EĞİRDİR GÖLÜ İÇİN SEFERBERLİK SÜRÜYOR
EĞİRDİR GÖLÜ İÇİN SEFERBERLİK SÜRÜYOR
İçeriği Görüntüle

Doğaltaş ve antika mesleğine yıllarını adayan Kadir Köken, antikacılığın geçmiş kültürlerin tanınması ve gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir alan olduğunu ifade etti. Mesleğe 1993 yılında başlayan, 2005 yılından itibaren çalışmalarını Isparta’da sürdüren Köken, antikaya olan ilgisinin küçük bir Osmanlı parasıyla başladığını ve zaman içerisinde büyük bir tutkuya dönüştüğünü anlattı.

“ANTİKA BİR ÖMRE SIĞMAZ”

Antikacılığın kendisi için sıradan bir meslek olmadığını dile getiren Köken, “Antika bir ömre sığmaz” sözleriyle bu alana olan bağlılığını anlattı. Köken, “Antika bitmek tükenmek bilmeyen bir sevdadır. Bütün güzelliklerin adeta bir araya toplanış halidir. Küçük bir Osmanlı parası ile başladığım bu meslek bende zaman içerisinde bir tutkuya dönüştü. Her sabah kepenkleri açtığımda karşılaştığım antikalar, günümün mutlu geçmesine vesile oluyor. Çünkü ben mesleğine aşık bir insanım” ifadelerini kullandı.

“KÜLTÜR SADECE KİTAPLARDAN ÖĞRENİLMEZ”

Geçmiş kültürün yalnızca ders kitapları aracılığıyla öğrenilmemesi gerektiğini vurgulayan Köken, çocukların ve gençlerin geçmişten kalan eşyalarla da tanışması gerektiğini söyledi. Köken, “Her birey doğup büyüdüğü toprakların kültürünü sadece ders kitaplarından öğrenmemeli. O kültürü taşıyan nesnelerle de haşır neşir olmalı. Antikacılar ve müzeler bu anlamda çok güzel alternatifler. Çocuklarımıza kendi kültürümüze ait birkaç eşya tanıtmak hayatımızdan hiçbir şey götürmez. Tam tersine onları kültürüne sahip çıkan bireyler olarak yetiştirmemize katkı sağlar” dedi.

“ANTİKALAR SADECE SÜS EŞYASI DEĞİL”

Günümüzde antika eşyalara ilginin devam ettiğini ancak bu eşyaların taşıdığı kültürel anlamın yeterince bilinmediğini ifade eden Köken, antikaların yalnızca dekoratif amaçlarla kullanılmasının eksiklik olduğunu belirtti. Özellikle pandemi döneminde insanların evlerinde daha fazla vakit geçirmesiyle birlikte antika eşyalara yönelik ilginin arttığını söyleyen Köken, “Antika eşyalara yönelik talebin olması elbette olumlu bir durum. Ancak insanların satın aldıkları eşyanın ne olduğunu, geçmişte nerede ve nasıl kullanıldığını bilmemeleri beni biraz buruk bir sevince götürüyor. Çünkü antika sadece bir süs eşyası değildir. Her bir eşyanın geçmişi, kullanım amacı ve taşıdığı bir kültürel değer vardır” diye konuştu.

OKULLARDA ANTİKA TANITIMI YAPIYOR

Kültürel mirasın genç kuşaklara aktarılması amacıyla okullarda çeşitli çalışmalar yaptığını da anlatan Köken, öğrencilere antika eşyaları tanıtarak geçmişle bağ kurmalarına katkı sağlamaya çalıştığını söyledi. Köken, “Bu konu üzerine yaptığım çalışmalardan biri de okullara giderek antika eşyaları tanıtmak. Yaklaşık bir ders saati içerisinde çocuklara hem kültürümüzü anlatıyor hem de o kültürün taşıyıcısı olan eşyaları gösteriyorum. Çocukların bu eşyalara dokunması, onları görmesi ve hangi amaçla kullanıldığını öğrenmesi çok önemli” dedi.

“KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

Kültürel mirasın korunmasının toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Kadir Köken, bu tür çalışmaların daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğini ifade etti.

KÖKEN, SÖZLERİNİ ŞÖYLE TAMAMLADI:

“Bence bu tanıtım çalışmaları küçük yaşlardan itibaren başlatılmalı ve zaman içerisinde büyütülerek devam ettirilmeli. Çünkü sahip çıkılmayan kültür yok olmaya mahkumdur. Biz kendi değerlerimizi, geçmişimizi ve kültürümüzü korumazsak, yarın başka milletlerin bu değerlere sahip çıktığını görebiliriz. Antika eşyalar geçmiş ile bugün arasında bir köprü görevi görüyor. Bu köprüyü korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur.”

Kaynak: Haber Merkezi