Rahim ağzı kanseri korkutucu bir hastalık olarak bilinse de, uzmanlara göre bu sürecin başlangıç noktası çoğu zaman HPV (İnsan Papilloma Virüsü) enfeksiyonu oluyor. Hastalığın kansere dönüşmeden önceki evresinin doğru takip ve tedaviyle kontrol altına alınabildiği belirtiliyor.

Operatör Doktor Ali Kır, HPV pozitifliğinin doğrudan rahim ağzı kanseri anlamına gelmediğini vurgulayarak, hastaların büyük bölümünün bu süreçte kanser geliştirmediğini ifade etti. Klinik gözlemlerine göre HPV pozitifliği ile başvuran hastaların önemli kısmı panik yaşasa da, %90’ın üzerinde hastada kanser tespit edilmediği belirtiliyor.

HPV’nin çoğu vakada bağışıklık sistemi tarafından 1 ila 2 yıl içinde vücuttan temizlenebildiğini aktaran Kır, bu süreçte düzenli takip ve destekleyici tedavilerin önemine dikkat çekti.

Bağışıklık sistemi ve yaşam tarzı tedavide öne çıkıyor

Uzmanlara göre tedavinin ilk basamağında bağışıklık sistemini güçlendirmek büyük önem taşıyor. Sigara ve alkolün bırakılması, düzenli egzersiz, probiyotik ve prebiyotik ağırlıklı beslenme ile yaşam tarzı değişiklikleri sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Ayrıca hücresel bağışıklığı destekleyen ilaç tedavileri ve lokaluygulamalarla HPV’nin vücuttan temizlenmesini hedefleyen “klirens” tedavileri de uygulanabiliyor. İleri vakalarda ise rahim ağzına yönelik cerrahi müdahaleler gündeme gelebiliyor.

Başkan Özer, Gül Festivalinde Eğirdir’in Güzelliklerini Dünyaya Tanıttı
Başkan Özer, Gül Festivalinde Eğirdir’in Güzelliklerini Dünyaya Tanıttı
İçeriği Görüntüle

HPV aşısı en güçlü korunma yöntemi

Uzmanlar, HPV enfeksiyonunun önlenmesinde aşının kritik rol oynadığına dikkat çekiyor. Özellikle 9 valanlı HPV aşısının, hem kadınlara hem erkeklere uygulanmasının koruyucu etkisi vurgulanıyor.

Aşının ideal olarak 9–14 yaş aralığında iki doz, daha ileri yaşlarda ise üç doz şeklinde uygulanabildiği belirtilirken, aşılamanın yalnızca kız çocukları için değil erkek çocuklarını da kapsaması gerektiği ifade ediliyor.

HPV aşısının yaygın uygulanmasının hastalığın görülme oranını ciddi şekilde düşürdüğüne dikkat çekilirken, Avustralya örneğinde olduğu gibi yaygın aşılama programlarının rahim ağzı kanseri vakalarını belirgin şekilde azalttığına işaret ediliyor.

Muhabir: Yavuz Akol