Teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, gıda sektörünü de köklü bir şekilde değiştiriyor. Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme artık yalnızca üretim süreçlerini kolaylaştıran araçlar değil, aynı zamanda gıda güvenliği, kalite ve sürdürülebilirlik açısından da önemli fırsatlar sunuyor.
Süleyman Demirel Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atıf Can Seydim, son yıllarda gıda mühendisliğinde yaşanan teknolojik dönüşümü değerlendirerek, mesleğin klasik mühendislik anlayışının ötesine geçtiğini söyledi. Prof. Dr. Seydim, gıda mühendisliğinin artık yalnızca kimya, mikrobiyoloji ve proses mühendisliğinden ibaret olmadığını belirterek, veri bilimi, mekatronik ve yazılımın da bu alanın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ifade etti. Yapay zekâ destekli sistemlerin üretim sırasında oluşan büyük veri miktarını analiz ederek daha önce fark edilmesi güç eğilimleri ortaya çıkarabildiğini vurgulayan Seydim, bu sayede hem ürün güvenliğinin arttığını hem de fire oranları ile enerji tüketiminin azaltılabildiğini söyledi.
YAPAY ZEKÂ KALİTEYİ ARTIRIYOR
Yapay zekânın gıda üretiminde birçok farklı alanda kullanılmaya başlandığını belirten Seydim, makine öğrenmesi algoritmalarının ürünlerin raf ömrünü daha doğru tahmin edebildiğini ifade etti. Görüntü işleme teknolojileri sayesinde üretim sırasında yüzey kusurları, renk farklılıkları ve şekil bozukluklarının anlık olarak tespit edilebildiğini aktaran Seydim, enerji tüketimi, ısıl işlem süresi ve karıştırma hızı gibi kritik parametrelerin de yapay zekâ tarafından analiz edilerek en uygun üretim koşullarının belirlenebildiğini kaydetti.
OTOMASYON ÜRETİMDE STANDARDI YÜKSELTİYOR
Otomasyon ve robotik sistemlerin özellikle yüksek kapasiteli üretim yapan tesislerde önemli avantajlar sağladığını dile getiren Seydim, insan kaynaklı değişkenliklerin azaltılmasıyla dolum, porsiyonlama ve ambalajlama işlemlerinin daha hassas gerçekleştirilebildiğini söyledi. İnsan temasının azalmasının hijyen seviyesini yükselttiğine dikkat çeken Seydim, otomatik sistemlerin karıştırma, kesme, ısıl işlem ve sterilizasyon gibi süreçlerde ürün kalitesinin daha istikrarlı olmasını sağladığını belirtti. Yüksek sıcaklık, basınç ve steril ortam gerektiren üretim alanlarında robotik sistemlerin kullanılmasının çalışan güvenliği açısından da önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
DİJİTALLEŞME GIDA GÜVENLİĞİNİ GÜÇLENDİRİYOR
Dijital teknolojilerin üretim zincirinin her aşamasını daha şeffaf ve izlenebilir hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Seydim, bağlantılı sensörler sayesinde sıcaklık, nem ve gaz bileşimi gibi kritik değerlerin depolama ve taşıma süreçlerinde gerçek zamanlı takip edilebildiğini söyledi.
Blok zinciri teknolojisiyle ürünün tarladan tüketiciye kadar tüm geçmişinin kayıt altına alınabildiğini ifade eden Seydim, bu sayede olası geri çağırma süreçlerinin daha hızlı ve hedefe yönelik yürütülebildiğini dile getirdi.
Dijital ikiz teknolojileriyle üretim hatlarının sanal ortamda modellenebildiğini, olası arızaların önceden tahmin edilerek süreç iyileştirmelerinin yapılabildiğini belirten Seydim, akıllı stok yönetim sistemleri sayesinde de bozulma riskine göre depolama sürelerinin optimize edilerek ürün kayıplarının azaltıldığını söyledi.
GIDA MÜHENDİSLERİNİN YETKİNLİK ALANI GENİŞLİYOR
Teknolojik dönüşümün gıda mühendislerinden beklenen bilgi ve becerileri de değiştirdiğini ifade eden Seydim, veri analitiği, yapay zekâ tabanlı karar destek sistemleri ve sensör teknolojileri konusunda uzmanlık ihtiyacının her geçen gün arttığını belirtti.
Otomasyon sistemlerinin tasarımı ve yönetiminin de gıda mühendisliği eğitiminin önemli bir parçası haline geldiğini söyleyen Seydim, gelecekte hem biyolojik süreçleri hem de dijital teknolojileri birlikte yönetebilen mühendislerin ön plana çıkacağını kaydetti.
SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİME KATKI SAĞLAYACAK
Prof. Dr. Atıf Can Seydim, yeni teknolojilerin çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, enerji ve su tüketiminin gerçek zamanlı takip edilmesiyle gereksiz kaynak kullanımının önlenebildiğini ifade etti.
Tahmine dayalı sistemlerin gıda israfını azaltabildiğini, ürün formülasyonları, proses iyileştirme çalışmaları ve yan ürünlerin değerlendirilmesinde ileri veri analizlerinin daha verimli çözümler sunduğunu dile getirdi.
Yapay zekâ destekli teknolojilerin önümüzdeki yıllarda gıda sektörünü daha rekabetçi ve yenilikçi hale getireceğini belirten Seydim, bazı araştırmalara göre 2030 yılına kadar yapay zekâ destekli gıda ve içecek pazarının 85 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmasının beklendiğini söyledi.
Seydim, bu dönüşümün verimlilik artışı, atıkların azaltılması ve kişiselleştirilmiş ürünlerin geliştirilmesi gibi önemli avantajlar sağlayacağını ifade ederken, veri güvenliği, yüksek yatırım maliyetleri ve çalışanların yeni teknolojilere uyum sağlaması gibi konuların da dikkatle ele alınması gerektiğini vurguladı.
Teknolojik gelişmelerin etik ve kapsayıcı bir yaklaşımla hayata geçirilmesinin hem Türkiye'de hem de dünyada gıda güvenliğinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağını sözlerine ekledi.