Şehrimizin yerli ürünü olan GÜL’ün hasadı için artık sadece sayılı günler kaldı. Ortalama 10 bin ailenin başlıca geçim kaynağı olan gül, şehir ekonomisine de büyük katkı sağlıyor. Bu yıl ortalama 13 bin ton rekoltenin beklendiği Isparta’da, çiftçiler için de geri sayım başladı.

TURAL’DAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E SEÇİM DAVETİ
TURAL’DAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E SEÇİM DAVETİ
İçeriği Görüntüle

Dünya yağ gülü üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini karşılayan Isparta'da, "pembe miras" olarak nitelendirilen sezona sayılı günler kaldı. Kentin en önemli ekonomik ve kültürel simgesi olan gül bahçelerinde, 10 Mayıs itibarıyla ilk çiçeklerin toplanması ve hasadın yaklaşık 1,5 ay sürmesi bekleniyor.

Isparta’nın dünya çapındaki markası olan ve "Rosa Damascena" olarak literatürde yer alan yağ gülünde, yeni sezon hazırlıkları tamamlandı. İklim şartlarının uygun seyretmesiyle birlikte, üreticiler Mayıs ayının ikinci haftasında bahçelere girerek yılın ilk hasadını gerçekleştirecek. Yaklaşık 45 gün boyunca kentin dört bir yanındaki bahçelerde devam edecek olan bu yoğun mesai, sabahın ilk ışıklarıyla başlayıp güneş etkisini artırana kadar sürecek. Hasat edilen güller, tazeliğini kaybetmeden işlenmek üzere vakit kaybetmeden fabrikalara ve distilasyon merkezlerine sevk edilecek.

Şehrin en büyük katma değer kaynağı olan gül, sanayi ve ihracat kanadıyla Türkiye ekonomisine önemli bir döviz girdisi sağlıyor. Isparta’daki modern tesislerde işlenen güllerden elde edilen gül yağı ve konkreti, dünya parfümeri ve kozmetik endüstrisinin en temel ham maddesi olarak kabul ediliyor. Özellikle yüksek kalitesi nedeniyle global markaların vazgeçilmez tercihi olan "Isparta Gül Yağı", birim değerinin yüksekliği sebebiyle "sıvı altın" olarak tanımlanıyor. Bu endüstriyel süreç, üretimden pazarlamaya kadar bölgede binlerce aile için temel geçim kaynağı oluşturuyor. Gülün kullanım alanları, gelişen teknoloji ve değişen tüketici alışkanlıklarıyla her geçen gün çeşitleniyor. Kozmetik sektöründe parfüm, krem ve losyonların ana bileşeni olan gül, gıda sanayisinde ise geleneksel yöntemlerle reçel, lokum ve şerbet üretiminde değerlendiriliyor. Bunların yanı sıra antiseptik özellikleri sayesinde tıp ve eczacılık alanında, yatıştırıcı etkisiyle de aromaterapi uygulamalarında yoğun şekilde tercih ediliyor. Isparta’nın bu doğal zenginliği, hem sanayide hem de yerel el sanatlarında şehrin imzası olmaya devam ediyor.

Son yıllarda tarımsal üretimin yanı sıra eko-turizm potansiyeliyle de öne çıkan gül hasadı, Isparta’yı bir çekim merkezi haline getirdi. Hasat dönemi boyunca yerli ve yabancı binlerce turist, bahçelerde gül toplama deneyimi yaşamak ve geleneksel gül yağı çıkarılma süreçlerini yerinde görmek için kente akın ediyor. Konaklamadan gastronomiye kadar pek çok sektörü canlandıran bu süreç, Isparta’nın tanıtımına devasa bir katkı sunarken, kentin kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasında da kritik bir rol üstleniyor. 10 Mayıs’ta başlayacak sezonla birlikte, kent ekonomisinin tüm çarklarının bu pembe mucize etrafında dönmesi bekleniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ