TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Isparta Temsilciliği, şantiye şefi görevlendirmelerinde esas alınması gereken ölçütün meslek unvanı değil, yapılacak işin teknik niteliği olduğuna dikkat çekti.
Şantiye şefliğinin yalnızca yapı ruhsatında adı geçen resmi bir görev olmadığına vurgu yapan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Isparta Temsilciliği, bu görevin yapım ve yıkım süreçlerinin projelere, teknik kurallara ve iş güvenliği hükümlerine uygun şekilde yürütülmesinden doğrudan sorumlu olduğunu belirtti.
Temsilcilik, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in de şantiye şefini, yapım veya yıkım faaliyetlerini yöneten ve gerekli teknik organizasyonu sağlayan sorumlu teknik personel olarak tanımladığını hatırlattı.
YÖNETMELİK İŞİN NİTELİĞİNİ ESAS ALIYOR
Açıklamada, Yönetmeliğin 6'ncı maddesinde mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi ve belirli şartları sağlayan teknik personelin şantiye şefliği üstlenebileceğinin belirtildiği, ancak bunun her meslek mensubunun her türlü yapım işinde şantiye şefi olabileceği anlamına gelmediği ifade edildi.
Yönetmeliğin aynı maddesinin üçüncü fıkrasına göre şantiye şefi belirlenirken iş deneyimi, yapım işinin konusu ve niteliği, işin büyüklüğü, özel uzmanlık gerektirip gerektirmediği ve imalat gruplarının yapı maliyetindeki ağırlığının birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Bu kapsamda kaba ve ince inşaat, mekanik tesisat ve elektrik tesisatı imalatlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi, yapı maliyetinde ağırlıklı paya sahip imalat grubuna uygun meslek mensubunun şantiye şefi olarak görevlendirilmesi gerektiği belirtildi.
BAZI İŞLERDE İNŞAAT MÜHENDİSİ ŞANTİYE ŞEFİ ZORUNLU
Temsilcilik, Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin sekizinci fıkrasında bazı işlerde yalnızca inşaat mühendisi unvanına sahip şantiye şefi görevlendirilmesinin zorunlu tutulduğunu hatırlattı.
Bu kapsamda palplanş, kazık, zemin ankrajı, iksa yapıları, derin kazılar, jet-grout ve diğer zemin iyileştirme uygulamaları, yıkım işleri, kayadan oyma depo yapıları, ayaklı su depoları, deprem yalıtımlı binalar ile ardgermeli ve öngermeli yapı elemanları içeren projelerde inşaat mühendisi şantiye şefi bulundurulmasının zorunlu olduğu ifade edildi.
Açıklamada, söz konusu işlerin taşıyıcı sistem, zemin mekaniği, yapı statiği ve deprem mühendisliği gibi doğrudan yapısal güvenliği ilgilendiren alanlarda uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekildi.
GÜÇLENDİRME PROJELERİNDE DE ESAS İŞİN NİTELİĞİ
Güçlendirme çalışmalarının yönetmelikte açıkça sayılmamış olmasının farklı yorumlara neden olmaması gerektiği belirtilen açıklamada, kolon, kiriş, perde, temel ve döşeme güçlendirilmesi, betonarme mantolama, çelik eleman ilavesi, kesit büyütme, ankraj uygulamaları ve yeni taşıyıcı eleman oluşturulması gibi çalışmaların doğrudan taşıyıcı sisteme müdahale niteliği taşıdığı ifade edildi.
Bu nedenle güçlendirme projelerinde maliyet ve teknik açıdan ağırlıklı imalatın taşıyıcı sisteme yönelik olması halinde, Yönetmeliğin ilgili hükümleri gereği inşaat mühendisi unvanına sahip şantiye şefinin görevlendirilmesinin gerekli olduğu kaydedildi.
Aynı yaklaşımın betonarme ve çelik taşıyıcı sistemlerin ağırlıklı olduğu yapılar, temel ve istinat yapıları, derin kazılar, deprem performansını artırmaya yönelik yapısal müdahaleler ile hasarlı yapıların onarım ve güçlendirme çalışmalarında da uygulanması gerektiği belirtildi.
İDARELERİN TEKNİK İNCELEME SORUMLULUĞU BULUNUYOR
Temsilcilik, Yönetmeliğin 9'uncu maddesi uyarınca belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer idarelerin yalnızca meslek unvanını esas alarak işlem yapmaması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, ilgili idarelerin projenin niteliğini, yapılacak imalatların kapsamını ve maliyet içindeki ağırlığını teknik olarak değerlendirerek şantiye şefi görevlendirmesi yapmasının yasal bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
"ÖNCELİK KAMU YARARI VE YAPI GÜVENLİĞİ OLMALI"
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Isparta Temsilciliği açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı:
"Şantiye şefi görevlendirmelerinde meslekler arasında bir yetki tartışması değil, işin gerektirdiği uzmanlığın esas alınması gerekir. Deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemizde taşıyıcı sistem, zemin, temel, kazı, iksa, yıkım ve güçlendirme gibi yapısal güvenliği doğrudan etkileyen çalışmaların, bu alanlarda eğitim ve uzmanlığa sahip inşaat mühendislerinin sorumluluğunda yürütülmesi; mesleki bir talebin ötesinde, toplumun can ve mal güvenliğinin korunması açısından zorunluluktur."




