Isparta

Suyu Koruduğumuz An, Sağlığımızı ve Ekonomiyi Koruruz

Suyu Koruduğumuz An, Sağlığımızı ve Ekonomiyi Koruruz

Süleyman Demirel Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden emekli ve mevcut Limnolog Dr. Erol Kesici: “Yaşamdaki temel önceliğimiz sağlıklı suya ulaşmaktır. Su her şeye değmektedir o nedenle vazgeçilmez, yerine başka bir şeyin konulamayan temel doğa ürünüdür. Vücudumuzun, yediğimiz, içtiğimizin, dünyanın büyük bölümü su. Dünyada ve ülkemizde de temiz su sorunu yaşanmaktadır. Çözümü evlere bireysel filtreler (ne olduğu ve temizlik koşulları yerine getirilmeyen, suyu saflaştıran, talimatlarına uymayacağımız) takmak olmamalıdır” dedi.

Limnolog Dr. Erol Kesici: “Suya yatırım yaparak kaynaktan alınan sulara; İleri teknolojiyle çeşitli arıtma yöntemleri ile temiz su ve atıksu arıtma süreçlerini geliştirmek mümkündür. Mutlaka; filtrasyon, adsorpsiyon, biyolojik arıtma, kimyasal arıtma ve ters ozmoz gibi yöntemler, suyun kalitesini ve kullanılabilirliğini artırarak daha sağlıklı ve çevre dostu bir yaşam alanı sağlamaktadır. Bu yöntemlerin uygulanması, su kaynaklarının verimli kullanılması ve gelecek nesillere temiz su bırakılması açısından büyük önem taşımaktadır.

KENTSEL SU KULLANIMINDAKİ DARBOĞAZLAR – SORUNLAR AŞILMALI!

*Çoğu belediyenin mevcut altyapılarının eskimiş olması, yeterli ve düzenli bakım onarım yapılmaması, su temin ve dağıtım sistemlerinde su kaybının çok yüksek olması

* İçme suyuyla, tarım yapılması, park-bahçe-sokak- sulama, araba ve her türlü temizlikte kullanılmaması

*Suyun verimli kullanımını zorlayıcı-teşvik edici yasal düzenleme yetersizliği-eksikliği. Suyun yönetimi ve dağıtımında çok yetkilin olması, su verimliliği çalışmalarında koordinasyon eksikliğine neden olmaktadır. Su yönetimi konusunda tek ve merkezi bir yapının olmaması, Çözüm, SU KANUNU.

* Kullanılmış suların arıtılarak yeniden kullanılması başta olmak üzere suyun verimli kullanılmasına yönelik teşviklerin ve yasal düzenlemelerin yetersizliği.

* Belediyelerin içme ve kullanma su yönetimine ilişkin bütüncül planlama eksikliği. Su kayıplarına ilişkin raporlamaların düzenli ve yeterli olmaması.

* İçme suyu hizmetlerinde finansal kaynak yetersizliği. Su kullanımına yönelik ölçüm, izleme ve denetim yetersizliği. İçme suyu sistemlerinde kurumsal ve teknik kapasite (uzman personel, otomasyon, vb.) eksikliği.

* Belediyelerin ve su ve kanalizasyon idarelerinin yapılanmalarındaki eksiklikler. İçme-kullanma suyu dağıtım sistemlerinde kayıpların azaltılmasına yönelik izole alt bölge oluşturulması, basınç yönetimi, hidrolik modelleme vb. uygulamaların yeterince yaygınlaştırılamaması

* Su ve atıksu sistemlerine ilişkin güncel ve bütüncül veri eksikliği.

* Tarımsal su temin sisteminin iyileştirilmesi ve çeşitlendirilmesi (Yerel toplulukların tarımsal üretkenliğini ve iklim direncini artırmak için merkezi olmayan yağmur suyu toplama ve depolama sistemleriyle, kentsel atık suyun arıtılması ve tarım için yeniden kullanılması için yatırımların teşvik edilmesi), hususları tarımda suyun verimli kullanılmasında uygulanabilecek politika araçları olarak değerlendirilmektedir. Sulama sistemlerinin modernize edilmesi (Sulama suyu verimliliğinin artırılması için sulama sistemlerinin daha verimli ve çevreye daha az zarar verecek şekilde modernize edilmesi).

* Yerel yönetimlerde, içme-kullanma suyu temin ve dağıtım sistemlerindeki su kayıpları konusunda yeterli farkındalık olmaması, kayıpların önlenmesi yerine yeni su kaynakları arayışına gidilmesi.

* Mevzuatta su kayıp hedefleri olmasına rağmen caydırıcı nitelikte yaptırımların bulunmaması.

* Ölçüm ve izleme sistemlerinin geliştirilmesi. Yağmur Suyu Hasadı Yağmur hasadı, yağmur suyunun tutularak yeryüzünde, yer altında, toprakta veya depolarda biriktirilmesi yöntemidir. Bu uygulama su hasadı, su çayırları, su tutma bahçeleri, yağmur bahçeleri ve mikro biyolojik tutma alanları olarak farklı şekillerde isimlendirilmektedir. Unutulmamalıdır ki; Uluslar arası insan hakları ve uluslararası hukuk organları, Suyun insan yaşamının sürmesi için zorunlu unsurlardan biri olup, yaşamın ayrılmaz, bütünleyici bir parçası olduğunu kabul etmektedir. Temel bir insan hakkı olan suyun değeri korunmasıyla, halka sağlıkla ulaştırılmasıyla atar. Suya zam yapmakla, suya fiyat biçmekle ne suyun değeri artar ne de su tasarrufu yapılır. Erişilebilir tatlı su miktarı, dünyadaki toplam suyun %1’inden bile az. Su, hem günümüz için hem de gelecek nesiller adına her türlü zararlı madde, kirletici ve tehlikelerden korunması gereken en önemli doğal varlıklardan biridir. Dünyadaki su oranının %70 olması, yıllardır su bakışımızda onun tükenmez bir kaynak olduğunu düşünmemize neden olmuştur. Oysa, dünyadaki suyun %3 tatlı su olup, bunun üçte ikisi donmuş buzullarda saklıdır. Dünya üzerindeki mevcut tatlı su kaynaklarının ihtiyaçları karşılayamayacak hale gelmesi üzerine tatlı su kaynaklarını (akarsular) paylaşan devletler arasında yaşanan soruna da “su sorunu” denir. Bu bakımdan ülkemizin doğası-konumu stratejik öneme sahiptir. Yıllardır, bizim suyun tükenmez bir kaynak olduğu düşüncesine kapılmamıza neden olmaktaysa da, içtiğimiz, temizlik yaptığımız, tarlamızı suladığımız tatlı su %1’lik oranıyla inanılmaz derecede nadirdir durumdadır. Tatlı su kaynaklarının aşırı oranda çekilmesi sonucu artan su krizi, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eden en önemli nedenlerin başında gelmektedir. Dünyayı tehdit eden en büyük risk faktörü varlığı önemsenmeyen su olmaktadır. Canlıların, gıda üretiminin temel ihtiyacı olan su talebinin, var olan mevcut su miktarı aşması sonucu oluşan “su kıtlığı” yaşamımızın en önemli bir parçası haline gelmiştir. Su stresi, su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle ekosistemlerin zarar görmesi, ekonomik kalkınmanın yavaşlaması ve insan sağlığı, gıda güvenliği ve enerji üretimi konularında sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte neredeyse her şeyin üretiminde suya gerek duyulmakta. Bu üretimde göre farklılık gösteren tarımda su kullanımı %70 -80-90 arasında değişmesinin yanı sıra, Sanayide su kullanımı %18-11,7, evsel kullanımlarda %12-9-3’ lere ulaşmaktadır” dedi.