Eğirdir Gölü’nün milyonlarca yıllık jeolojik geçmişe sahip doğal bir göl olduğunu vurgulayan Dr. Erol Kesici, gölün öncelikli kullanım amacının içme suyu kaynağı olduğunu ifade etti. Kesici, gölün korunması ve kullanımının bu öncelik doğrultusunda planlanması gerektiğine dikkat çekti.

“600 BİN KİŞİ GÖLDEN DOĞRUDAN YARARLANIYOR”

Eğirdir Gölü’nün bölge açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Kesici, şu değerlendirmelerde bulundu: “Gölden içme suyu, tarımsal sulama, balıkçılık ve turizm amacıyla toplam 600 bin kişi doğrudan yararlanmaktadır. Milyonlarca kişi de göl havzasında üretilen elma, kiraz, balık, peynir ve benzeri tarım ve hayvancılık ürünlerini tüketmektedir.” Kesici, bu nedenle Eğirdir Gölü’nde yaşanacak bir ekolojik çöküşün yalnızca göl çevresindeki yerleşimleri değil, çok daha geniş bir coğrafyayı etkileyeceğini söyledi.

“GÖLÜN SU SEVİYESİ SON YILLARDA YÜZDE 70’E VARAN ORANDA AZALDI”

Eğirdir Gölü’nün son 70 yılda insan müdahaleleri nedeniyle doğal yapısında ciddi bozulmalar yaşadığını savunan Kesici, göl çevresindeki bataklıkların kurutulması, tarım alanlarının genişletilmesi ve su kaynaklarının aşırı kullanılması gibi uygulamaların ekolojik dengeyi bozduğunu belirtti. Göldeki organik, inorganik, kimyasal ve biyolojik kirliliğin arttığını ifade eden Kesici, su bitkilerindeki aşırı çoğalma ve göl tabanındaki kirliliğin gölün bataklıklaşma sürecini hızlandırdığını dile getirdi. Kesici, göl seviyesindeki ciddi düşüşün temel nedenleri arasında havzadaki aşırı su kullanımını göstererek, iklim değişikliğinin tek başına gerekçe olarak gösterilmemesi gerektiğini savundu.

“YERALTINDAKİ SU DA ALARM VERİYOR”

Eğirdir Gölü havzasındaki sondaj kuyularına da dikkat çeken Kesici, yasal ve yasa dışı sondajların yeraltı su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Kesici, yeraltı suyunun sınırsız bir kaynak olmadığını belirterek, özellikle son yıllarda artan sondaj faaliyetlerinin su kaynaklarının geleceği açısından tehlike oluşturduğunu ifade etti. Kaçak sondajların ve zorunlu sayaç uygulamalarına uymayanların sıkı şekilde denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Kesici, “Kaçak sondajı yaptıran da yapan da gerekli cezayı almalıdır. Yetkililerin bu konuda popülist davranmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

MERMER VE TAŞ OCAKLARI İÇİN DE UYARI

Eğirdir Gölü Havzası'ndaki mermer ve taş ocağı faaliyetlerinin de su kaynakları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kesici, bu faaliyetlerin orman ve bitki örtüsünün tahrip olmasına, erozyonun hızlanmasına ve yeraltı su sisteminin bozulmasına neden olabileceğini söyledi.

Patlatmalar nedeniyle mevcut su kaynaklarının yön değiştirebildiğini veya kuruyabildiğini ifade eden Kesici, özellikle blok mermer üretiminde arazinin fiziksel yapısının bozulduğunu, su depolama özelliğine sahip kayaçların ve ormanların yok edilmesinin su kaynaklarını olumsuz etkilediğini dile getirdi.

“50 YILLIK YATIRIMLAR 5 MİLYON YAŞINDAKİ GÖLLERİ TEHDİT EDİYOR”

Baraj ve göletlerin doğal göller üzerindeki etkilerine de değinen Kesici, akarsuların doğal akışının değiştirilmesinin göllerin beslenmesini olumsuz etkileyebileceğini savundu. Baraj ve göletlerin kullanım ömrünün ortalama 50 yıl civarında olduğunu belirten Kesici, çarpıcı bir karşılaştırma yaptı: “Ortalama 50 yıllık kullanım ömürleri olan baraj ve göletler, 5 milyon yaşındaki göllerimizin yaşamını tehdit etmekte, kurumasını hızlandırmaktadır.” Isparta’da Eğirdir Gölü Havzası'nda çok sayıda baraj ve gölet bulunduğunu belirten Kesici, yeni yatırımlar yerine gölün doğal yollarla beslenmesini sağlayan yüzey akışlarının korunması gerektiğini söyledi. Aral ve Urmiye göllerinin yaşadığı kuruma süreçlerinin doğal göller açısından önemli bir uyarı olduğunu ifade eden Kesici, “Bilinmesine, söylenmesine rağmen ders çıkarılmıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“GÖL SUYUNUN VERİMLİLİĞİ SEFERBERLİĞİ BAŞLATILMALI”

Eğirdir Gölü'nün kurtarılması için suyun kullanımında yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğunu belirten Kesici, havzada modern tarım ve sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yeraltı damla sulama, yağmurlama ve benzeri teknolojik sistemlerin daha fazla kullanılması gerektiğini belirten Kesici, gölün su bütçesini olumsuz etkileyen aşırı su alımlarının önüne geçilmesi çağrısında bulundu. Kesici, Eğirdir Gölü'nün doğal su seviyesine ve doğal döngüsüne yeniden kavuşturulmasının öncelik olması gerektiğini belirterek çözüm önerisini de açıkladı:

DEPLASMANDAN PUANSIZ DÖNÜYORUZ
DEPLASMANDAN PUANSIZ DÖNÜYORUZ
İçeriği Görüntüle

“İLK YOL HARİTAMIZ ‘GÖL SUYUNUN VERİMLİLİĞİ SEFERBERLİĞİ’ OLMALIDIR.”

Su kaynaklarının sonsuz olmadığının topluma anlatılması gerektiğini ifade eden Kesici, tarımda bilim dışı ve aşırı su kullanımının yalnızca su kaybına değil, toprak kaybına, ürün kalitesinin düşmesine ve daha fazla kimyasal kullanımına da yol açtığını söyledi.

“GÖL YOK OLURSA ACI GERÇEKLE HERKES YÜZLEŞECEK”

Eğirdir Gölü’nün geleceğinin yalnızca Isparta için değil, gölden doğrudan ve dolaylı şekilde yararlanan yüz binlerce ve milyonlarca insan için önem taşıdığını vurgulayan Kesici, uyarısını şu sözlerle tamamladı: “Göl yok olursa acı gerçekle herkes yüzleşecek.”

Kaynak: Haber Merkezi