Alpha Wellness’ta hem spor salonu üyelerine hem de dışarıdan başvuran danışanlara hizmet veren Diyetisyen Ahmet Yasin Şenay, kısa sürede kilo vermeyi vaat eden şok diyetler, detoks kürleri ve bölgesel zayıflama söylemleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Son yıllarda özellikle sosyal medya üzerinden yaygınlaşan bu yöntemlerin bilimsel temelden uzak olduğuna dikkat çeken Şenay, yanlış uygulamaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Popüler diyetlerin çoğunun herkese aynı şekilde önerildiğini belirten Şenay, beslenmenin mutlaka kişiye özel olması gerektiğini vurguladı. Aralıklı oruç, ketojenik ve paleo gibi diyet modellerinin her birey için uygun olmayabileceğini ifade eden Şenay, “Beslenme kişiye özeldir. Herkese uygulanabilecek tek bir diyet modeli yoktur. Kişinin yaşı, yaşam tarzı, sağlık durumu ve günlük ihtiyaçları dikkate alınmadan yapılan diyetler, uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabilir” dedi.
Türkiye’de beslenme alanında en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan birinin detoks suları ve bitki çayları olduğunu söyleyen Şenay, bu ürünlerin yağ yakımı sağladığı yönündeki algının doğru olmadığını belirtti. Detoks adı altında tüketilen içeceklerin vücuttan yalnızca su atılmasına neden olduğunu kaydeden Şenay, bu durumun geçici olduğunu ve kalıcı kilo kaybı sağlamadığını ifade etti. Şenay, “Bu yöntemler tartıda geçici bir düşüş yaratır. Ancak yağ yakımı olmadığı için kişiler kısa sürede verdiklerinden daha fazlasını geri alabilir” diye konuştu.
Bölgesel zayıflama konusuna da değinen Diyetisyen Ahmet Yasin Şenay, bu algının bilimsel bir karşılığı olmadığını belirterek, vücudun yağ yakımını genel olarak gerçekleştirdiğini söyledi. Şenay, “Bölgesel zayıflama mümkün değildir. Ancak tüm vücut egzersizleri sonrasında hedef bölgeye yönelik çalışmalarla o bölgede yağ yakımı bir miktar desteklenebilir” ifadelerini kullandı.
Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybının dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve uzman kontrolü ile mümkün olduğunu vurgulayan Şenay, vatandaşların hızlı kilo verme vaadiyle sunulan yöntemler yerine, sürdürülebilir ve bilimsel yaklaşımları tercih etmeleri gerektiğini dile getirdi.