14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Eczacı Odası Başkanı Mustafa Güreşir, eczacıların yalnızca ilaç temin eden sağlık profesyonelleri olmadığını, koruyucu sağlık hizmetlerinden kronik hastalık yönetimine kadar sağlık sisteminin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu söyledi.
Bilimsel eczacılığın Türkiye’deki geçmişinin 187 yılı geride bıraktığını hatırlatan Güreşir, bugün Türkiye genelinde hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ile kamuda, akademide ve ilaç sektöründe görev yapan yaklaşık 55 bin eczacının halk sağlığı için büyük sorumluluk üstlendiğini ifade etti.
“BU YILIN TEMASI: BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİNİN GÜCÜ: ECZACI”
Türk Eczacıları Birliği’nin bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temasını “Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri – Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı” olarak belirlediğini kaydeden Güreşir, dünyada sağlık sistemlerinin artık yalnızca hastalık tedavisine değil, koruyucu sağlık hizmetlerine odaklandığını belirtti.
COVID-19 sonrası süreçte birçok ülkede eczanelerin aşılama, kronik hastalık takibi, danışmanlık ve risk değerlendirme hizmetlerinde aktif rol aldığını ifade eden Güreşir, “Eczaneler artık birçok ülkede birinci basamak sağlık sisteminin etkin bir parçası haline gelmiştir. Türkiye’de de toplum eczaneleri en hızlı ve en kolay ulaşılabilen sağlık kuruluşlarıdır” dedi.
“508 MİLYON REÇETE ECZANELERDE İŞLEM GÖRÜYOR”
Türkiye’de eczanelerin sağlık sistemindeki stratejik önemine dikkat çeken Mustafa Güreşir, yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu reçeteleri kapsamında yılda yaklaşık 508 milyon reçetenin eczanelerde işlem gördüğünü söyledi.
TÜİK ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaşlanan nüfus ve kronik hastalık yükünün hızla arttığını belirten Güreşir, son bir yılda yaklaşık 30 milyon kişiye kronik hastalık taraması yapıldığını ve 7 milyon yeni tanı konulduğunu ifade etti.
Bu tanıların; 6 milyonunun obezite, 700 bininin kardiyovasküler risk, 150 bininin hipertansiyon, 500 bininin diyabet olduğunu aktaran Güreşir, toplumun büyük bölümünün kronik hastalık riski altında bulunduğunu söyledi.
“ECZACININ SAĞLIK SİSTEMİNDEKİ ROLÜ GÜÇLENDİRİLMELİDİR”
Eczanelerin kolay erişilebilir yapısı, yaygın hizmet ağı ve bilimsel danışmanlık kapasitesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olması gerektiğini vurgulayan Güreşir, özellikle kronik hastalık yönetimi, bağışıklama hizmetleri ve güvenli ilaç kullanımı alanlarında eczacıların daha etkin görev almasının önemine dikkat çekti.
Bu hizmetlerin; gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını, ulusal ölçekte veri üretimine katkı sunacağını ifade eden Güreşir, aynı zamanda hasta memnuniyeti ve sağlık sistemine güvenin de artacağını dile getirdi.
KAMU ECZACILARININ SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Kamuda görev yapan eczacıların ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Mustafa Güreşir, kadro yetersizliği, özlük hakları, ekonomik sorunlar ve çalışma koşullarındaki eksikliklerin artık çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Klinik eczacılık uygulamalarının yaygınlaştırılmasının sağlık sisteminin etkinliği açısından zorunlu olduğunu ifade eden Güreşir, “Kamu eczacılığı güçlendirilmeden sağlık sisteminin verimliliğini kalıcı olarak artırmak mümkün değildir” dedi.
“ECZACILIKTA CİDDİ BİR İSTİHDAM KRİZİ YAŞANIYOR”
Eczacılık fakültelerindeki plansız artışın meslekte istihdam sorununu derinleştirdiğini belirten Güreşir, 2001 yılında 8 olan eczacılık fakültesi sayısının bugün 64’e ulaştığını söyledi. Fakültelerin yalnızca 19’unun tam akredite eğitim verebildiğini belirten Güreşir, yıllık mezun sayısının da hızla arttığını kaydetti.
Sorunun çözümü için; yeni eczacılık fakültesi açılmaması, kontenjanların ülke ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi, eğitimde kalite ve akreditasyonun esas alınması, genç eczacılar için yeni istihdam alanlarının oluşturulması gerektiğini ifade etti.
“ECZACILIK TİCARİ DEĞİL, KAMUSAL BİR SAĞLIK HİZMETİDİR”
6197 Sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da yapılması planlanan düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Güreşir, eczacılık mevzuatının kamu yararı ve toplum sağlığı odağında şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türk Eczacıları Birliği ve bölge eczacı odalarının görüşlerinin dikkate alınmasının önemine işaret eden Güreşir, “Eczacılığı basit bir ticaret faaliyeti haline getiren, ilacı ve sağlığı meta olarak gören anlayışları kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
“İLACA ERİŞİM SORUNU YAPISAL HALE GELDİ”
Sağlık harcamaları ve ilaç politikalarına da değinen Mustafa Güreşir, OECD verilerine göre Türkiye’nin sağlık ve ilaç harcamalarında OECD ortalamasının oldukça altında kaldığını belirtti.
Düşük geri ödeme seviyeleri ve kur baskısı nedeniyle birçok küresel ilaç şirketinin Türkiye pazarından çekildiğini ya da sınırlı ürün sunduğunu ifade eden Güreşir, bunun özellikle yenilikçi ilaçlara erişimi zorlaştırdığını söyledi.
“İlaç yoklukları eczacıların iradesiyle oluşan bir durum değildir” diyen Güreşir, sorunun temelinde mevcut ekonomik koşullarla uyumsuz ilaç fiyatlandırma politikalarının bulunduğunu kaydetti.
“YERLİ İLAÇ ÜRETİMİ STRATEJİK HEDEF OLMALIDIR”
Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltması gerektiğini belirten Güreşir, yerli ilaç üretiminin stratejik bir devlet politikası olarak ele alınmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Türkiye’nin akademik birikimi, insan kaynağı ve Ar-Ge kapasitesiyle bu üretimi gerçekleştirebilecek güce sahip olduğunu vurgulayan Güreşir, güçlü ve sürdürülebilir politikalarla ilaç yokluğu sorununun aşılabileceğini ifade etti.
“MESLEĞİMİZİN VE HALK SAĞLIĞININ MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Türk Eczacıları Birliği’nin 70 yılı aşkın geçmişi ve 55 bin üyesiyle güvenli ilaca erişimin en önemli güvencelerinden biri olduğunu belirten Mustafa Güreşir, eczacıların bugün artan maliyetler, ilaç yoklukları ve ekonomik baskılar altında önemli bir mücadele verdiğini söyledi.
Güreşir açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Eczacılık mesleğinin sorunları geçici çözümlerle değil; akılcı, sürdürülebilir ve kalıcı politikalarla ele alınmalıdır. Halk sağlığını, mesleğimizin bilimsel niteliğini, eczacının bağımsızlığını ve vatandaşlarımızın güvenli ilaca erişim hakkını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Tüm meslektaşlarımızın 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nü kutluyorum.”