KİMSİN? KİMSESİZ Mİ?
İletişim problemlerinin sonuçlarından en kötüsü ne olabilir? Kimsesiz hissetmek mi, kim olduğunu bilememek mi? Konuşamadığında, anlaşıldığını hissetmediğinde gelen kimsesizlik hissinin sancısı büyüktür. Çünkü insan, bir noktadan sonra kendi sesine yabancılaşır. “Beni kimse anlamıyor” evresinden sonra “Ben aslında ne hissediyorum?” evresine geçer. Bence bu, insanın en berbat halidir.
Ve insanın en berbat haline duyarsız kalmak, onun kimsesizliğini onaylamaktan başka bir şey değildir.
Dünyanın en kötü insanı bile birinin kimsesidir. Ama kimsesiz hissetmenin sebebi çoktur: iletişimde kendini kusursuz sanmak, duyarsızlaşmak, her şeye yabancılaşmak…
Zaten sözcüklere ve insanlara kör, seslere sağır olmak zorken; bu yolda neleri hiç ettiğini fark ettiğinde ya yalnız kalmışsındır ya da birilerini yalnız bırakmışsındır.
Seçenekleri elinin tersiyle itmek, tutunmaya çalışanın parmaklarını çekiştirip bırakmak saf bencilliktir. Ve parmakları çekiştirmekten söz ettiğimde, uğraşılmış bir kötülükten bahsetmiyorum. İnsan bazen en büyük zararı, farkında bile olmadan verir.
Boğulduğun en büyük yanılgı şu olabilir:
Kendini bir “biri” sanarken, başkalarını kimsesiz bırakmak. Belki de sandığın kişi değilsin.