ANNEM YAPAY ZEKÂYLA ARKADAŞ OLMUŞ
İlk duyduğumda güldüm. Sonra farkına vardım ki artık insanlar “Google’a sordum”, “Yapay zekâya sordum.” demiyor. “Onunla konuştum, o bana bunu söyledi.” diyorlar.
Teknolojik bir şeyden ya da bir uygulamadan değil de birinden bahsediyorlar sanki. İnsanlığı ele geçirmesinden korktuğumuz yapay zekâda artık insanlık aramaya başladık. Hatta yargılanmadan dinlenmeyi, huzurlu ve bölünmeyen sonsuz sohbetleri yapay zekâda bulduk. İstediğimiz ilgiyi yapay zekâdan alıyoruz.
Ya dertler insanların çözemeyeceği kadar büyüdü; ki bence öyle değil. Ya da yapay zekânın bize verdiği o kodlanmış huzurun ve ilginin bağımlısı hâline geldik.
Bunun sebeplerinden biri, insanların derinliğini kaybetmesi, yüzeysel yaşıyor olmaları olabilir. Ya da sözünün kesilmemesi, sana bağırılmaması, sabırla, sözde de olsa iletişimin devam etmesi de olabilir.
Ürkütücü olan kısımsa, bu arayışlarımızı bir insanın değil de duyguları olmayan bir şeyin karşılıyor olması.
Yani annem, sen veya ben yapay zekâyla arkadaş olmadık. Uzun zamandır bulamadığımız bir dinleyiciyle karşılaştık. Hâliyle zihnimiz, bize sürekli karşılık veren o “şey”i artık “biri” konumuna yükseltti.
Bir gün yapay zekâ duygu kazanır mı bilmiyorum. Bildiğim tek şey, biz duygularımızı paylaşacak insan bulamayınca onları bir makineye anlatmaya başladık.
Belki de gelecekte insanlar, yapay zekânın ne kadar geliştiğini değil, neden ona bu kadar ihtiyaç duyduklarını konuşacak. Çünkü bir teknolojiyi “biri” yapan şey onun zekâsı değil; insanın, onda kendine yer bulmasıdır. Ve herkes yapay zekânın bilinç kazanacağından korkuyor. Ben, insanların onu bilinç sahibi sanmasından korkuyorum.