CHP’li Meclis Üyesi Onur Demirel, gündemdeki varlık barışı düzenlemesinin denetimsiz sermaye girişlerini artırabileceğini, bunun da Türkiye’nin uluslararası finansal güvenilirliği üzerinde yeni baskılar yaratabileceğini savundu. Demirel’e göre düzenleme, faiz yükü ve borçlanma maliyetlerini daha da ağırlaştırabilir.

CHP Belediye Meclis Üyesi Onur Demirel, kamuoyunda tartışılan yeni varlık barışı düzenlemesine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Daha önce birçok kez benzer uygulamaların hayata geçirildiğini hatırlatan Demirel, bu süreçlerin ekonomiye sağladığı katkının somut verilerle ortaya konulmadığını söyledi.

2008 yılından bu yana birden fazla varlık barışı düzenlemesi yapıldığını belirten Demirel, Cumhuriyet tarihi boyunca çıkarılan vergi aflarının sayısının da oldukça yüksek olduğunu ifade etti. Ancak bu uygulamalardan elde edilen kaynakların hangi alanlara yönlendirildiğine dair kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini dile getirdi.

Ekonomiye giren sermayenin üretim, yatırım, ihracat ve istihdam gibi alanlara katkısının açıklanması gerektiğini savunan Demirel, bütçe açıklarının finansmanı ve faiz giderlerinde kullanılıp kullanılmadığının da şeffaf şekilde ortaya konulmasını istedi.

Araç Sayımız 250 Bini Geçti!
Araç Sayımız 250 Bini Geçti!
İçeriği Görüntüle

Vergi cennetlerine ilişkin geçmiş düzenlemeleri de gündeme taşıyan Demirel, yıllar önce yapılan yasal düzenlemelere rağmen ilgili ülkelerin listesinin hâlâ açıklanmadığını belirtti. Yeni düzenlemenin, yurt dışında tutulan kayıt dışı kaynakların sisteme dahil edilmesini kolaylaştırabileceği yönündeki tartışmaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Önceki varlık barışı uygulamalarının kara para aklama risklerini artırdığı yönünde eleştiriler bulunduğunu kaydeden Demirel, Türkiye’de geçmişte uluslararası suç örgütleriyle bağlantılı isimlerin yakalandığını hatırlattı. Meclis gündemine taşınan bazı iddialara dikkat çeken Demirel, mevcut düzenlemenin denetim mekanizmalarını zayıflatması halinde benzer risklerin büyüyebileceğini öne sürdü.

Türkiye’nin daha önce Financial Action Task Force gri listesinde yer aldığını anımsatan Demirel, yeni düzenlemenin uluslararası yatırım çevrelerinde güven sorununa yol açabileceğini ifade etti. Böyle bir tablonun doğrudan yatırımları azaltabileceğini belirten Demirel, kısa vadeli sermaye hareketlerinin artmasının ise faiz oranları ve borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini dile getirdi.

Kamu maliyesindeki faiz yüküne de değinen Demirel, merkezi yönetim, Merkez Bankası ve yerel yönetimlerin toplam finansman giderlerinin önümüzdeki dönemde ciddi boyutlara ulaşacağını savundu. Kur farkı maliyetlerinin de eklenmesiyle birlikte Türkiye ekonomisinin ağır bir borç ve faiz baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Muhabir: Yavuz Akol