Geçmişin el becerisi gerektiren mesleklerinden biri olan yorgancılık, günümüzde tercih edilmiyor. Dijitalleşen dünyayla birlikte artık zanaat icra eden meslekler rafa kaldırılıyor. Modern üretim yöntemleri ve değişen tüketici talepleriyle birlikte giderek kayboluyor. Yorgancılık zanaatı, bir zamanlar geleneksel el işçiliğinin önemli yapıtaşlarından biri olarak görülürken, şu anda yalnızca gelecek kuşaklara aktarılacak kültürel bir miras olma özelliği taşıyor.
Lale Yorgancılık’ın sahibi Fehmi Demirsöken, 1966 yılından beri yorgancılık yaptığını söyleyerek, “O zamanlar 8 tane çırak, 10 tane kalfa vardı. Bir kalfaya bir çırak düşüyordu. Eskiden yorgan, yastık yetiştiremezdik, çeyizlik ürün talepleri çok olurdu” diye konuştu. Gelişen ve değişen dünyayla birlikte artık alışverişlerin internet aracılığıyla gerçekleştiğinden söz eden Demirsöken, “Bu meslekte çırak yetişmiyor, bizden sonra yorgan dikecek kimse olmayacak” dedi.
Dünya düzeninin değişmesiyle birlikte meslek gruplarında da dönüşümler yaşandı. Fabrikada seri bir şekilde üretilen ürünlere, internet aracılığıyla kolay ulaşım sağlanması geleneksel el işçiliği gerektiren bu gibi mesleklere olan yönelimi azaltmış durumda.
Bu mesleklerin yaşatılabilmesi için hem yerel yönetimlerin hem de kültürel miras alanında faaliyet gösteren kurumların destekleyici projeler üretmesi gerekiyor. Mesleki eğitim kursları açılması, çıraklık sisteminin teşvik edilmesi ve el emeği ürünlerin değerinin yeniden hatırlatılması büyük önem taşıyor. Aksi halde bir döneme tanıklık eden ve kültürel kimliğin önemli parçalarından biri olan yorgancılık, ustalarıyla birlikte tarihe karışma riskiyle karşı karşıya kalacak.