Gazeteci Fatih Altaylı, CHP'de yaşanan 'mutlak butlan' süreci ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez'e ilişkin iddialar hakkında sert ifadeler kullandı. Altaylı, Sönmez'in kendisini savunmaya çalışırken suçunu ikrar ettiğini belirterek "Ortada açık bir “açıktan ödeme” itirafı var. Vergi kaçakçılığı, SGK prim sahtekarlığı. Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı bu itiraf üzerine pos bıyıklı merdi kıpti hakkında gereğini yapmalıdır" ifadelerini kullandı.
Gazeteci Fatih Altaylı, CHP'de yaşanan 'mutlak butlan' süreci ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez'e ilişkin iddialar hakkında sert ifadeler kullandı. Altaylı, Sönmez'in kendisini savunmaya çalışırken suçunu ikrar ettiğini belirterek "Ortada açık bir “açıktan ödeme” itirafı var. Vergi kaçakçılığı, SGK prim sahtekarlığı. Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı bu itiraf üzerine pos bıyıklı merdi kıpti hakkında gereğini yapmalıdır" ifadelerini kullandı.
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesinin ardından CHP içerisindeki ayrışma tüm hızıyla devam ederken, Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı olarak görevlendirilen Atakan Sönmez hakkındaki iddialar yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Atakan Sönmez'in Cumhuriyet Gazetesi'nin internet servisinde çalıştığı süre içerisinde 'zimmetine para geçirdiği' iddiasıyla işten çıkarıldığı öne sürülürken, söz konusu iddialar hakkında bir yorum da gazeteci Fatih Altaylı'dan geldi.
Mutlak butlan sürecinde Kılıçdaroğlu'na yönelik sert eleştirileri ile dikkat çeken Altaylı, kişisel internet sitesinde paylaştığı makalesinde Sönmez'e ilişkin ağır eleştiriler getirdi.
'KENDİNİ SAVUNURKEN SUÇUNU İTİRAF ETTİ'
Altaylı'nın yazısından öne çıkanlar şu şekilde:
"Partiye oy vermek dışında bir bağı olmayan, siyasetin ayak oyunlarına uzak sokaktaki CHP’li muhalif seçmenlerle konuştuğumda şunu görüyorum, “Bizi Özgür Özel ve arkadaşları temsil ediyor. Bizim için ana muhalefet Özgür Özel’in başında olduğu partidir. Yeni parti kursunlar daha iyi. CHP’nin içindeki pisliklerle uğraşmaktansa yeni bir başlangıç daha iyidir.”
Günün Trend Haberleri
Play Video
Bu fikri savunanlar CHP’ye oy verenlerin yüzde 100’üdür diyemem ama en az yüzde 60-70 oranında seçmenin görüşü bu, belki de fazlası.
Kemal Kılıçdaroğlu ve yandaşlarının yaptıklarından sonra kim, hangi CHP’liye güvenir.
İşte Necdet Saraç. Halk TV’deki tartışma programlarının demirbaşı. İki gün önce butlan kararına demediğini bırakmıyor, Kılıçdaroğlu’nu eleştiriyordu. Dün Kılıçdaroğlu’nun sağ kolu oldu. Ve kabul etti. Kılıçdaroğlu’ndaki mideye bak, kabul edendeki haysiyete bak.
Seçmen “CHP’nin içindeki pislikler” demekte haksız mı!
Nasıl ayıracaksın pisliği.
Butlan şürekasından “siyaset zengini” Gürsel Tekin de anlatmadı mı zaten rezaleti. Kılıçdaroğlu döneminin İstanbul delegeleri ile bir kurultay yapılamayacağını söylerken sayılar verdi. “Delegelerden 44’ü tutuklu, 21 delege AKP’ye geçmiş. 14 delege ihraç edilmiş, 163 delegenin adı soruşturma dosyasında.” Tutukluyu, dosyada adı geçeni bırak.
İki yıl önce Kılıçdaroğlu döneminin CHP delegesi, şimdi AK Parti’de. Seçmen bile bu kadar çabuk tavır değiştirmiyor, tüm şartlar aynıyken. Ama delege zart diye geçivermiş AK Parti’ye. AK Partili olmak ayıp değil elbet ama dün AK Parti’den kurtulmak için oy verenlerin oyunu isterken, AK Parti aynı AK Parti iken o partiye geçmek sahtekarlık değil mi! Özgür Özel yönetimini beğenmezsen istifa edersin partiden, başka bir muhalif partiye geçersin ama AK Parti’ye geçmek! Başka bir boyut.
Nasıl güvenecek buna samimi seçmen.
“Ulan bunların savunduğu her şey yalanmış. Allah belanızı versin” demeyecek mi!
Pislik değil mi bu!
Seçmen bunu görmüyor mu!
Bu yüzden “Yeni parti daha iyi olabilir” diyor zaten.
Bunu Silivri’de olduğum süreçte CHP lideri Özgür Özel’le defalarca konuştuk. Ben o zaman da butlan kararına kesin gözüyle bakıyordum. Özgür Bey ise bunun olmayacağına, hukuksuzlukta bu kadar ileri gidilmeyeceğine inanıyordu.
Böyle bir karar çıkması halinde de yeni bir parti düşünmediğini açıkça söylemişti.
“Parti içinde mücadele ederiz. Kurultay talep ederiz. Örgüt artık Kılıçdaroğlu’nu istemiyor. Çok açık. Seçime kalmadan partiyi geri alırız” düşüncesinde idi. CHP gibi kökleri olan, manevi varlığı kadar maddi varlığı da sağlam bir partiyi bırakmak elbet kolay değil. Bir anlamda vatanı bırakmak gibi görünebilir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet’in bir değerini, Atatürk’ün bir mirasını daha yok etmesine izin vermek, emanete ihanet etmek gibi de görünebilir.
Ancak şunu da görmemiz lazım.
CHP kendi seçmeni gözünde güvenilir bir parti değil. İçinde seçmenine ve CHP’nin değerlerine her an ihanet etmeye hazır bir grubu da barındırıyor. Ve o grup şimdi işbaşında.
Belki biraz daha mücadele edilebilir.
Ama eşit şartlarda olmayan bu mücadeleyi sonsuza kadar sürdürmek çok da doğru olmayacak gibi.
“Dürüst maliyeci!” Kılıçdaroğlu’nun danışmanı vergi kaçakçısı
Kılıçdaroğlu nasıl ki Atatürk ilkelerinden, CHP’nin altı okunun manasından bihaberse kurduğu ekip de kendinden farklı değil.
Kılıçdaroğlu tarağından parti sözcülüğüne getirilen kişi, daha ilk basın açıklamasında çuvallıyor. “CHP Merkez Yürütme Kurulu” diyor.
Yöneticisi yapıldığı partiden öylesine uzak, öylesine bihaber, öylesine aymazlık içinde ki AK Parti’de bulunan bir organını CHP’ye taşıyor. Olsa CHP’de merkez yürütme kurulu diye bir yapı yok.
O yapı AK Parti’de var.
Ama Kılıçdaroğlu’nun bulup bulabildiği parti sözcüsü CHP’den ancak bu kadar haberdar.
Ya basın danışmanı yaptığı “pos bıyık”a ne demeli.
CHP üyesi bir gazeteci, Şaban Sevinç, pos bıyığın Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı dönemde gazetenin internet sitesi gelirlerini
zimmetine geçirdiği için gazeteden kovulduğunu iddia etti.
Pos bıyık ise bu iddiaya yanıt verirken, merdi kıpti gibi “sirkatin söyledi”, kendini savunurken suçunu itiraf etti.
Dedi ki, “Ben zimmetime para geçirmedim. Kağıt üzerinde gösterilenden daha yüksek ücret alıyordum. Bu para o para.”
Zimmetine para geçirse bu gazete ile onun arasında olurdu.
Bunun itirafı ise daha vahim. Ortada açık bir “açıktan ödeme” itirafı var. Vergi kaçakçılığı, SGK prim sahtekarlığı.
Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı bu itiraf üzerine pos bıyıklı merdi kıpti hakkında gereğini yapmalıdır.
KİNDAR NESİL
CHP’nin genel başkanlık koltuğuna oturtulan Butlan Kemal Kılıçdaroğlu, elinde balta ile züccaciye dükkanına dalmış vaziyette.
Bir sol partinin sağcı genel başkanı olarak ilk işi işçi kıyımı oldu.
Birkaç gün içinde 60 parti çalışanının görevine son verdi.
Daha doğru tabirle işten attı, kovdu.
Hem de “işçi düşmanı” patronlar gibi, tazminatsız, ihbarsız, kıdemsiz.
Galiba iktidar eliyle bir şeye sahip olanlar böyle davranıyorlar.
Demirören Medya grubu da gruba sahip olduktan sonra birçok gazeteciyi aynı şekilde işten atmıştı.
Ancak Demirören grubu işten attıklarını kendi işe almamıştı.
Kılıçdaroğlu ise kendisinin işe aldığı insanları, hatta partide 20-25 yıllık emeği olan çalışanları işten kovuyor.
Böylesine kindarlık, böylesine insanlıktan uzak tutum görülmemiş bir şey. Tam da arzulanan kindar neslin temsilcisi gibi. (Ah bir de seccadeye ayakkabı ile basmasaydı)
Sonra bu adam çıkacak partisinin işçi haklarını savunduğunu söyleyecek öyle mi!
Yersen.
Bu arada hukuki görüşlerine, tavrına çok önem verdiğim, tam bir hukuk adamı hatta adalet adamı olan Prof. Tolgan Şirin’i de partideki görevinden azletmiş.
Bence doğru yapmış.
Tolga Şirin gibi düzgün bir hukukçu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olamazdı.




