Aşure Ayı'nın manevi atmosferi sofralara taşınırken, aktar ve doğal ürünler uzmanı Ömer Gürbüz, geleneksel aşure yapımına dair önerilerini ve özel tarifini paylaştı. Bereketin, paylaşmanın ve dayanışmanın simgesi olarak görülen aşurenin, doğru malzemeler ve dengeli ölçülerle hazırlandığında hem lezzetli hem de besleyici bir tatlı olduğunu belirten Gürbüz, doğal ürünlerin kullanılmasının önemine dikkat çekti.

Gürbüz, "Aşure sadece bir tatlı değil, kültürümüzü ve birlik ruhunu yaşatan önemli bir gelenektir. Kaliteli bakliyatlar, doğal kuru meyveler ve taze baharatlarla hazırlanan aşure, hem damakta unutulmaz bir tat bırakır hem de bereketin simgesi olur" dedi.

Bir gece önceden ıslatılan buğday, nohut ve kuru fasulye ayrı ayrı haşlanır. Buğday büyük bir tencereye alınarak yumuşayıncaya kadar pişirilir. Ardından nohut, kuru fasulye ve pirinç eklenir. Küp doğranmış kayısı, incir, kuru üzümler ve kuş üzümü ilave edilir. Çubuk tarçın ve karanfil kısa süre kaynatılarak aroması yemeğe geçirilir. Son aşamada şeker, portakal kabuğu rendesi, fındık ve ceviz eklenerek birkaç dakika daha kaynatılır. Kıvam alan aşure kâselere paylaştırılır ve soğuduktan sonra tarçın, nar, file badem ve Antep fıstığı ile süslenerek servis edilir.

Gürbüz, aşurenin kıvamını koruması için pişirme sırasında sıcak su kullanılmasını, kuru meyvelerin ise aromasını kaybetmemesi adına son aşamada eklenmesini tavsiye etti.

ALTIN DÜŞÜYOR, YATIRIMCISI ALIYOR
ALTIN DÜŞÜYOR, YATIRIMCISI ALIYOR
İçeriği Görüntüle

Aşure Ayı'nın paylaşma kültürünü yaşatmak adına komşulara, akrabalara ve ihtiyaç sahiplerine aşure ikram edilmesinin önemine de değinen Ömer Gürbüz, "Paylaşılan her kâse aşure, gönüller arasında köprü kurar. Bu geleneği yaşatmak, gelecek nesillere bırakacağımız en güzel miraslardan biridir" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi