Seramiği yalnızca bir üretim süreci olarak değil, aynı zamanda bir ifade biçimi olarak gören Kuken Seramik işletmecisi Özgür Erkoç, kurduğu atölyede toprağı sanatla buluşturuyor. Hayalini gerçeğe dönüştürerek açtığı seramik atölyesinde, tamamen el emeğiyle hazırladığı özgün tasarımları sanatseverlerle buluşturan Erkoç, her bir üründe sabır ve emeğin izlerini taşıyor.

ITSO’DA AZERBAYCAN YATIRIM FIRSATLARI TANITILDI
ITSO’DA AZERBAYCAN YATIRIM FIRSATLARI TANITILDI
İçeriği Görüntüle

Farklı alanlarda aldığı eğitimlerin ardından kalbinin sesini dinleyerek seramiğe yönelen Erkoç’un hikâyesi, klasik bir meslek yolculuğunun çok ötesinde ilerliyor. Bilgi Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nü tamamlayan, ardından Mutfak Sanatları Akademisi’nde profesyonel aşçılık eğitimi alan Erkoç, çocukluk yıllarından beri içinde büyüyen seramik tutkusunun peşinden gitmeye karar verdi. Bu tutku, onu Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü’ne taşıdı.

AİLE MİRASINDAN MODERN SERAMİĞE

Seramiğe olan ilgisinin kökeninin aile geçmişine dayandığını dile getiren Erkoç, bu zanaatla bağının çok eskiye uzandığını ifade etti. “Baba tarafım Denizlili. Aile büyüklerim yıllar önce kil yataklarından toprak çıkarır, çanak çömlek yaparak geçimlerini sağlardı. Ben bugün onların yaptığı işi, çağdaş tekniklerle ve farklı tasarımlarla sürdürüyorum” sözleriyle geleneğe olan bağlılığını anlattı.

KOSGEB desteğiyle fırın ve torna ekipmanlarını temin eden Erkoç, uzun süredir hayalini kurduğu atölyeyi açarak üretimlerini profesyonel bir zemine taşıdı.

SABIR VE ZAMAN İSTEYEN BİR SANAT

Seramiğin dışarıdan bakıldığında kolay gibi görünse de oldukça zahmetli bir süreçten geçtiğini vurgulayan Erkoç, her ürünün ortaya çıkışının yaklaşık bir haftayı bulduğunu belirtti. “Çamurun şekillendirilmesinden sonra kuruma süreci başlıyor. Ardından ilk fırınlama, sırlama ve tekrar fırınlama aşamaları geliyor. Oldukça yorucu ve dikkat isteyen bir süreç ama ürünü son haliyle elinize aldığınızda tüm yorgunluk unutuluyor” dedi.

Tasarlanan bir nesnenin günlük hayatta kullanılabilir bir objeye dönüşmesinin kendisini en çok mutlu eden nokta olduğunu dile getiren Erkoç, seramiğin hem estetik hem de işlevsel yönünün kendisi için çok kıymetli olduğunu ifade etti.

ÇOCUKLAR VE AİLELER İÇİN YARATICI ATÖLYELER

Üretimin yanı sıra atölyesinde workshoplar da düzenleyen Erkoç, her yaştan katılımcıya hitap ettiklerini söyledi. Özellikle anne-çocuk etkinliklerinin oldukça keyifli geçtiğini belirten Erkoç, çocukların hayal dünyasının seramik çalışmalarına ayrı bir renk kattığını dile getirdi.

“Çocukların hayal gücü çok daha sınırsız. Sevdikleri karakterleri yapmak istiyorlar ve ortaya gerçekten çok yaratıcı işler çıkıyor. Bu etkinlikler hem eğitici hem de aile bağlarını güçlendiren güzel anlara dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

FESTİVALLER VE ÖZEL SİPARİŞLERLE GENİŞLEYEN ÜRETİM

Workshopların yanı sıra festivallere katılarak ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırdığını söyleyen Erkoç, Isparta Gül Festivali ve Denizli Buldan Dokuma Festivali’nde yer aldığını belirtti. Satışların büyük bölümünün bu etkinliklerde gerçekleştiğini ifade eden Erkoç, festival dönemleri dışında ise özel siparişler ve sosyal medya üzerinden satış yaptığını aktardı.

“HERKES BU İŞİ YAPMAMALI”

Seramik sektöründe yaşanan bazı sorunlara da değinen Erkoç, yeterli eğitim ve birikime sahip olmadan yalnızca maddi imkânlarla atölye açılmasının sektöre zarar verdiğini söyledi. “Bu işin eğitimini almış, yıllarını vermiş insanlar maddi imkânsızlıklar nedeniyle üretim yapamazken, yalnızca sermayesi olduğu için atölye açan kişilerle karşılaşıyoruz. Bu durum hem kaliteyi düşürüyor hem de emeğin değerini zedeliyor” diyerek mesleki liyakatin önemine dikkat çekti.

Toprağa dokunarak üreten, sabırla şekillendiren ve her eserine kendi hikâyesini katan Özgür Erkoç, seramiği yalnızca bir meslek değil, yaşam biçimi olarak gördüğünü vurgulayarak üretmeye devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi