ÖZÜR, ZAMANA KARŞI KAYBEDER

Kendimiz hakkında en büyük yanılgımız, neleri asla yapmayacağımıza inanmaktır.

"Ben bunu yapmam."

Hayatın en iddialı cümlelerinden biridir bu. O cümleyi kurarken kendimizi değil, olmak istediğimiz insanı anlatırız. Sonra hayat, insanı kendi cümlesiyle sınar. Bir gün dönüp aynaya baktığında, en çok eleştirdiğin davranışı kendinde görürsün. İşte insanın kendisiyle gerçek tanışması o an başlar. Bazı yüzleşmeler başkasıyla değil, kendi vicdanınla yapılır.

Hata yapmak, insan olmanın parçasıdır. Ama bazı hatalar vardır ki sadece bir günü değiştirmez. Kendinle ilgili bildiğin her şeyi sarsar; en sevdiğinin gözündeki ışığı söndürür. İşte en ağır yüklerden biri de budur. En zor olan, yaptığın hatanın yükü değil; o hatayı yapan kişinin sen olduğunu kabul etmektir. İnsan önce kendini savunur. Bahaneler bulur. O anın öfkesine, şartlara, yanlış anlaşılmalara, hatta bazen söylediği yalanlara sığınır. Vicdanın garip bir huyu vardır; hiçbir bahaneyi uzun süre kabul etmez. Bir gün bahaneler biter. Geriye yalnızca yaptığın seçim kalır.

İşte insan o zaman özür diler. Ama bazı şeyler özür beklemez. Zaman bekler. Davranış bekler. Kırılan güven birkaç cümleyle geri gelmez. Güven sözle değil, zamanın içinde yeniden kurulur. Bazen de geriye, kapanmayan bir mesafeyle yaşamayı öğrenmek kalır.

Yaptığın şeyden pişman olursun. Sonra daha zor bir gerçekle karşılaşırsın: O şeyi yapan kişi de sensindir. İnsan kendini tanıdığını sanırken, hiç tanımadığı bir tarafıyla karşılaşabilir.

İnsan kendini en çok iyi biri olduğuna inanırken tanır. Asıl tanışma ise, bir gün istemediği birine dönüştüğünü fark ettiğinde başlar. Bir hata bazen iki insanı da değiştirir. Biri eskisi kadar kolay güvenemez. Diğeri ise kendinden eskisi kadar emin olamaz.