Isparta’da Gömlekçi Erol lakabıyla tanınan Erol Büyükgündüz eskiden sanatkârlığa önem verildiğini, yine esnafların bir değerlerinin olduğunu günümüzde ise bu değerlerin kaybolduğunu ifade etti.
Isparta’nın yaşayan efsanelerinden ‘Gömlekçi Erol Amca’ Erol Büyükgündüz, mesleği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Gömlekçi Erol Amca olarak bilinen Erol Büyükgündüz, “ Esnaflık ve zanaatkarlık, önce sabır sonra dürüstlük ister. Bu ikisini barındırmayan kimseler asla bu mesleklerin hakkını veremez. Biz ustalarımıza hayır demeden yetişen belki de son zanaatkârlarız. Eskiden her sokak başında terzi ya da kalaycı zanaatkârları vardı şuan kim kaldı? Kalaylanmış bir kap bile artık antikacılara veriliyor. Hala vakit varken neden üretime devam etmiyoruz. Gençlere eskiden altın bilezik diye adlandırdığımız bu meslekleri neden öğretmiyoruz? Genç kızlar bir düğme dikmesini bile bilmiyor. Ne kadar içler acısı bir durum. Üretmeden tüketiyoruz. Mesleklerimiz kayboluyor. Gelecek nesle bu meslekleri aktaracak ustalar bir bir aramızdan ayrılıyor. El emeğine verilen kıymet azaldıkça, hazıra konmamız arttı. Ustalık, çıraklık ilişkisinde düzen disiplin neredeyse yok denecek kadar azalmış durumda. Ağaç yaşken eğilir neticede. İşini sevmeyen gençlerin yetişmesi de son derece arttı. Çünkü bir ustanın yanına giren çırak 18 yaşına kadar ustasından alması gereken terbiyesinden işin öğretimine kadar eğitimi tamamlaması mucize gibi bir şey oldu. Artık ustalar çırağa onu yap dediğinde çırak ‘HAYIR’ bunu yap dediğinde yine ‘hayır’ cevabını alıyorlar. Kaliteli usta çırak ilişkisi bu şekilde katiyen olmaz. Bir çırak ustasının yanında iyi pişmesi için hayır kelimesinden öncelikle uzak durmalı. Bakın şuan diplomalı gençlerimiz çok fazla arttı. Teorikte bilgi sahibi olmaları ne yazık ki hayatlarını kurtarmıyor. Mezun olduktan sonra işsizlikle boğuşuyorlar. Bu süreçlere gelmeden önce onlara meslek edindirmek, el emeğinin kıymetini anlatan içerikler üretmek bizim elimizde. Korkarım bu gidişle gençlerimiz kolay yoldan para kazanmanın peşine düşmekten vazgeçmeyecekler. Zanaatkârlığın nesilden nesle aktaracak ustalar günümüzde yalnız. Ne yanında yetişecek bir çırak ne de kalfalar kaldı. Belki de ben ve benim yaşımda olan ustalar, son ustalarız. Her şey makineleşmeye dönmüş olsa da insan yine eninde sonunda beşeriye geri döner. Fakat biz eskiye döndüğümüzde eskiler çoktan tarih olmuş olacak. İleri ve geçmiş tarihte iz bırakmak istiyorsak, zanaatkarlık ölmesin diyorsak tüketimden çok üretim yapmalıyız” dedi.



