İyi Parti Genel Merkezinin talebi doğrultusunda İl Başkanlığı görevinden istifası istenen, bu talebi kabul etmemesi üzerine görevden alınan Dr. İbrahim Tekeli, suskunluğunu bozdu. Basına açıklamalar yapan Tekeli, hem süreci anlattı hem de partisinden istifa etti.
Tekeli açıklamasında, görevden alınmadan önce kendisinden istifa etmesinin talep edildiğini belirterek, kongreyle seçilmiş bir il başkanı olarak bu talebi kabul etmediğini ifade etti. Delegelere karşı sorumluluğu olduğunu vurgulayan Tekeli, “İstifa etmemi istediler, ben de görevden almalarını söyledim.” dedi. Ekim 2023’den bu yana İyi Parti Isparta İl Başkanlığı görevini yürüttüğünü hatırlatan Tekeli, “Bu görevi, belki de siyasette alışık olunmayan bir duruşla, birbirinden değerli yol arkadaşlarımla yürüttük. Ayrıca geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen İyi Parti 4. Olağan Isparta İl Kongresi’nde delegelerin açık iradesiyle, rakiplerimize üç kat fark atarak seçilmiş bir il başkanı olarak, bugün yaşananları demokrasiye vurulmuş açık bir darbe olarak değerlendiriyorum.” şeklinde konuştu.
KONGREYE 5 GÜN KALA ÇEKİLMEMİ İSTEMİŞLERDİ
Tekeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Süreci başından anlatmam gerekirse; geçtiğimiz günlerde Teşkilat Başkanıyla bir görüşme gerçekleştirdim. Hiçbir somut bahane sunamadan, başka bir ekiple çalışmak istediklerini belirtip, bize de onlara destek vermemizi istediler. Benim de partide bulunma amaçları farklı emeller üzerine olan bu kişilerle çalışamayacağımızı belirtmem sonrası, il başkanlığı görevinden istifa etmem talep edildi. Ben de birkaç ay önce kongreyle seçilmiş olduğumu, bana oy veren delegelere ve desteğini esirgemeyen üyelere karşı sorumluluğumdan dolayı asla istifa etmeyeceğimi, isterlerse görevden almalarını kendilerine ilettim. İl başkanlığından istifa konusu, ısrarla dile getirmesine rağmen ben de ısrarla bu durumun olmayacağını belirttim. Halkın bize güvendiği ortamda bazı şeylerin bu kadar basite indirgenemeyeceğini de kendilerine söyledim” Kongre döneminde de son 5 gün kala çekilmemizi isteyen bir yapıdan bahsediyorum. Buradan da 5 gün kalaya kadar herhangi bir eylem planı olmayan, kurumsal yapıdan tamamen uzak bir sistemden bahsediyorum. Bu yapıya karşı üyelerimizin umudunu kaybetmemesi adına mücadele verdik. Ekim ayında sandıktan çıkan iradenin, bugün farklı yollarla yeniden sahaya sürülmesi, alın terinin, emeğin ve teşkilat sadakatinin hiçe sayılmasıdır. Bu durum sadece şahsıma değil, bana oy veren delegelere, teşkilat mensuplarına ve İyi Parti’ye gönül vermiş herkese yapılmış bir saygısızlıktır.
AHBAP ÇAVUŞ DÜZENİ
Genel merkez tarafından alınan bu karar, bugün sandıkta kazanamayanların, masa başında ve “ahbap-çavuş” ilişkileriyle kazandırılmaya çalışıldığı bir düzeni gözler önüne sermektedir. Emek ve liyakat yerine referans ve yakınlık üzerinden atamalar yapılmıştır.
Ayrıca, her açıklamada “merkez parti olacağız” iddiasını vurgulayan Genel Merkezin, hem de Süleyman Demirel’in memleketinde, emek emek inşa ettiğimiz partimizi kuruluş hedeflerinden uzaklaştırıp maalesef Milliyetçi Hareket Partisinin küçük bir uzantısı haline getirmeye çalıştığını görüyoruz. Bugün görevden alınmış olmamız da tam olarak bunun en somut göstergesidir.
ISPARTA’DA ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK
Biliyorsunuz ki İyi Parti’de yaşanan zorlu dönemlerinin ardından, Isparta’da gemiyi güvenli bir şekilde limana yanaştıran da bizdik. İl başkanlığım süresince, 2024 yerel seçimlerinde partimizin Türkiye geneli oy ortalamasının çok üzerinde, yüzde 17 oy oranıyla Isparta’yı gururlandırdık. Biz halkla iç içe 2,5 yıl geçirdik. Siyasete nezaket getirdik, eleştirilerimizi her zaman yaptık, bunu yaparken de kararlarımızı detaylı incelemelerle aldık. Bu nedenle yaptığımız muhalefete karşılık partiyi zora düşürecek herhangi bir geri dönüşle karşılaşmadık. İyi Parti’yi her yerde duruşumuzla en doğru şekilde temsil ettik.
BU YAPILAN SADECE ISPARTA MESELESİ DEĞİLDİR
Tekrar büyük resme bakacak olursak, bu sadece Isparta meselesi değildir; Türkiye genelinde İyi Parti teşkilatlarının yönetim anlayışının açık bir fotoğrafıdır. Bugün Isparta’da yaşanan, yarın başka illerde ve ilçelerde tekrar edecektir. Çünkü mesele ülke meselesi değil, şahıs ve zihniyet meselesidir.
GENEL MERKEZ SAMİMİYETSİZ!
Her fırsatta “adalet”, “demokrasi” ve “liyakat” söylemleriyle kamuoyunun karşısına çıkan genel merkezin, kendi partisinde bu değerleri hiçe sayması açık bir samimiyetsizliktir. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözü, bugün yaşanan tabloyu en net şekilde özetlemektedir. Siyasetçinin gerçek yüzü, kürsülerde kurduğu cümlelerle değil; aldığı kararlarla, tavırlarıyla ve icraatlarıyla anlaşılır. Söylemlerde adalet, uygulamada adaletsizlik; sözde demokrasi, gerçekte dayatmacı bir anlayış… İşte tam olarak karşı karşıya olduğumuz durum budur.
BİZ ISPARTA’NIN GÖNLÜNÜ, GÜVENİNİ, SEVGİSİNİ KAZANDIK
Geçmiş dönemde partide görev almış ancak kendi menfaatleri için her kongrede partiye nifak sokanlar, Ankara’da başdanışman unvanıyla Isparta’yı yönetmeye çalışan, ancak buradaki çalışmalardan bihaber olanlar bugün masa başında kazandıklarını zannedebilir. Oysa gecesini gündüzüne katan, ailesinden, zamanından ve emeğinden feragat eden; memleketi için samimiyetle mücadele eden bizler çok daha kıymetli bir kazanım elde ettik. Isparta halkının gönlünü, güvenini ve içten sevgisini kazandık. Adaletin sağlanamadığı, demokrasinin işletilmediği, emeğin yok sayıldığı bir yapının karşısında susacak kadar dilsiz, boyun eğecek kadar iradesiz hiç değiliz. Bu sebeple ben ve dava arkadaşlarım İyi Parti üyeliğinden istifa ediyoruz.
Ayrıca, belediye meclis üyelerimizle ilgili olarak özellikle belirtmek isterim ki; görev sürem boyunca gösterdikleri sorumluluk ve bağlılıkla örnek olan meclis üyelerimizin istifa etmemeleri, İyi Parti delegelerinin oylarının yok sayıldığı yerde, halkımızın oylarına sahip çıkmalarını kendilerine önerdim. Fakat bu sistemsiz yapı içerisinde de sağlıklı sonuçların alınamayacağından dolayı, farklı kararlar alırlarsa da kimsenin onları yadırgamayacağını da biliyorum. Onlar Isparta için her koşulda çalışmaya devam edeceklerdir. Bugüne kadar bana yoldaşlık yapan, gecesini gündüzüne katan yönetici arkadaşlarıma, meclis üyelerime, delegelerimize ve dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Kendi içinde adaleti sağlayamayanların, ülkeye adalet getirme iddiası yalnızca bir söylemden ibarettir. Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in haklılığı nasıl daha sonra ortaya çıktıysa, üzülerek söylemek isterim ki bizim de haklılığımız er geç ortaya çıkacaktır.”