Aynı ortamda bulunup birbirimizi hiç görmediğimiz bir çağda yaşıyoruz.

En büyük iletişim sorunu, kimsenin gerçekten dinlememesi olabilir. Sanki herkes sadece söz sırasının ona gelmesini bekler gibi. Anlamak o kadar zorlaşmış ki; anlatmak imkansız hale geliyor.

Oysa ki her insanın bir hikayesi, her hikayenin bir öncesi var. Kişinin iletişim ihtiyacı bir tür manevi eksiklik ya da iç huzur arayışı olabilir. Teoride öğretilen iletişim pratikte konuşmak, söz sırasının sana gelmesi, anlaşılmamak ve yeni kaygılara dönüştü.

Mesajlar, smsler bile yerini çıkartmalara, kısaltılmış “sözde” sözcüklere bıraktı. Herkesin tek derdi kafasındaki kelime yığınlarını karşı tarafa akıtıp yoluna devam etmek oldu. Ama merak etmeliyiz, farkında olmalıyız.

Bu iletişimsizlik sürecinde kimler gözlerimiz önünde eriyor? Kimler yalnızlık hissinde boğuluyor? Kimler geleceğe karşı umudunu yitiriyor?

Bu kadar duyarsız, düşüncesiz olmak hangi olaydan sonra oldu bilemem ama zaten hayat kendiliğinden zorken bir de anlayabileceğini, konuşabileceğini düşündüğün kişilerin karşında bir duvar varmış gibi hissettirmesi zoru imkansızlaştırmaktan başka bir şey değil.

Geçim sıkıntıları, gelecek kaygıları, manevi eksiklikler, psikolojik sorunlar ve daha fazlası. Yanımızdaki, hatta çevremizde biraz uzakta olduğunu düşündüğümüz kişileri bile gerçekten anlamaya çalışmak, bunu istemek bence iletişimden daha fazlası.

Bir kişiye umut olmak, yalnız hissettirmemek artık sevgiden daha önemli. Anlamak niyetiyle çıktığımız yolda, hikayesini bilmediğimiz ama bir hikayesi olduğunu tahmin ettiğimiz kişiye bir umut, bir şans olduğunu hissettirebiliriz.

Kötüleşen dünyada el ele olamayız ama düşünceler ve kelimeler bir sığınak olabilir.

Yani sen derdi olan, hikayesi gittikçe zorlaşan arkadaşın için yapmacık gözyaşları döküyorsundur belki ama “nasılsın” diye soramıyor musun? Komik olma, gerçekçi ol. Kimsenin senin gözyaşına ihtiyacı yok. Anlamana ihtiyacı var. Elbette herkes ve her şey anlaşılamaz. Ama bir tiyatro sahnesinde kimse sadece ağlayarak alkış almaz. Replikler gelir, anlam kurulur, duygu seyirciye geçer ve alkış ondan sonra gelir.