Akpınarlı, pelvik bölgede kan göllenmesiyle seyreden kronik pelvik konjesyonun, bazı kişilerde ağrının kronikleşmesine katkıda bulunabileceğini belirtti.
“PELVİK BÖLGEDE KAN GÖLLENMESİ AĞRI DÖNGÜSÜNÜ TETİKLEYEBİLİR”
Kronik pelvik konjesyonu, pelvik bölgede kan göllenmesi ve buna eşlik eden kronik ağrı döngüsü üzerinden açıklayan Akpınarlı, süreçte öncelikle pelvik damarlarda kan birikmesinin ve venöz basıncın artmasının söz konusu olabileceğini ifade etti.
Akpınarlı’nın aktardığı bilgilere göre, venöz göllenme ile birlikte pelvik damarlarda basınç ve dolgunluk hissi artabiliyor. Yavaşlayan kan akımı ve artan venöz basınç ise bölgedeki dolaşımı etkiliyor.
Süreç ilerlediğinde mikrosirkülasyon bozukluğu ortaya çıkıyor. Bunun sonucunda dokuların oksijenlenmesinin azalması, hücresel stres ve hassasiyet gelişiyor. Azalan oksijenlenme ve artan inflamasyonun ise sinir irritasyonuyla birlikte pelvik ağrının devam etmesine neden oluyor.
“HER PELVİK AĞRI KAS KAYNAKLI DEĞİLDİR”
Akpınarlı, pelvik ağrı değerlendirilirken yalnızca kaslara odaklanılmaması gerektiğine dikkat çekerek, pelvik ağrının farklı nedenleri olabileceğini vurguladı.
Bütüncül yaklaşımda değerlendirilmesi gereken başlıkları ise şöyle sıraladı:
· Pelvik venöz dolaşım ve olası damar patolojileri
· Diyafram-karın-pelvis mekaniği
· Pelvik taban kaslarının tonusu ve koordinasyonu
· Solunum paterni ve abdominal basınç yönetimi
· Hareketsizlik ve uzun süre ayakta kalma
· Hormonal ve metabolik faktörler
· Beslenme, inflamasyon ve genel dolaşım sağlığı
TEDAVİDE NEDENİN DOĞRU BELİRLENMESİ ÖNEMLİ
Akpınarlı, manuel terapi, uygun egzersizler ve solunum çalışmalarının bazı hastalarda semptomların yönetimine katkı sağlayabileceğini belirtti. Ancak pelvik konjesyon sendromundan şüphelenilen durumlarda, öncelikle damar kaynaklı nedenlerin hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Akpınarlı, özellikle gün sonunda ortaya çıkan ya da uzun süre ayakta kalma veya oturma ile artan pelvik ağrı ve ağırlık hissinin dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, şikâyetlerin altında yatan nedenin doğru şekilde araştırılmasının önemine işaret etti.





