Panik atak; ani başlayan, yoğun korku ve endişe ataklarıyla kendini gösteren, hızlı nefes alıp verme, kalp çarpıntısı, terleme ve göğüste sıkışma hissi gibi belirtilerle ortaya çıkan psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanıyor. Bazen belirli bir nedene bağlı olarak, bazen de nedensiz şekilde gelişebilen panik atak, çoğunlukla yoğun stres altında yaşanan bir hayat ve geçmişte yaşanan psikolojik travmalar sonucunda görülüyor.
Uzmanlar, stres ve travmaların beyinden vücuda yanlış alarm sinyalleri gönderdiğini, bu durumun kişinin hayatta kalma içgüdüsünü tetikleyerek panik atağa yol açtığını belirtiyor.
Medikaya Hastanesi Acil Servis Uzmanı Dr. Mustafa Ayhan Özbek, panik atağın aniden ortaya çıktığını ve dakikalar içinde zirveye ulaşan yoğun korku haliyle karakterize olduğunu söyledi. Özbek, “Panik atak yaşayan hastalarda göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, vücutta uyuşma, gözlerde kararma gibi birçok belirti görülebiliyor. Bu semptomlar çarpıcı olduğu için hastalar ve yakınları tarafından hayati bir tehlike olarak algılanabiliyor” dedi.
“Öncelik Hayati Risklerin Dışlanması”
Acil servise panik atak şikâyetiyle başvuran hastalarda öncelikle kalp krizi ve akciğer embolisi gibi hayati risklerin dışlandığını vurgulayan Özbek, panik atağın bir dışlama tanısı olduğuna dikkat çekti. Özbek, “Belirtilerin başka bir tıbbi hastalık, psikiyatrik tanı ya da kullanılan ilaçlarla açıklanamıyor olması gerekir. Gerekli muayene ve tetkikler yapıldıktan sonra hastaya bu durumun panik atak olduğu, belirtilerin gerçek ancak tehlikeli olmadığı sakin bir dille anlatılmalıdır” diye konuştu.
Derin Nefes Önemli
Atak sırasında hastaların genellikle hızlı ve yüzeysel nefes aldığını belirten Özbek, bunun kandaki karbondioksit seviyesini düşürerek şikâyetleri artırdığını ifade etti. Özbek, “Bu nedenle hastalara sakin ve derin nefes almaları telkin edilmelidir. Gerekli durumlarda yatıştırıcı ilaçlar panik atağın kontrol altına alınmasında kullanılabilir” dedi.
Psikiyatrik Destek Yaşam Kalitesini Artırıyor
Panik atağın tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunun altını çizen Özbek, bilişsel davranışçı terapi, psikoterapi ve ilaç tedavisiyle başarılı sonuçlar elde edilebildiğini söyledi. Panik atak sonrası hastaların mutlaka psikiyatrik değerlendirmeye yönlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özbek, bu sürecin hastaların yaşam kalitesini yükseltmede hayati öneme sahip olduğunu ifade etti.







