İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk davasında yargılama süreci devam ediyor. Dördüncü haftaya giren duruşmalarda yüzlerce sanığın savunmalarının alınması sürüyor. Öte yandan “bilirkişi” davasının duruşması da bugün görülecek.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı İBB davasında, 107’si tutuklu ve 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişinin yargılandığı duruşma dördüncü haftaya girildi. Yargılama, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda sürdürülüyor.
İBB Davası’nın 12. günü, Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın avukatlarının savunmasıyla başlayacak. Ardından tutuklu yargılanan Ebubekir Akın ve Mehmet Karataş sanık kürsüsüne gelecek.
EKREM İMAMOĞLU: YAKIN ZAMANDA KADIN CUMHURBAŞKANI OLACAK
Bilirkişi davasında savunmasını sürdüren Ekrem İmamoğlu, "Bu ülkenin kadın bir cumhurbaşkanı olacak inşallah yakın zamanda" dedi.
AYNI GÜN İKİ DAVA
Öte yandan Ekrem İmamoğlu’nun sanık olarak yargılandığı “bilirkişi” davasının duruşması da 30 Mart Pazartesi gününe ertelenmişti.
Silivri’de aynı gün iki ayrı davanın görülmesi planlanırken, İmamoğlu’nun söz konusu duruşmaya katılması bekleniyor.
"İHALELERDE NEDEN CENGİZ, MAKYOL GİBİ ŞİRKETLERİ DEĞERLENDİRMEDİNİZ?"
Tutuklu sanıklar, avukatlar, gazeteciler ve mahkeme heyeti salondaki yerini aldı. İzleyiciler, tutuklu Fatih Keleş'in doğum gününü kutladı. Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Tora Pekin, turkuaz basın kartı olmayan gazetecilere yönelik uygulamanın sonlandırılmasını talep etti. Mahkeme başkanı bu talebe yanıt vermedi. Duruşma, Ceyhun Avşar'ın sorgusuyla başladı.
Mahkeme başkanı, İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar'a, "İhalelerde neden Cengiz, Makyol gibi şirketleri değerlendirmediniz?" diye sordu. Avşar, "Beklediğimiz teklif gelseydi ihaleyi iptal etmezdik. 641 milyon TL kamu faydası oluşturuldu" yanıtını verdi.
Duruşma savcısı, Adem Soytekin ve Ensar Yıldız'ın Kalyon İnşaat'ın yaptığı metroyla ilgili ifadesi olduğunu söyledi. Avşar, "Noterden evrak düzenlenmiş. Nerede peki, noter neredeymiş, kimmiş? İddia makamı bunu yazıyorsa evrakı da koyması lazım. Ama yok" dedi.
Duruşma savcısı, Fatih Keleş'i kastederek, "Fatih abi yüzde 5 al derse yeter mesajını açıklayın" ifadelerini kullandı. Avşar, "Fatih abi" sözüyle kastedilenin Fatih Keleş değil Fatih Gültekin olduğunu söyledi. Bu diyaloğun ardından Avşar'ın avukatı, "Fatih Keleş'i tanır mısınız? Abi diyecek samimiyetiniz var mı?" diye sordu. Avşar'ın yanıtı ise, "Hayır tanımıyorum" oldu.
Avşar'ın sorgusu bitti, avukatı Abuzer Uzun'un savunması başladı. Kamu zararı iddiasıyla şikayetçi olan AKP'li avukat Ogün Kuzu'nun dilekçelerinin sistemde gözükmediğini, savcılığın algılarıyla uğraştıklarını söyleyen Uzun, "Bizim örgütle ilgili suçlamamız yok ama bu yüzden tutukluyuz" dedi. Savcılığı iki ayrı işi aynı gibi gösterdiğini ancak Ulaştırma Bakanlığı'ndan gelen bilirkişinin de aynı olmadığını belirten avukat Uzun, savcılığın bu durumu iddianameye yansıtmadığını belirtti.
İmamoğlu bilirkişi davasında savunma yaptı
İmamoğlu savunmasında şunları söyledi: "Hukuksuz olduğu kadar, yalanlarla, uydurma beyanlarla, sahte belgelerle, kopyala-yapıştır sayfalarla ve gizli tanıklarla kurgulanan bu kumpasın altına imza atan bir avuç muhterisin, bu senaryoyu yazan herkesle birlikte kendi iftiralarında boğulacağı konusunda hiç şüphem yok. Her zaman inancım tamdır ki hak yerini bulacaktır.
Tabii, diğer salonda 4.000 sayfalık bir “iftira name” var ve bu, benim tarifimle bir çöptür; çöp olmaya da devam edecektir, çöp olmaya mahkumdur. Bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Her köşe başında bir kumpas, her salonda bir pusu kurulmuş durumda ve ben bir gündemle karşı karşıyayım.
Bu duygularla, esasen kıymetli milletimize haykırıyorum: Bu kumpaslara karşı verilen mücadele, sadece bireysel bir hak ve özgürlükler mücadelesi değildir; en büyük tarihimizin en büyük demokrasi ve adalet mücadelelerinden biridir.
Sayın yargıç, açıkçası sayısını bile artık kestiremedim, hatırlayamadım. Her saydığımda birkaç tanesini ıskaladım. Bir mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım ve bu fırtına çok enteresan; istatistiklere bile sığmayacak şekilde, anlaşılması güç bir durumla karşı karşıyayım. Bazen bazı mahkemeler niye açıldı diye de düşünmeden edemiyorum.
Tabii, yeni devreye giren bir takım kanunlarla açıldığı gibi kapanan davalar da oldu. “Çirkin davası” vesaire gibi, çok komik duruşmalar tezgahlanmaya çalışıldı. Bu mahkemede başladığından beri değişen yargıç süreçlerinden birine siz de muhatap oldunuz; dolayısıyla bir ara yargıçla karşı karşıya gelmiştim. Siz de üçüncü hakim olarak burada bulunuyorsunuz, ben de sizin huzurunuzdayım.
Bu davanın konusu, bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs ettiğim ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ederek yargılandığım iddialarıdır. Ancak ortada izaha dahi gerek bırakmayacak kadar açık bir gerçek var: Biz bir bilirkişi etkilemedik; çünkü ortada etkilenecek bir süreç yoktu.
Karşımıza çok ilginç bir şahsiyet çıktı. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Bizim yaptığımız, bu raporların içeriğini, sonuçlarını ve yarattığı etkileri kamuoyuna anlatmaktan ibarettir. Yaptığımız tek şey buydu. İlgili bilirkişi, Beylikdüzü ihale davası ve diğer dosyalardaki görüşlerini zaten çoktan sunmuştu. Biz de duruşmaları ve dosyaları inceledikçe, farklı dosyalara baktığımızda böyle bir kişilikle karşı karşıya kaldık. Açıkçası “kişilik” demek bile bana zul geliyor.
Suçlamaların temeli, 27 Ocak 2025 tarihinde yaptığım konuşmadır. O konuşmada, söz konusu şahsın sunacağı yeni bir rapor yoktu; bütün raporları aylar öncesinden mahkemeye sunmuştu. Konuşmamda onu etkilemeye yönelik tek bir kelime var mı? Yok. Talimat var mı? Mümkün değil, o da yok. O günkü mali açıklamalarım tamamen ifade özgürlüğü kapsamında, eleştiriden ibarettir.
Bu raporların sonuçları ağırdır ve insanların hayatına mal olacak seviyededir. Ben de tam olarak bunları anlattım. Örneğin Beylikdüzü ihale davasında Danıştay yani yüksek yargı, iç denetim yeterlidir, belediye başkanının sorumluluğu yoktur diyor. Ancak bu bilirkişi, ihale iptali olmadığı halde, Ekrem İmamoğlu suçludur diye rapor hazırlamış. Ortada böyle bir denetçi raporu var mı? Yok.
Bilirkişi, o dosyada yalan ve iftirayla beni suçlamaya çalıştı. Bunu ben anlatmayacağım, dert yanmayacağım, toplumu bu konuda bilgilendireceğim. Çünkü benim hakkım, doğal hakkım, hukuksuz yöntemlerle oluşturulmuş bu iddialara karşı direnme hakkımdır."
"BU DURUŞMA BİTİMİNDE, O MAHKEME SALONUNA GEÇEĞİM"
İmamoğlu, "En büyük yargı saldırılarından biriyle karşı karşıyayım. Sayısını ve konularını sıralamakta zorlandığım, hakkında hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. İlginç bir zamana şahitlik ediyoruz. Bazı günler vardır, takvimde sanki herhangi bir güne başlamış gibi düşünebiliriz; ama öyle değildir ve derin iz bırakır. Aslında bugün de öyle bir güne tanıklık ediyoruz.
Silivri’de, şu an bu salonda duruşmam devam ederken, yine bu binada başka bir salonda da şahsıma ve yol arkadaşlarıma yönelik bir başka kumpas, bir başka Ekrem İmamoğlu davasının yargılaması yapılıyor. Buradan o salonda haysiyet mücadelesi veren tüm arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Tabii onları yalnız bırakmayacağım; bu duruşma bitiminde, o mahkeme salonuna geçerek onlarla birlikte mücadelemize devam edeceğiz" dedi.





