Gündem

Hüsamettin Cindoruk’un son vasiyeti dikkat çekti! ‘Devlet mezarlığına gömülmemek…’

Hüsamettin Cindoruk’un son vasiyeti dikkat çekti! ‘Devlet mezarlığına gömülmemek…’

TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk, dün İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Muharrem Sarıkaya, Yetkin Report'taHüsamettin Cindoruk üzerine çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

Hüsamettin Cindoruk’un vasiyetinin devlet töreni yapılmaması ve devlet mezarlığına konulmaması olduğunu açıklayan Muharrem Sarıkaya, şaşırdığını belirterek Yardımcısı Binali Toprak ile yaptığı görüşmeyi paylaştı:

“Yardımcısı Binali Toprak’ı dün arayıp bir daha teyidini almak istedim. Bir sohbetimizde 40 yıldır olduğu gibi Toprak da yanımızdaydı…

Vefat ederse devlet töreni yapılmasını ve devlet mezarlığına da konulmasını istemediğini söyledi.

Şaşırmıştım…

Neden böyle bir vasiyette bulunduğunu, kendisi olmadığını söylese de yine de içindeki bir kırgınlığın sonucu olarak mı böyle bir vasiyette bulunduğunu anlamak istedim.

Verdiği yanıt Hüsamettin Cindoruk’un mücadelelerle dolu demokrasi avukatlığının da özetiydi:

“Siyasetçi dediğin, halkının arasında olur…”

Cindoruk 11 Nisan 2026’da 92 yaşında vefat etti. Defni de vasiyeti gibi olacak, 13 Nisan’da Teşvikiye Camii’nde Zincirlikuyu’da halkın mezarlığında halk tarafından uğurlanacak

Hak yolu açık, ruhu revan, devri daim olsun.”

Muharrem Sarıkaya’nın “Cindoruk: Devlet Mezarlığına Gömülmek İstemeyen Demokrasi Avukatı” başlıklı yazısı şöyle:

Hüsamettin Cindoruk’u en iyi anlatan cümle şu olsa gerek: “Demokrasinin avukatıydı.”

Yassı Ada yargılamalarında daha 20’li yaşlarda başladığı demokrasi ve avukatlık mücadelesinden bir gün ödün vermedi.

Zincirbozan ile devam eden süreçte de mücadelesinden geri durmadı.

27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Başbakan Adnan Menderes’in de yargılandığı Yassıada Davası’nda, Ankara Hukuk Fakültesi’ni daha yeni bitirmiş genç bir hukukçu olarak, Refik Koraltan ve 18 milletvekilinin avukatlığını üstlendi.

Hâkime karşı tutumu nedeniyle de 2,5 ay Balmumcu Cezaevi’nde hapis yattı…

Sonrasında 1971 darbesi ve Zincirbozan’a gönderilmekle sonuçlanan 1980 darbesinde de yılmadı. O bildik nüktedanla bezenmiş politik retorik içinde, söz söyleme sanatını konuşturarak, bildiğini söylemekten kaçınmadı.

“BİR BİLEN” YILLARI VE SONRASI

Cindoruk Cumhuriyet’in değerlerine bağlılığını da o denli yediği darbelere karşın bir gün olsun eksiltmedi. Atatürk’e hep bağlıydı.

12 Eylül 1980 darbesi sonrası “siyasete dönülen” 1983’te Büyük Türkiye Partisi’ni kurdu. Süleyman Demirel siyaseten yasaklıydı; ona “Bir bilen…” adını vererek ve Demirel’in emanetini üstlendiğini söylemekten kaçınmadan kurduğu partisi kapatıldı. Yılmadı, bu kez Doğru Yol Partisi’ni kurdu, genel başkanı oldu.

Siyasi yasaklar bittiğinde de koltuğunu Demirel’e bıraktı.

TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanı vekilliği görevlerini üstlendi; zamanında Anayasa referanduma gerek olmadan uzlaşı içinde en büyük değişikliğe uğradı.

Turgut Özal’ın vefatı sonrası Demirel’in Çankaya’ya çıkışıyla Tansu Çiller’in partinin başına geçmesiyle Cindoruk en büyük darbeyi kendi partisinden yedi.

Yine yüksünmedi, önce Demokrat Türkiye Partisini kurdu, ANAP ile koalisyon ortağı oldu. Ardından da bugün de yaşamına devam eden Demokrat Parti’yi (yeniden) kurdu…

DP’nin ANAP ile bütünleşmesine de aracılık etti.

POLİTİK HOŞGÖRÜ VE NEZAKET

Politikada hoşgörüyü, nezaketi ve vakti geldiğinde siyasetin gerektirdiği gibi geri çekilmeyi de bildi.

O politikacılar için Cindoruk, partililer için Hüsamettin Bey, biz siyaset gazetecileri için de Hüsamettin Ağabey idi.

Bir konuda sıkıştığımızda arar sorardık, tarih kitabı gibi bütün detayıyla aktarırdı, ardından da mutlaka iğneleyici bir şakayı patlatırdı.

Sadece kendisinin değil, başta yardımcısı Binali Toprak’ın, Cunda’daki yazlığına gittiğinde ulaşmamız zor olabilir diye, oradaki evinin numarası da kaydımızda yer alırdı.

“Biz siyasetçiler kaybetmeyi bilmiyoruz”

Bir gün sohbet ederken, devletten bu denli çok darbe yemiş biri olarak, hiç mi kırgın olmadığını sordum.

Yanıtı politik ilkesinin özetiydi:

“Siyasetçinin devletine kırılma hakkı yoktur…”

Burada durmadı, ötekini suçlamak yerine, çuvaldızı dönüp kendilerine; siyasetçilere batırdı:

“Siyasetçi muhakkak bir darbe yiyecek ki aklı başına gelsin… Çünkü biz siyasetçiler olarak kaybetmeyi bilmiyoruz. Hep kazanmak istiyoruz. Siyasetin en büyük metodoloji hatası da burada.”

Siyasetçinin hatalarını 12 Eylül darbesi ardından siyasi liderlerin hapsedildiği Zincirbozan günlerinde çok daha iyi görme fırsatı elde ettiklerini de söyledi.

SİYASİ RAKİBİ ÖYMEN’İN AVUKATI

Sevgili arkadaşım Serap Balet ile yaptığımız televizyon programına Altan Öymen ile katılıp katılamayacağını sormak için aradığımda verdiği yanıt şaşırmama yetmişti:

“Yayına tabii ki katılırım. Benim 60 yıllık arkadaşım: Hatta biliyor musun, Altan’ın avukatlık vekâleti 60 yıldır bende… Onun davalarına baktım yahu… Sadece avukatlık vekâleti de değil, tüm evi, barkı, bankadaki hesabı ile ilgili vekâleti de bende… Aramızdaki güven bu denli yüksektir… Arkadaşlık ayrı, siyaset ayrıdır…”

Üniversite yıllarında Cindoruk Demokrat Gençler, Öymen de CHP Gençlik Kolları başkanıymış; Fikir Kulübü’nün ilk nüvesini birlikte atmışlar.

Sonrasında biri DYP’nin ve DP’nin, diğeri de CHP’nin lideri oldu ama aralarındaki güven ve dostluk hep var olmuş.

“ZİNCİRBOZAN BİZE İKTİDARI GETİRDİ”

Nasıl bir sonuç doğurduğunu da anlattı…

Zincirbozan’da, Süleyman Demirel, Deniz Baykal, Sırrı Atalay, Nahit Menteşe ile birlikte yatarken günleri iç içe geçermiş.

Demirel, yaptıkları sohbetlerden yola çıkarak, herkesin bildiği bir konuda Türkiye’nin sorunları ve çözüm yolları üzerine konferans vermesini önermiş.

Cindoruk hukuk üzerine konuşmuş.

Baykal Japon mucizesi üzerinde durmuş; kalkınma modelini anlatmış.

Cindoruk bunları sıralayıp ekledi:

“O dönem Zincirbozan’a kitap getirmek falan da pek mümkün değildi. Herkes kendi hafızasından anlattı. Ama hepimiz de çok faydalandık. Hatta CHP’den tutuklu Ferhat Altıntaş Köy Enstitülerini anlatınca okulları geliştirmeyip ne denli yanlış yaptığımızı fark ettik. Demirel gülerek, ‘yanlış yapmışız…’ demişti”

Ve ekledi:

“Zincirbozan’da ülkenin meselelerine yönelik sağlanan uzlaşı, 1991 DYP-SHP koalisyonunu getirdi. Demirel’i Cumhurbaşkanı yaptı, beni de TBMM Başkanı ve merhum Özal sonrası Cumhurbaşkanı vekili…”

SON VASİYETİ

Siyasi tarihimizin çok önemli bir demokrasi şövalyesi daha dün Hak yoluna yürüdü…

Yardımcısı Binali Toprak’ı dün arayıp bir daha teyidini almak istedim. Bir sohbetimizde 40 yıldır olduğu gibi Toprak da yanımızdaydı…

Vefat ederse devlet töreni yapılmasını ve devlet mezarlığına da konulmasını istemediğini söyledi.

Şaşırmıştım…

Neden böyle bir vasiyette bulunduğunu, kendisi olmadığını söylese de yine de içindeki bir kırgınlığın sonucu olarak mı böyle bir vasiyette bulunduğunu anlamak istedim.

Verdiği yanıt Hüsamettin Cindoruk’un mücadelelerle dolu demokrasi avukatlığının da özetiydi:

“Siyasetçi dediğin, halkının arasında olur…”

Cindoruk 11 Nisan 2026’da 92 yaşında vefat etti. Defni de vasiyeti gibi olacak, 13 Nisan’da Teşvikiye Camii’nde Zincirlikuyu’da halkın mezarlığında halk tarafından uğurlanacak

Hak yolu açık, ruhu revan, devri daim olsun.