve direnç eğitimi olduğuna işaret eden temel metinlerden biri olarak değerlendirilebilir.

II. Sünnet Perspektifinde Ramazan

Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), Ramazan’ın manevî değerini birçok hadisinde dile getirmiştir. En meşhur rivayetlerden biri şöyledir:

“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 203)

Bir başka hadiste ise orucun Allah katındaki özel konumu şöyle ifade edilir:

“Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir; ancak oruç müstesnadır. O benim içindir, mükâfatını da ben veririm.” (Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 164)

Bu rivayetler, orucun riya ihtimalinin düşük olması ve kul ile Allah arasında mahrem bir ibadet oluşu sebebiyle özel bir yere sahip olduğunu göstermektedir.

Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) Ramazan’ı paylaşma ve infak ayı olarak yaşamış; özellikle ihtiyaç sahiplerine karşı cömertliğini artırmıştır. İbn Abbas’ın rivayetine göre Resûlullah, Ramazan’da esen rüzgârdan daha cömert olurdu (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 5). Bu ifade, Ramazan’ın sosyal boyutunu anlamak açısından dikkat çekicidir.

III. Günümüz İslam Âleminin Sosyo-Politik Görünümü

1. Demografik ve Kültürel Çeşitlilik

İslam dünyası, Güneydoğu Asya’dan Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. En kalabalık Müslüman nüfusa sahip ülkeler arasında Endonezya, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş yer almaktadır. Bu durum, İslam’ın etnik ve kültürel açıdan homojen değil; aksine çok katmanlı bir medeniyet alanı olduğunu gösterir.

2. Siyasi Krizler ve İnsani Sorunlar

Bununla birlikte çağdaş İslam coğrafyası çeşitli krizlerle karşı karşıyadır. Özellikle Filistin meselesi, Suriye’deki iç savaş ve Yemen’de yaşanan insani kriz, milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkilemiştir.

Bu bağlamda Kur’an’daki şu ilke dikkat çekicidir:

“Bir canı haksız yere öldüren kimse, bütün insanları öldürmüş gibidir.” (Mâide, 5/32)

Ayet, insan hayatının dokunulmazlığını evrensel bir ilke olarak ortaya koyar. Ne var ki modern dönemde Müslüman toplumların bir kısmı iç çatışmalar, mezhepsel ayrılıklar ve küresel güç mücadelelerinin etkisi altında ağır bedeller ödemektedir.

IV. Modernite, Kimlik ve Ramazan

Küreselleşme süreci, Müslüman bireyin kimlik algısını yeniden şekillendirmiştir. Avrupa ve Kuzey Amerika’da yaşayan Müslüman azınlıklar için Ramazan, yalnızca ibadet değil; kamusal alanda görünür bir kimlik ifadesidir. Uzun oruç saatlerine rağmen ibadetin sürdürülmesi, inanç ile modern yaşam arasındaki denge arayışını temsil eder.

Bu durum, Kur’an’daki şu ilkeyi hatırlatır:

“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.” (Bakara, 2/185)

Fıkhî düzenlemelerdeki ruhsat hükümleri, İslam’ın hayatın gerçekliğiyle uyumlu bir din olduğunu göstermektedir.

V. Ramazan’ın Toplumsal İşlevi: Dayanışma ve Adalet

Ramazan ayı, zekât ve fitre uygulamalarıyla ekonomik dolaşımı sosyal adalet eksenine taşır. Kur’an’da infak bilinci şu şekilde teşvik edilir:

“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz.” (Âl-i İmrân, 3/92)

Bu ayet, bireysel mülkiyet anlayışını ahlâkî sorumlulukla dengeler. Günümüzde uluslararası yardım kuruluşlarının Ramazan’da yürüttüğü kampanyalar, klasik zekât anlayışının küresel ölçekte kurumsallaştığını göstermektedir.

Ramazan gecelerinde milyonların aynı safta teravih namazı kılması, sembolik olarak ümmet bilincini güçlendirir. Mekke ve Medine’den yayılan görüntüler, modern iletişim teknolojileri sayesinde küresel bir manevî birlik hissi oluşturur.

VI. Eleştirel Bir Değerlendirme

Günümüz İslam dünyasında eğitim, bilimsel üretim ve ekonomik kalkınma alanlarında çeşitli sorunlar tartışılmaktadır. Ancak Ramazan ayı, bu sorunlar karşısında pasif bir kabulleniş değil; aktif bir iç muhasebe çağrısıdır. Oruç, bireyin nefsini terbiye ederken; toplumsal bilinç, adalet ve merhamet ilkeleri yeniden hatırlanır.

Hz. Peygamber’in şu hadisi bu noktada anlamlıdır:

“Müminler birbirlerini sevmede, merhamette ve şefkat göstermede bir beden gibidir…”

(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)

Bu metafor, İslam dünyasındaki parçalanmışlık karşısında ideal olanın birlik ve dayanışma olduğunu vurgular.

Ramazan ayı, vahyin hatırasını canlı tutan, bireyi arındıran ve toplumu dayanışmaya çağıran ilahî bir mevsimdir. Günümüz İslam âlemi siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya olsa da Ramazan; umut, muhasebe ve yeniden diriliş imkânı sunmaktadır.

Kur’an’ın “takvâ” çağrısı ve Hz. Muhammed’in (s.a.s.) merhamet merkezli sünneti, modern çağın karmaşası içinde Müslüman toplumlar için ahlâkî bir pusula işlevi görmektedir. Ramazan, bu pusulanın yönünü yeniden hatırlama ve insanlığa adalet, merhamet ve paylaşma temelinde katkı sunma davetidir.

Süleyman ZENGİ

DİN-BİR-DER

Din Görevlileri Birliği Derneği

Isparta Şubesi Başkanı