Vücudun sentezleyemediği, dışarıdan alınması zorunlu olan esansiyel (elzem) yağ asitleri olarak tanımlanan omega3 ve omega6 arasındaki dengenin, vücudun iltihaplanma yöntemini belirleyen en kritik mekanizmalardan biri olduğuna değinen Uzman Diyetisyen Tansu Duran, “En önemli formları EPA, DHA, ALA olarak bilinen omega3 grubu enflamasyon (iltihaplanma) dindirici iken; en yaygın formları LA, AA olan omega6 grubu enflamasyon tetikleyici niteliktedir” dedi.
Duran, “Sağlık otoriteleri tarafından genel hastalıkları önlemek için omega6’nın omega3’e oranı 2: 1 – 5: 1 olarak belirlenmişken, günümüzde genel beslenmede bu oran mevcut halk sağlığı için riskli görülen 15: 1 - 20: 1 seviyesinde gözlenmektedir.
İdeal dengenin bozulmasında ise endüstriyel bitkisel yağlar ve işlenmiş gıda tüketimi temel suçlu olarak bulunmuştur. Yani mısır özü, ayçiçek yağı, soya yağı, restoran yemekleri ve paketli bisküviler başlıca omega6 kaynaklarıdır.
Omega 6’nın baskın tüketimi vücutta kronik ve düşük dereceli iltihaplanmalara sebep olmaktadır. Bu durum günümüzün en çok konuşulan hastalıkları olan diyabet, obezite, Alzheimer, eklem iltihaplanmaları (artrit), depresyon, bilişsel gerileme ve kalp krizlerinin temelini oluşturmaktadır.
Bilimsel araştırmalar omega6 tüketimini tamamen kesmeyi değil, omega3 girişini artırırken omega6 seviyesini kontrollü tutmayı önermektedir.
Bu denge için mutfağınızda yağları değiştirebilir ( Ayçiçek/ msıır yağı yerine sızma zeytinyağı), haftada en az 2 gün balık tüketebilir; semizotu, keten tohumu, chia, ceviz gibi kaynakları beslenmenize dâhil edebilir; paketli gıda tüketiminden kaçınabilirsiniz.
Omega3 omega6 dengesini sağladığınızda ise daha az eklem ağrısı, daha berrak bir zihin ve daha güçlü bir kalp ile hayatınıza daha sağlıklı devam edebilirsiniz” ifadelerini kullandı.




