Isparta’nın yaşayan esnaflık ve zanaatkârlık değerlerinden biri olan, kentte “Gömlekçi Erol Amca” olarak tanınan Erol Büyükgündüz, mesleğinin yanı sıra zanaatkârlığın geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Geçmişte hemen her sokakta bir terzi, kalaycı ya da farklı bir zanaatkârın bulunduğunu belirten Büyükgündüz, günümüzde ise bu mesleklerin birçoğunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

“ÖNCE SABIR, SONRA DÜRÜSTLÜK”

Esnaflık ve zanaatkârlığın temelinde sabır ve dürüstlüğün bulunduğunu ifade eden Büyükgündüz, “Esnaflıkta, zanaatkârlıkta önce sabır, sonra dürüstlük ister. Bu ikisini barındırmayan kimseler bu mesleklerin hakkını veremez. Biz ustalarımıza ‘hayır’ demeden yetişen belki de son zanaatkârlarız” dedi.

Eskiden zanaatkârların toplum içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Büyükgündüz, “Her sokak başında terzi, kalaycı ve farklı mesleklerden ustalar vardı. Şimdi kaç tanesi kaldı? Eskiden evlerde kullanılan kalaylanmış bir kap bile bugün antikacılara veriliyor” ifadelerini kullandı.

“GENÇLERE ALTIN BİLEZİKLERİ ÖĞRETELİM”

ATABEY OSB'DE İNŞAATLAR AĞUSTOS SONUNDA BAŞLIYOR
ATABEY OSB'DE İNŞAATLAR AĞUSTOS SONUNDA BAŞLIYOR
İçeriği Görüntüle

Mesleklerin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurgulayan Büyükgündüz, gençlerin yeniden üretime yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Hâlâ vakit varken neden üretime devam etmiyoruz? Gençlere eskiden ‘altın bilezik’ olarak adlandırdığımız bu meslekleri neden öğretmiyoruz?” diye soran Büyükgündüz, özellikle el becerilerinin giderek unutulmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Büyükgündüz, “Genç kızlar bir düğme dikmesini bile bilmiyor. Bu ne kadar içler acısı bir durum. Üretmeden tüketiyoruz. Mesleklerimiz kayboluyor. Gelecek nesillere bu meslekleri aktaracak ustalar birer birer aramızdan ayrılıyor” diye konuştu.

“USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİ KAYBOLUYOR”

Zanaatkârlığın devamı için usta-çırak ilişkisinin büyük önem taşıdığını belirten Büyükgündüz, günümüzde bu ilişkinin eski disiplininden uzaklaştığını söyledi. “El emeğine verilen kıymet azaldıkça hazıra konmamız arttı. Ustalık ve çıraklık ilişkisinde düzen ve disiplin neredeyse yok denecek kadar azalmış durumda. Ağaç yaşken eğilir. Bir ustanın yanında yetişen çırağın 18 yaşına kadar hem mesleği hem de iş ahlakını öğrenmesi gerekir. Ancak bugün bunu sağlamak neredeyse mucize haline geldi” diyen Büyükgündüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık usta çırağına ‘Şunu yap’ dediğinde ‘hayır’, başka bir iş söylediğinde yine ‘hayır’ cevabını alabiliyor. Kaliteli bir usta-çırak ilişkisi böyle olmaz. Bir çırak ustasının yanında iyi yetişmek, işi öğrenmek ve mesleğin inceliklerini kavramak istiyorsa öncelikle sabırlı olmalı.”

“BELKİ DE SON USTALARIZ”

Teknolojinin ve makineleşmenin birçok mesleği değiştirdiğine dikkat çeken Büyükgündüz, geleneksel zanaatların geleceği konusunda ise kaygılı olduğunu söyledi. “Korkarım bu gidişle gençlerimiz kolay yoldan para kazanmanın peşinden gitmekten vazgeçmeyecek. Zanaatkârlığı nesilden nesile aktaracak ustalar bugün yalnız. Ne yanında yetişecek bir çırak ne de kalfalar kaldı. Belki de ben ve benim yaşımda olan ustalar son ustalarız” ifadelerini kullandı. Makineleşmenin hayatın her alanına girdiğini ancak insan emeğinin hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmayacağını belirten Büyükgündüz, sözlerini şu mesajla tamamladı: “Her şey makineleşmeye dönmüş olsa da insan eninde sonunda yine beşerî olana, el emeğine dönecek. Fakat biz eskiye döndüğümüzde eskiler çoktan tarih olmuş olacak. İleriye ve geçmişe iz bırakmak istiyorsak, zanaatkârlık ölmesin diyorsak tüketimden çok üretim yapmalıyız.”

Kaynak: Haber Merkezi