Sosyolog Ahmet Aydın, insanların şehirlerin görünür noktalarındaki duvarlara yazı yazmasının, çoğu zaman bireyin içinde bulunduğu duygu ve düşünceleri dışa vurma biçimi olduğunu ifade etti.
Aydın, “İnsanların şehirlerin görünür yerlerindeki duvarlara yazı yazmaları, bireyin kendisinin dışavurumudur. Topluma ya da söylemek istediği insanlara sözel anlamda dile getiremediklerini, duvarlara yazı yazarak ifade edebiliyorlar” dedi.
Şehirlerin yalnızca binalardan ve yollardan oluşmadığını belirten Aydın, kent kültürünün oluşmasında eğitim ve toplumsal değerlerin önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bu noktada bir mimarın, “Şehri imar ederken nesli eğitmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz o nesil imar ettiğiniz o şehri tahrip eder” sözünü hatırlatan Aydın, geçmişten günümüze ulaşan tarihi yapıların da bu durumdan olumsuz etkilendiğine dikkat çekti.
“TARİHİ ESERLERİN ÜZERİNDE BİLE YAZILAR VAR”
Aydın, geçmiş nesillerin gelecek kuşaklara önemli tarihi eserler bıraktığını belirterek, bu yapıların duvar yazılarıyla zarar görmesinin toplumsal açıdan düşündürücü olduğunu söyledi. Aydın, “Atalarımız tarihi eser niteliğinde yapılar bırakmışlar. Belki de bakmaya kıyamadığımız, dokunmaya kıyamadığımız tarihi eserlerin üzerinde yazılar var. Bu yazıların çoğu da gayriahlaki yazılardır. Bu da beraberinde hem toplumsal yozlaşmayı hem de toplumsal ahlaksızlığın dışavurumunu ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.
“BEN SANAYİDE, SEN KAFELERDESİN”
Duvar yazılarının bazen toplumdaki ekonomik ve sosyal farklılıkların da bir yansıması olabileceğini dile getiren Aydın, karşılaştığı bir yazıyı örnek gösterdi.
Aydın, “Geçen yıl şöyle bir yazı gördüm; ‘Ben sanayide, sen kafelerdesin.’ Demek ki sanayide çalışan birinin kafeler caddesinde olma özlemini karşı tarafa aktarma durumu var” dedi.
Bu tür ifadelerin, insanların yüz yüze dile getiremedikleri duygu ve düşünceleri farklı yollarla karşı tarafa ulaştırma çabasını ortaya koyduğunu belirten Aydın, duvarların adeta bir iletişim aracına dönüştüğünü kaydetti.
“İNSANLIĞIN İLK ÇAĞLARINDAKİ İFADE BİÇİMİNE DÖNDÜK”
Duvarlara yazı yazmanın yeni bir davranış olmadığını belirten Ahmet Aydın, insanlık tarihinin ilk dönemlerinde de insanların kendilerini ifade etmek için duvarları kullandığını hatırlattı.
Aydın, “İnsanlar yüz yüze söyleyemedikleri sözleri dolaylı yoldan anlatmaya çalışıyorlar. İnsanlığın ilk çağlarına gittiğimizde zaten insanların kendilerini ifade ediş şeklinin duvarlara resim çizmek olduğunu görüyoruz. Biz eskiye dönmüş olduk” diye konuştu. Ancak günümüzde bu durumun yalnızca sokak duvarlarıyla sınırlı kalmadığını belirten Aydın, resmi kurumlar ve okullar gibi alanlarda da benzer yazılarla karşılaşılabildiğini söyledi.
“ZARAR, HERKESİN GÖRÜYOR OLMASI”
Duvar yazılarının bireysel bir ifade biçimi olarak ortaya çıkabileceğini ancak kamusal alanda sergilenmesinin farklı sonuçlar doğurduğunu belirten Aydın, özellikle çocuklar ve gençlerin bu yazılara maruz kalmasının toplumsal açıdan değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Aydın, “Yalnız sadece dışarıdaki duvarlar değil, resmi kurumlar, okullar gibi birçok alanda bu yazılarla karşılaşıyoruz. Bu yazıların sokakta görünmesinin zararı ise herkesin görüyor olması” diyerek sözlerini tamamladı.





