Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Önder Öztürk, uyku sağlığının bir lüks değil, yaşam kalitesini doğrudan belirleyen hayati bir gereklilik olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Öztürk, 13 Mart’ta kutlanan “Dünya Uyku Günü” dolayısıyla kaliteli uykunun sağlıklı yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Bu yıl “İyi Uyu, Daha İyi Yaşa” temasıyla gerçekleştirilen “Dünya Uyku Günü”nün, World Sleep Society koordinasyonunda dünya genelinde farkındalık oluşturmayı amaçladığını belirten Prof. Dr. Öztürk, uykunun yalnızca dinlenme süreci olmadığını ifade etti. Uyku sırasında beynin gün boyunca biriken zararlı atıkları temizlediğini, hafızayı güçlendirdiğini ve öğrenilen bilgilerin kalıcı hale gelmesine yardımcı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öztürk, aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenmesinde de uykunun kritik rol oynadığını dile getirdi.
Bilimsel çalışmaların kaliteli uykunun fiziksel sağlık ve zihinsel performans için temel bir ihtiyaç olduğunu ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, uykusundan memnun olan bireylerin, olmayanlara kıyasla kendilerini yüzde 45 oranında daha mutlu ve başarılı hissettiklerini ifade etti. Modern yaşamın getirdiği stres ve yoğun teknoloji kullanımının uyku kalitesini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk, toplumun büyük çoğunluğunun uykunun sağlığın temel taşı olduğunu bilmesine rağmen her sabah gerçekten dinlenmiş uyanabilenlerin oranının oldukça düşük olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Öztürk şöyle konuştu: “Yetersiz uyku yalnızca yorgunluk hissi yaratmıyor. Aynı zamanda obezite, diyabet ve kalp hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarına da zemin hazırlıyor. Ayrıca 24 saat uykusuz kalmak, beyinde alkol sınırının üzerinde alkol alınmış gibi bilişsel bozulmalara yol açabiliyor. Hayat kalitesini bugünden itibaren yükseltmek için uyku bir mola değil, bir yaşam biçimi olarak yeniden tanımlanmalı. Bunun için ilk adım, vücudun doğal saatiyle barışmaktır. Hafta sonları dâhil her gün aynı saatte yatıp kalkmak, beyne ne zaman dinleneceğini öğreterek uykunun onarıcı gücünden tam verim alınabilir. İkinci olarak, yatak odasını serin, karanlık ve sessiz bir sığınağa dönüştürmek. Özellikle yatmadan bir saat önce mavi ışık yayan ekranlarla bağın kesilmesi zihni derin bir huzura hazırlamak gerekli. Kaliteli bir uyku, aslında sabah gözlerin açıldığı an başlar. Türk Toraks Derneği olarak, bu yıl 13 Mart’ta tüm halkımızı uyku sağlığını bir lüks değil, yaşam kalitesini doğrudan belirleyen hayati bir zorunluluk olarak görmeye davet ediyoruz. Unutmayın, uykunuzdan feragat etmek, aslında sağlığınızdan, mutluluğunuzdan ve geleceğinizden feragat etmektir. Bugün sağlıklı uyku alışkanlıkları için atacağınız küçük bir adım, yarın çok daha zinde, huzurlu ve başarılı bir güne uyanmanızı sağlayacaktır.”





